Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası

Zina (Aldatma) Davası Nedir?

Zina basit tabirle tanımlanacak olursa eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak eşini aldatmasıdır. Evli olan eşlerin birbirlerine sadakat borcu bulunmaktadır, zina eylemi ile sadakat ve manevi bağımlılıkları ihlal edilmiş olacaktır. Zina eylemi kocanın karısından başka bir kadınla ya da kadının kocasından başka bir erkekle cinsel ilişkiye girmesidir.

Eşinden gizli olarak bir başkasıyla mesajlaşması, sohbet etmesi ya da flört konuşma ve tavırlarda bulunması zina eylemi değil, güven kırıcı hareketlerde bulunduğunu gösterecektir. İki eylem arasındaki farkı iyi bilmek ve kanunda belirtilen boşanma sebeplerinden hangisi ile boşanma davası açılması gerektiğini ayırt etmek gerekmektedir. Zina eyleminde cinsel ilişkiye girme şartı bulunmaktadır, sadakat yükümlülüğünün ihlalini içermektedir. Boşanmanın özel sebepleri arasında olan ve kusura dayalı olan bir boşanma sebebidir.

Zina nedeniyle boşanma davası, çekişmeli boşanma davası olarak görülmektedir. Zinayı öğrenen eş, çekişmeli boşanma davası ile boşanmak zorunda değildir. Taraflar boşanma ve boşanmanın unsurları konusunda anlaştıkları takdirde anlaşmalı boşanma yolu ile boşanabilir.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Zina nedeniyle boşanma davası açılmadan önce belli başlı hazırlıklar yapılmalı, tecrübeli boşanma avukatından destek alınmalıdır. Zina nedeniyle boşanma davasında sadece aldatmaya dayanarak bir dava dilekçesi hazırlanabileceği gibi evliliği sarsan diğer boşanma sebepleri de eklenebilir. Zina nedeniyle boşanma davası açacak olan kişinin boşanma dava dilekçesinde öne sürdüğü aldatma ve zina eylemi iddialarını kanıtlar nitelikteki delillerini de belirtmesi gerekmektedir. Nitekim zina eylemini ispat edecek bir delil yok ise açılan boşanma davası reddedilecektir.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Zina nedeniyle açılan boşanma davasını açabilmek için belli şartlar bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda şartlar belirlenmiş olup zina nedeniyle boşanma davası açabilmek için şartları bilmek gerekmektedir. Zina nedeniyle boşanma davası açmak önemli bir durum olup uzman bir boşanma avukatı aracılığıyla dava açılmalı, mümkün değilse de avukata danışılmalıdır. Kanundaki belli prosedür ve kurallar bilinmeden açılan zina nedeniyle boşanma davası reddedilecek, hak kaybına uğramış olacaksınız. Zina nedeniyle boşanma davasının şartları tek tek belirtilmiş ve ayrıntılar ile açıklanmıştır.

Evlilik İlişkisinin Bulunması

Eşlerin arasında öncelikle geçerli bir evlilik ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Daha doğru deyişle, eşler arasında resmi bir evlilik olması şarttır. Resmi bir şekilde evliliği sonlandırmayan eşlerin başka birileriyle cinsel ilişkiye girmesi zina fiilini oluşturur. Örneğin ayrı yaşayan fakat halen evli olan çiftlerin sadakat yükümlülüğü devam ettiğinden başka birisiyle ilişkide bulunması zinaya dayalı boşanma sebebine neden olur.

Ayrıca boşanma sürecinde olan ancak boşanma davası henüz karara varmamış ise taraflar resmi olarak evli olduklarından sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmamaları gerekmektedir. Boşanma kararı verilmiş; ancak karar temyiz aşamasında ise eşlerin sadakat yükümlülüğü devam etmektedir. Aynı durum, ayrılık davası ile taraflar adına ayrılık kararı verilmesi halinde de geçerlidir.

Başkasıyla Cinsel İlişkide Bulunmak

Diğer bir şart ise evli olan bir kadının başka bir erkekle ya da evli olan bir erkeğin başka bir kadınla cinsel ilişkiye girmiş olmasıdır. Sıkça sorulan sorulardan biri eşin bir başkasına sarılması, mesaj atması ya da öpmesi gibi fiillerin zina sayılıp sayılmayacağıdır. Zinanın en önemli şartı cinsel ilişkidir. Dolayısıyla öpme, mesaj atma ya da sarılma gibi fiiller zina olması için yeterli olmayacaktır. Ancak eş ile aynı evde yaşamadığı dönemde hamile kalması ya da eşinin kısır olması halinde eşin hamile kalması halinde zina açısından yeterli delil olduğu kabul edilebilecektir.

Eşlerden birisinin eşi dışında cinsel ilişkide bulunması koşulun içerisinde başka bir koşul da barınmaktadır. Eşin cinsel ilişkide bulunacağı üçüncü kişi, hemcinsi olmamalıdır. Erkek olan eşin başka bir erkek ile cinsel ilişkiye girmesi ve ispat bulunması halinde zina nedeniyle boşanma davası açılmamalıdır. Hemcinsi ile cinsel ilişkiye giren eş adına açılan zina davasında cinsel birliktelik ispatlansa dahi zina nedeniyle boşanma davasının konusunu oluşturmayacaktır. Bu tarz durumda, haysiyetsiz hayat sürme ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanarak evliliğin çekilmez hale geldiği gerekçesi ile boşanma davası açılabilecektir. Zina nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için mutlaka karşı cinsten birisi ile cinsel beraberlik yaşaması gerekmektedir.

Zina Edenin Kusurlu Olması

Zina fiilini gerçekleştiren eşin kusurlu olması gerekmektedir. İşlemiş olduğu fiili ayırt ederek sonucunun neye dayandığını kestirebilecek iradede olmalıdır. Tehdit ya da iradesini başkasının zorlamasıyla kaybettiği anlarda eşiyle cinsel ilişkiye girdiğini ayırt edemeyecek durumda oluşmuşsa burada eş zina fiilini işlemiş olmaz.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Zina nedeniyle boşanma davası, çekişmeli boşanma davası niteliğindedir. Anlaşmalı boşanma davasında olduğu gibi tek celse ile sona ermemektedir. Zina nedeniyle boşanma davasının süresi, delillerin niteliği ve delillerin sayısına bağlıdır. Zina nedeniyle boşanma davasında, tanıklar delil olabilir. Kaç tanığın davaya gelip dinleneceği ve mahkemenin bir duruşmada en fazla kaç tanık dinleyeceği dahi duruşma sayısını etkilemektedir. Bunun yanında mahkemenin zina nedeniyle boşanma davasında, otel kayıtları davaya konu ise ilgili yerlere müzekkere yazması söz konusu olabilir.

Mahkeme, ilgili yerlere yazmış olduğu müzekkerenin cevabını bekleyebilir. Davanın uzaması ve sürüncemesi delillerin toplanılmasına bağlıdır. Genellikle zina nedeniyle boşanma davaları 1 ila 1,5 yıl sürmektedir.

Zina Davasında Aldatma Nasıl İspatlanır?

Zina nedeniyle açılan davalarda ispat çok önemlidir. Ancak aldatma fiili gizli gerçekleştirildiğinden kanıtlanması da bir hayli zordur. Bu nedenle mahkemeye doğrudan olmasa da dolaylı yoldan ispat edilebilen deliller sunulabilir. Bir önemli husus da deliller ‘hukuka uygun’ şekilde elde edilen deliller olmalıdır, hukuka uygun olmayan deliller mahkeme önünde ispat aracı olarak kullanılamaz. Bu sebeple davayı açmadan önce sunulacak olan delilleri bir boşanma avukatının incelemesinden geçmesi gerekmektedir. Dosyaya sunulan delillerin boşanma davasında delil niteliği taşıması ve karşı tarafın kusurunu ispatlaması gerekmektedir.

Zinada (Aldatmada) Neler Delil Olabilir?

  • Telefon mesajları: Eşinin aldattığına dair şüphesi olan kişi, zina eylemine dayalı olarak açmış olduğu boşanma davasında, aldattığına dair şüphesi olduğu kişi ile mesajlaşmalarının sıklığını ispatlamak amacıyla telefon kaydı talebinde bulunabilir. Mahkeme kanalıyla ilgili GSM operatöründen (Turkcell, Türk Telekom, Vodafone) gelecek olan kayıtlardan mesaj içerikleri değil, mesaj saati ve dakikası ile birlikte mesajlaşma sıklığına dair bilgiler görülebilecektir.
  • Mesaj kayıtları, zina eylemini kanıtlamayacaktır. Ancak zina eylemine dair diğer delillerle birlikte destekleyecek durumdadır. Bunun yanı sıra, telefon mesajlarının içeriğinde tarafların cinsel ilişkiye girdiğine dair ifadeler var ise telefon mahkemeye sunularak içindeki mesajlar doküman haline getirilmesi de talep edilebilecektir.
  • WhatsApp konuşmaları: Eşinin başka birisi ile cinsel ilişkiye girdiğine dair detaylı olarak bir mesaj bulunuyor ya da birbirlerinin cinsel ilişki esnasında çekilen fotoğraf ya da video kayıtlarının WhatsApp üzerinden atılması halinde telefon mahkemeye sunulabilir. Telefonun mahkemeye sunulması halinde, söz konusu mesajlar, doküman haline getirilebilecektir. WhatsApp içeriğinde bulunan fotoğraf ya da video kayıtlarını mahkemeye getirtilmesi ilgili kurula müzekkere yazılarak getirtilmesi mümkün değildir.
  • Facebook, Instagram, Twitter, TikTok mesajları: Eşi ile aldatmış olduğu kişi arasında Facebook, Instagram, Twitter, TikTok üzerinden geçen diyaloglarda cinsel ilişkiye girdiğine dair bir sohbet ya da cinsel ilişki esnasında birbirlerine göndermiş olduğu video ya da fotoğraflar delil olarak sunulabilir.
  • E-posta yazışmaları: Tarafların birbirlerine göndermiş olduğu maillerde, cinsel ilişkiye girdiğine dair sohbette bulunması ya da cinsel ilişki esnasında çekilen fotoğraf ya da video kaydının gönderilmesi halinde, mail dökümanları mahkemeye delil olarak sunulabilir.
  • Fotoğraf ve video: Tarafların cinsel ilişki esnasında çekmiş olduğu video ya da fotoğraf kaydı mahkemeye zina eyleminin bulunduğuna dair delil niteliği taşımaktadır. Bunun yanında tarafların aynı evde birlikte kalması, apartmanın güvenlik kameralarından tespit edildiği vakit zina eylemine ispat niteliğini taşıyabilecektir.
  • Tanık beyanları: Tarafların cinsel ilişkiye girdiğine dair tanık delili ile kanıtlamak pek mümkün değildir. Ancak tanık beyanları ile tarafların aynı otelde aynı odada kaldığı ya da aynı evde birlikte yaşadıklarına dair beyanlar zina eylemini kanıtlayacağından mahkemeye delil olarak sunulabilir.
  • Mektuplar: Tarafların cinsel ilişki esnasında çekmiş olduğu video ya da fotoğraf kaydının birbirine mektup olarak göndermesi, yine mektup içerisinde cinsel ilişkiye girdiklerine dair el yazısı ile mektup yazılması delil niteliği oluşturabilmektedir.
  • Otel kayıtları: Tarafların aynı otelde aynı odada kalması halinde zina eylemini işledikleri Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Tarafların aynı otel odasında kaldığına dair ispat, mahkeme kanalıyla ilgili şehrin emniyet müdürlüğüne yazılması halinde otel kaydının celbi mümkün olabilecektir.
  • Ses Kayıtları: Eşin telefonla yapmış olduğu görüşmeler de delil olarak mahkemeye sunulabilmektedir. Yalnız bu durumda önemli olan hukuka aykırı bir şekilde gizlice kaydedilen ‘ses kayıtları’ delil olarak sunulamaz. Ayrıca mahkemeden bu operatör konuşmalarının kaydı talep edilemez. Çünkü özel hayatın gizliliği nedeniyle bu görüşmelerin içeriği kaydedilemez. Mahkeme yalnıza görüşmenin hangi numara ile ne kadar süreyle ve ne sıklıkla görüşüldüğüne dair bir döküman çıkartılabilir.

Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar vb. belgeler, hukuka aykırı olarak elde edilmemesi koşuluyla mahkemeye karşı tarafın kusurunu ispatlamak maksatlı kullanılabilir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasına Dedektif Delilleri Sunulabilir Mi?

Eşinin kendisini aldattığından şüphelenen kişi, dedektif aracılığıyla delil elde etmek için özel bir dedektifle anlaşma sağlamaktadır. Eş takibi ve özel dedektif aracılığıyla delillerin elde edilmesi hukuka uygun olmayabilecektir. Şöyle ki; başka birisiyle bir ilişkisinin olup olmadığına ilişkin yakın takibe alınacak, evine veya işine giderken fotoğraflar çekilecek, takip amacıyla kamera kaydı alınacaktır.

Dedektif aracılığıyla elde edilen ve özel hayatın gizliliğini ihlal edilen deliller hukuka uygun delil niteliği taşımamaktadır. Kişinin mahremiyeti delil üretmek amacıyla ihlal edilecek, başkalarıyla paylaşmadığı hayatı ve bilmesini istemediği özel hayatın gizliliğini ihlal eden deliller sunulacaktır. Kişinin açık, kalabalık bir alanda fotoğrafının çekilmesi, görüntü veya sesinin kaydedilmesi her daim hukuka uygun değildir. Bu nedenle mahkeme dedektif aracılığıyla elde edilen delilleri hükme esas almayacaktır.

Aldatma İspatı için Casus Yazılım, Yakalama Telefon Programı Kullanmak Suç Mudur?

Eşinin kendisini aldatıp aldatmadığını ve telefonda kimlerle konuştuğunu öğrenmek için telefonuna casus programını indirmektedir. Casus programı ile WhatsApp yazışmaları, SMS mesajları, konumunun nerede olduğu, telefonda kimleri aradığı, Instagram fotoğraf paylaşımı ve mesajlaşmalarını görmek, Facebook Messenger mesajları ve aramada ne konuşulduğundan haberdar olmak için program indirilmektedir. Söz konusu programlarda eş, aldatıldığını öğrenmesi halinde elde etmiş olduğu delilleri de davaya sunacaktır. Telefonlara yüklenen casus programları ile kişisel veriler hukuka aykırı olarak elde edilmiş olacaktır. Mahkeme hukuka aykırı olarak elde edilen delilleri hükme esas almayacaktır.

Gizli Kameraya Yakalanan Aldatma Görüntüleri Delil Olur Mu?

Gizli olarak elde edilen görüntülerin mahkemeye sunulması halinde hakim hukuka aykırı elde edilen delil olduğundan hükme esas almayacaktır. Kamera görüntüleri kişiden habersiz olarak çekilmiş, aleni olmayan bir yerde hukuka aykırı olarak elde edilmiş ise delil niteliği taşımaz. Görüntüleri alınan eş kamera kayıtları sunan eş adına özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçu işlediği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Hukuka uygun olarak görüntü elde edinilmesi ancak ilgilinin rızası ve bilincinde olması, ayrıca çekim yapılmasına izin verilmesi halinde olacaktır.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Yeni Delil Sunulabilir Mi?

Boşanma davalarında sürekli gelişmeler olduğundan veya başka bir boşanma sebebini sonradan öğrenme durumları çok sık olduğundan yeni iddia ve yeni delil sunulması çok sık karşılanmaktadır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu boşanma davasına ilişkin kararlar vererek yeni delil sunumuna ilişkin nokta koymuştur. Davalı cevap dilekçesi sunmamış ise (dava dilekçesine yasal süre içerisinde cevap dilekçesi vermemiş ise) delil sunulamayacağı belirtilmiştir. Diğer karar ise mahkemenin ve kanunun belirtmiş olduğu yasal süre içerisinde delilleri sunmayan kişinin sonradan delil sunmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.

Adil yargılanma hakkı gereği davaların tarafları mağdur etmemesi amacıyla makul sürede bitirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle birçok düzenleme getirilmiş, bu amaçla delilleri bildirmek için kesin bir süre öngörülmüştür. Böylelikle her yeni delil elde edindiğini iddia eden davanın her aşamasında delil sunması davanın kısa sürede sona ermesini önleyecektir. Delillerin sunulması için mahkeme taraflara kesin süre vermektedir. Ön inceleme duruşmasından itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde deliller sunulabilecektir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Çocukların İfadesi (Beyanı) Alınır Mı?

Velayet hakkını her iki taraf da talep ediyor ise çocuğun üstün yararı adına çocuk idrak yaşında olması halinde mahkeme bir uzman aracılığıyla çocuğun velayete ilişkin beyanını alacaktır. Bunun yanında evlilik birliğindeki uyuşmazlığa ilişkin eşlerden birisi çocuğu tanık olarak gösterebilir. Çocuğu tanık göstermesi halinde hakim, gerekli görür ise müşterek çocuğun tanıklığına başvurabilecektir. Müşterek çocuk, tarafların yakın hısmı olduğundan kanunen tanıklıktan çekilme hakkı bulunmaktadır, hakim beyanını almadan önce çekilme hakkı olduğunu hatırlatarak beyanda bulunmak isteyip istemediği sorulacak, beyanda bulunmak istiyor ise beyanı alınacaktır.

Çocuk davaya konu olan olaylarda gördüğü veya duyduğu, birebir şahit olduğu konuları hakimin sorusu üzerine cevaplandıracaktır. Kanaatimce çocukların anne ve babasının boşanma dosyasında tanıklıkta bulunması psikolojik travmaya neden olma riski bulunmaktadır. Çocukların evliliğin bitimine neden olan olaylarda duruşmada beyanda bulunması, hakim karşısına çıkması psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır, Tazminat Miktarı Ne Kadar?

Aile mahkemesine zina nedeniyle boşanma talepli dava dilekçesi sunularak açılmaktadır. Dava dilekçesinde kişi zina eylemine ilişkin iddiaları sıralandırmalı, iddialarını ispatlayacağı delilleri de belirtmelidir. Dava dilekçesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun olarak düzenlenmelidir.

Tazminat miktarı evliliğin süresi, eşin kusuru, sosyal ve ekonomik durumuna göre mahkemenin takdirine göre belirlenecektir. Kişi dava dilekçesinde evlilikte kusur nedeniyle uğramış olduğu zararını manevi olarak çöküntüye girmiş ise yaşama sevincini yeniden yerine getirecek ve psikolojik olarak uğradığı tahribatın karşılığı olarak manevi tazminat miktarını da belirtmelidir.

Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davasının Mal Paylaşımı

Boşanma davası sürecine giren tarafların ayrı dava olarak görülen mal rejimi tasfiyesine ilişkin davalar boşanma davasının karara çıkıp kesinleşmesini beklemektedir. Boşanma davası kesinleşmeden tarafların mal paylaşımına ilişkin davaları bekletici mesele olarak bekletilir. Zina sebebiyle açılan boşanma davalarında, zinanın ispatlanması halinde mal paylaşımı davasına da etki etmektedir.

Şöyle ki; zina yapan eşe mal rejimi tasfiyesinde hakkı olan artık değerdeki payının azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verilebilir. Mal paylaşımındaki hakkın azaltılması ya da tamamen kaldırılması durumu hakimin takdirine bağlı bir durumdur. Azaltma ya da tamamen kaldırma durumu hakimin takdirinde olduğundan dava öncesinde mal paylaşımına ilişkin kesin bir öngörü tespitinde bulunulamaz.

Evlilik Sözleşmesine Aldatma Maddesi Konulabilir Mi?

Evlilik sözleşmesinde taraflar yalnızca hangi mal paylaşımı rejimini tercih ettiğini belirttiğine dair sözleşme gerçekleştirebilecektir. Geleceğe dönük olarak aldatmaya ilişkin mal rejimi koşulu konulması geçerli olmayacaktır. Yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılım rejimidir. Edinilmiş mallara katılım rejiminde, evlilik birliği içerisinde elde edilen mallarda her iki eşin yarı yarıya hakkı bulunmaktadır. Ancak evlilik sözleşmesinde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında başka bir mal rejimini tercih ettiği belirtilmektedir. Herhangi bir koşula bağlanamaz, yalnızca sözleşmede kanunda belirtilen mal rejimlerinden birisini tercih ettiklerini kabul eden bir sözleşme düzenleyebileceklerdir.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka Konusu

Boşanma davasında üç tür nafaka vardır; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası.

Yoksulluk nafakası, kusurlu olmayan tarafa ödenen nafaka olduğundan aldatan eşin aldattığının ispatı halinde aldatan eşe yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedilmez.

Ancak tedbir nafakası, boşanma sürecinde maddi sıkıntıya düşecek olan tarafa ödenmektedir. Dava sürecinde aldattığı iddia ediliyor ancak kanıtlanamamış ise tedbir nafakası aldattığı iddia edilen eşe ödenebilir. Boşanma davası sonucunda aldatan eşin aldatıldığı ispat edilmiş ise tedbir nafakası yoksulluk nafakasına dönüşmez.

İştirak nafakası, müşterek çocuklar adına ödenmektedir. Dava süreci boyunca çocuklara ödenen tedbir nafakası, dava sonucunda iştirak nafakasına dönüşebilmektedir. Dava sonucunda çocuklara ödenecek olan iştirak nafakasının boşanma davasına konu olan aldatma eylemi ile bir ilgisi olmamaktadır.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davasında Velayet Konusu

Boşanma davasında her iki taraf müşterek çocuğun velayetini talep ediyor, bu konuda uzlaşamıyor ise velayetin kime verileceği merak edilen konulardandır. Nitekim zina nedeniyle boşanma davalarında, aldatan kadın ya da erkeğe çocuğun velayetinin verilip verilmeyeceği genellikle en çok sorulan sorulardan birisidir.

Mahkeme, çocukların velayeti konusunda çocuğun menfaatini, yararını gözeterek karar vermektedir. Taraflardan hangisinin eşini aldattığına, evlilikte hangi tarafın tam kusurlu olduğun bakılmaksızın çocuğun menfaatine göre velayet kararı vermektedir. Aldatan eşe çocuğun velayeti bırakılmaz kanısı yanlış olup, mahkeme çocuğun menfaatine göre velayeti anneye ya da babaya vermektedir.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davasında Tazminat

Zina nedeniyle boşanma davalarında “kusur” ön planda olduğundan tazminat talep edilmektedir. Kusurlu olan eşten, evlilik birliğinde kusurlu olduğu ve kusuru nedeniyle kendisine verdiği zarardan ötürü maddi ve manevi tazminat talep etmektedir. Mahkeme, aldatan eşin, eşine aldatma ve genel boşanma sebeplerinden ötürü vermiş olduğu zarar miktarı kadar maddi tazminat ödenmesine hükmedilir. Maddi tazminatta önemli olan kusurlu olan eşin, eşine ne kadar zarar verdiğidir. Maddi tazminat miktarı zarar ile eş değerdedir.

Manevi tazminatta ise belli bir miktar belirlenememektedir. Aldatan eşin, eşine verdiği manen zarar, ruhsal çöküntü ve psikolojik sarsıntıya eş değer bir manevi tazminat belirlemektedir. Aldatma nedeniyle psikolojik çöküntüye uğrayan eşin manevi olarak tatmin edebilecek bir tazminat verilecektir.

Maddi ve manevi tazminatta, zararın karşılığı yanında tarafların ekonomik ve sosyal durumları da dikkate alınacaktır. Zararın karşılığı olarak verilecek olan tazminat miktarı, tazminat ödeyecek olan kişinin ekonomik ve sosyal durumuna da bağlı bir sonuç doğuracaktır.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi Nedir? (Dava Hakkı Ne Zaman Düşer?)

Boşanma davasını zina nedeniyle açacak olan eş kanundaki hak düşürücü süreyi kaçırmışsa dava açma hakkı da düşer. Eş zina fiilini öğrendiği andan itibaren 6 ay içerisinde boşanma davasını açmalıdır. Ancak her durumda zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmesiyle yine dava hakkı düşer.

Kişi zina fiilini beş yıl sonunda öğrenmişse her hâlükârda dava açma hakkını kaybedecektir. Devam eden zina eyleminde dava açma hakkı da devam edecektir. Zina eyleminin kesintiye uğradığı andan itibaren dava açma süresi işlemeye başlar ve son zina eyleminden itibaren altı ay içerisinde açmak zorundadır. Ancak zina eylemi devam ediyorsa süre her zinada yeni bir dava hakkı doğar.

Zinada Af

Dava açma hakkını doğrudan ortadan kaldıran durum ise aftır. Aldatılan eş, zina yapan eşi affettiği zaman dava hakkı ortadan kalkmaktadır. Aldatan eşi affettiğini sözlü, yazılı ya da örtülü (üstü kapalı) bir şekilde dile getirebilir. Ancak boşanma davası açılmadan evvel eşler aynı evde yaşıyor ise bu durum affa girmemektedir. Boşanma davası açılmadan eşini affetmiş ve yine de zina nedeniyle boşanma davasını açar ise aldatan eş, eşi tarafından dava öncesinde affedildiğini öne sürerek davanın reddini talep edebilir.

Diyelim ki; aldatılan eş zina nedeniyle boşanma davası açtıktan sonra eşini affettiğine dair mesaj yollamış, eşinin özrünü kabul etmiş ya da evliliklerine son bir şans vermek son şans vermek amacıyla tatile gitmişler ise bu durum yine “af” tır. Aldatan eşi affettiğine dair sözlü olarak dile getirmemiş olsa dahi evli gibi hareket eder ve fiiliyatta affettiğini gösterir biçimde hareket ederse eşini affetmiştir. Böyle bir durumda davanın seyri değişir ve hakim karar verirken af unsurunu hükme esas almaktadır.

Üçüncü Kişiye Zina Nedeniyle Tazminat Davası (Sevgiliye Tazminat Davası Açma)

Türk Medeni Kanunu’nda aldatılan eşin birlikte olduğu üçüncü kişiye karşı tazminat talep etmesi ile ilgili bir hüküm yer almamaktadır. Ancak Yargıtayın üçüncü kişiye karşı aldatılan eşin tazminat talep etme hakkına dair farklı görüşte olduğu içtihat kararları vardır.

2010 yılında Yargıtay, evli olduğunu bilerek cinsel ve duygusal ilişkiye girerek haksız fiilde bulunduğundan aldatılan eşin tazminat talep etme hakkı olduğunu kabul etmiştir. Üçüncü kişinin aldatılan eşe karşı haksız fiil işlediği iddiasıyla tazminat davası açma koşullarını saymıştır.

2015 yılında yine Yargıtay farklı görüş savunarak üçüncü kişiye karşı tazminat davası açılamaz demiştir. Gerekçe olarak ise sadakat yükümlülüğünü bilerek ihlal eden eşten tazminat talep etme hakkının olduğu; ancak üçüncü kişinin doğrudan bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik bir zararı olmadığından tazminat talep etme hakkının olmadığını belirtmiştir.

Ancak 2017 yılına geldiğimizde ise üçüncü kişiye karşı tazminat davası açabileceğini söylemiştir. Evli bir kişiyle duygusal ve cinsel birlikte olan kişinin aldatılan eşe karşı haksız fiil gerçekleştirdiği görüşündedir. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerinden biri olan sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kişinin evli olduğunu bildiği halde birlikte olan üçüncü kişi diğer eşin uğradığı zarardan sorumlu tutulmuştur. Görüldüğü üzere 2017 yılında Yargıtay üçüncü kişiye karşı tazminat davası açma yönünde görüşlerini ve şartlarını belirterek tazminat davasına evet demiştir.

Yargıtay 2018’de son kararını vererek üçüncü kişi olan sevgilinin tazminat ödemeyeceği yönünde karar vermiştir. Türk Medeni Kanununda sadakat yükümlülüğünün yalnızca eşler arasında bir hükme bağlandığını ve üçüncü kişinin sadakat yükümlülüğü ihlalinde müteselsilen sorumlu olduğuna dair bir hüküm olmadığından sorumlu tutulamayacağını belirtmişlerdir.

Zina Eylemi Suç Mudur?

Taraflardan birisi diğer eşe karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği takdirde boşanmada kusurlu olup tazminat ödemesine hükmedebilmektedir. Günümüzde zina yapan eşe karşı hem boşanma hem de tazminat talepli dava açmak mümkündür.

Zina, eski Türk Ceza Kanunu’nda suç sayılmakta ve eski Türk Ceza Kanunu’na göre cezai yaptırımı bulunmakta idi. Ancak yeni değişim ile zina, suç olmaktan çıkmıştır. Şöyle ki; zina yapan eş için hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılması talebinde bulunulmamaktadır. Eski Türk Ceza Kanunu’nda bir vakit zina eylemi suç iken Yeni Türk Ceza Kanunu’nda suç olmaktan çıkmıştır. Zina nedeniyle boşanma davası açılarak eş, mahkemeden ancak tazminat talebinde bulunabilmektedir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Avukat Gerekir Mi?

Kişi davayı kendisi açabilmektedir, avukat zorunluluğu bulunmamaktadır. Dava açan kişi Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen boşanma nedenlerinden birine dayandırdığı dava dilekçesini hukuka uygun olarak hazırlamalıdır. İleri sürdüğü iddiaları dilekçesinde sıralandırarak belirtmeli ve delillerini dilekçe ekinde sunmalıdır. Bunun yanında davayı açan kimse duruşmalarda hazır bulunmalı ve dosyasını sürekli takip etmelidir.

Delilleri hukuka uygun ve süresinde sunmalıdır, sunmadığı takdirde mahkeme delilleri hükme esas almayacaktır. Duruşmaya girmemesi halinde dava düşme kararı verecektir. Hukuki bilgi ve tecrübe olmadan, haklarının ne olduğunu bilmeden, dava açma ve devamı adına usulü bilmeden dava açılması halinde İleride hukuki kayıpların meydana gelmemesi ve kanuna uygun dilekçeler sunularak mahkeme sürecini uygun bir şekilde sürdürmek amacıyla boşanma alanında uzmanlaşmış bir boşanma avukatından vekillik hizmeti alınmalıdır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Dilekçe Örneği

İSTANBUL ( ). AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: Ad- Soyad (T.C Kimlik Numara)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad-Soyad

Adres

DAVALI: Ad-Soyad (T.C Kimlik Numara)

Adres

KONU: Zina nedeniyle boşanma, maddi ve manevi tazminat, iştirak nafakası talepli dava dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Taraflar …/…/… tarihinde evlenmiş olup bu evliliklerinden iki müşterek çocukları bulunmaktadır. Müşterek çocuklardan biri 2007 doğumlu olup diğeri 2012 doğumludur. Davacının mesleği doktor olup aylık geliri … TL’dir, davalının mesleği ise muhasebeci olup aylık geliri … TL’dir.

2-) Tarafların evliliği davalının tam kusurlu olması nedeniyle sarsılmış, evlilik taraflar için çekilmez bir hal almıştır. Davalının, davacı müvekkili aylardır aldattığını ve başka birisiyle ilişkisi olduğunu öğrenmiştir. Davalı, müvekkile her ay iş gezisi olduğundan bahisle günlerce eve gelmemiş, eve gelmediği müddette davacı ile çocukları hiç aramamıştır.

3-) Davacı, eşinin kendisini aldattığından şüphelenmiş ancak uzun bir süre bu durumdan emin olamamıştır. Üstelik davacının arkadaşları davalıyı başka bir kadınla gördüğünü defalarca anlatmışlardır. Ancak müvekkil, eşini günlerce takip etmiş ve eşinin kendisini aldattığını gözleri ile görmüştür.

Davalının ilişkisi olduğu kadın ile Antalya’da otelde kaldığını da öğrenen davacı, otele ilişkin bilgilerini davalının kredi kartı ekstrelerinde görmüştür.

4-) Davalının, davacıyı aldattığı mahkemeye sunulan ve toplanılacak olan delillerle sabitlenecektir. Bütün bu nedenlerle davalının zina eylemi nedeniyle tarafların boşanmasına, kusurlu olan davalı eşin … TL maddi, … TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmekteyiz.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, otel kayıtları, fotoğraf, mesaj dökümanları ve ilgili yasal her türlü delil.

HUKUKİ SEBEPLER: HMK, TMK ve ilgili yasal mevzuat.

SONUÇ ve TALEP: Yukarıda açıklananlar gereği,

1-) Tarafların zina nedeniyle boşanmalarına,

2-) Davalı eşin kusuru nedeniyle … TL maddi, … TL manevi tazminat ödenmesine,

3-) Tarafların müşterek çocuklarının velayetinin davacı anneye bırakılmasına,

4-) Müşterek çocuklar lehine …’er TL iştirak nafakası ödenmesine,

5-) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafın ödenmesi yönünde karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.

Davacı Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Örnek Yargıtay Kararları

Zina (Aldatma) nedeniyle boşanma davalarında, Yargıtay kararları önemli bir mevzudur. Yargıtay kararları, açmış olacağınız zina nedeniyle boşanma davası için önemlidir.

Erkeğin Kadınla İlişkisinin Devam Etmesi Halinde Hak Düşürücü Süre Geçmiş Sayılmaz

Yargıtay ilgili kararında kararında zina sebebine dayanılarak açılan boşanma davasında hak düşürücü süre ile ilgili bir karar verilmiştir. Yargıtay ilgili kararında, zina davasının 6 aylık hak düşürücü süresi içerisinde açılmadığı iddiasıyla reddi istenilmiştir. Ancak Yargıtay, vermiş olduğu kararda

“Davacı-karşı davalı erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı, aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği yapılan soruşturma ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz. Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin zinasının temadi ettiği anlaşılmaktadır. O halde, kadının davasının da kabulü gerekirken reddi doğru olmamıştır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/9952 E. 2018/1484 K. Sayılı)

Kocanın Boşanmadan Başka Birisi ile Düğün Yapması

Yargıtay ilgili kararında, davacı olan kadının açmış olduğu boşanma davasından feragati sonrasında davalı kocanın başka birisi ile düğün yaparak evlenmesini zina saymıştır.

“Davacı tanıklarının beyanlarından, davacı kadının daha önce açtığı davadan feragatinden sonra davalı kocanın bir başka kadınla düğün yaparak evlendiği ve onunla birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 161. madde koşulları oluşmuştur. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2005/832 E. 2015/2668 K. Sayılı)

Kadının Başka Bir Erkekle Mesajlaşması, Aynı Arabaya Binmesinin Zina Olarak Kabul Edilmemesi

Yargıtay ilgili kararında, zina eylemine sübut olmayan bir fiili tanımlamıştır. Kadının iş yerinde çalışan başka bir erkekle telefonla görüşmesi, mesajlaşması, aynı arabaya binmesini zina olarak kabul etmemiştir. Zina için yeterli delil olmadığı nedeniyle zina nedeniyle boşanma davasını reddetmişlerdir.

“Aynı işyerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut bulmamıştır. Açıklanan nedenle davalı-davacının zina sebebine dayanan boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” olarak belirtilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2008/20278 E. 2010/1423 K. Sayılı)

Başka Bir Kadın ile Birden Fazla Kez Farklı Otellerde Tatil Yapılması, Müstehcen Fotoğraflar Çekilmesi

Davacı, zina ve evlilik birliğinin sarsılması nedenlerine dayanarak boşanma davası açmış, yerel mahkeme, taraflar arasında görülen boşanma davasında evlilik birliğinin sarsılmasını kabulüne zinanın ise reddine karar vermiştir. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur.

Yargıtay kararı bozma gerekçesinde, zina sebebine dayanarak açılan boşanmaya karar verilmesi için eşin üçüncü bir karşı cins ile cinsel ilişkiye girmesinin kanıtlanması gerektiğini belirtmiştir. Yapılan soruşturma ve mahkemece toplanılan delillerden davalı olan erkeğin başka bir kadınla birden fazla farklı otellerde tatil yapması ve o kadınla aynı odada birlikte kalması, aynı oda içerisinde müstehcen fotoğraflar çekilmesini zina eylemi olarak kabul etmiştir. Bu nedenle davacının zina eylemine dayanarak boşanma talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesini doğru bulmamıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/24076 Esas, 2018/10959 Karar)

Zina Eyleminin İspat Edilememesi, Güven Sarsıcı Davranış Olarak Kabul Edilmesi

Taraflar arasında görülen boşanma davasında, davacı kadın zina sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Yerel mahkeme, tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar vermiştir. Ancak Yargıtay, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı doğru bulmadığından bozma kararı vermiştir. Bozma gerekçesi olarak, zina nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için eşin başka birisi ile cinsel birliktelik, birleşmenin gerçekleşmesi ve güçlü karine ile ispatlanmış olması gerektiğidir.

Mahkemedeki dosyadan da görüldüğü üzere, davalı erkeğin başka bir kadınla sokakta yürüdüğü anlaşılmakta ancak cinsel birleşme yaşandığına dair bir ispat bulunamamaktadır. Mahkemede dinlenilen tanık beyanlarında, cinsel birleşme tanık beyanları ile de anlaşılmamaktadır. Bu durum zina değil, güven sarsıcı davranış niteliğinde sayılmıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/15989 Esas, 2018/4730 Karar)

Kadının Geceleyin Başka Erkeği Ortak Konuta Alması Zina Sayılır

Taraflar arasında görülen boşanma davasında, zina ve evlilik birliğinin sarsılması nedenlerine dayanarak boşanma davası açılmıştır. Yerel mahkeme, tahkikat sonucunda kadının zina fiilinin ispatlanamamış olması gerekçesi ile zina nedeniyle açılan boşanma davasının reddine karar vermiştir. Davacı-karşı davalı erkeğin açmış olduğu zina eylemine bağlı boşanma davasının ret kararına karşılık temyiz yoluna gidilmiştir. Yargıtay, yerel mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir.

Yerel mahkemenin dosyası ve toplanılan delillerin incelenmesi sonrasında, davalı-karşı davacı olan kadının ortak konuta erkek aldığı ve aynı gece saat 22:00’de evde bu kişi ile birlikte yakalandığı ve bu kişinin tuvalette gizlice saklandığını görmüştür. Üçüncü kişi, polise vermiş olduğu ifadede, davalı-karşı davacı kadın ile evlenmeyi düşündüğünü, birlikte olduklarını ve birden fazla cinsel birliktelik yaşadıklarını beyan etmiştir. Yargıtay, kadının gece başka bir erkeği eve almasını zina olarak saymış ve zinanın kanıtlandığını belirtmiştir. Bu nedenlerle zina nedenine dayanarak açılan boşanma davasının reddine kararının verilmesini doğru bulmamıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/21517 Esas, 2015/20095 Karar)

Eşin Başka Bir Kadınla Tatile Gitmesi ve Sosyal Ortamlarda Eşi Olarak Tanıtması

Taraflar arasında karşılıklı boşanma davası görülmektedir. Davalı-karşı davacı kadın zina, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış ve evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davası açılmıştır. Mahkeme tarafların boşanmalarına karar vermiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde tanık beyanları ve davacı-karşı davalı erkeğin dava dışı olan üçüncü kadın ile birlikte tatile gittikleri, sosyal ortamlarda eşi olarak tanıttığı anlaşılmıştır. Bu nedenle kadının açmış olduğu zina nedenine dayalı olarak boşanma davasının ispatlandığının kabulü gerekmektedir. Davalı-karşı davacı kadının ispatlamış olduğu iddiasına binaen davanın reddine kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Yargıtay, bu gerekçe ile mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/23982 Esas, 2018/10867)

Zina Eyleminin Devam Etmesi Halinde Hak Düşürücü Sürenin Geçmiş Sayılamayacağı

Davalı-davacı kadın tarafından zina sebebine dayanarak boşanma davası, davacı-karşı davalı erkek ise fiili ayrılık sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Mahkeme, davalı-davacı kadının açmış olduğu boşanma davasının reddine kararı vermiştir. Mahkeme ret gerekçesi olarak zina eyleminin öğrenilmesinden itibaren hak düşürücü süre olan altı aylık sürenin geçmesi olarak belirtmiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde, tanık beyanlarından zina eyleminin devam ettiği, aynı kadınla ilişkisinin de devam ettiği ve kadından ortak çocuk olduğu anlaşılmıştır. Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü sürenin de geçtiği söylenemeyecektir. Bu nedenle mahkemenin ret kararı hukuka ve usule uygun değildir. Ancak davacı-davalı erkeğin fiili ayrılık hukuki sebebine dayanan boşanma davası ile davalı-davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı olarak verilen boşanma kararı kesinleşmiş olduğundan zina nedenine dayalı olan dava konusuz kalmıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/24121 Esas, 2018/10320 Karar)

Sık Sorulan Sorular

Aldatma nedeniyle boşanma dilekçesi nasıl olmalıdır?

Aldatma nedeniyle boşanma davasını açan kişi, aldatma iddiasını ispatlamalıdır. Bu nedenle dilekçesini titizlikle hazırlamalı, dilekçesini dikkatlice yazmalıdır. Dilekçe tam yazılmalı, iddiasını ispatlayacak delilleri tam olarak belirtilmelidir. Dilekçede aldatmaya dair iddialar eksiksiz anlatılmalı, iddiaları ispatlayacak deliller de dilekçeye eklenmelidir.

Aldatma nedeniyle boşanma davası ne kadar sürer?

Davanın ne kadar süreceğine dair kesin bir süre belirtilemez. Davanın süreci mahkemenin dosya yoğunluğu, delillerin toplanması, adli tatil gibi birçok nedenle uzayabilmektedir. Ancak zina nedeniyle boşanma davaları genellikle 1,5-2 yıl sürmektedir.

Aldatma nedeniyle boşanmada çocuğun velayeti kime verilir?

Çocuğun velayetine ilişkin kararın verilmesinde yaş, okul, eğitim gibi her durum değerlendirerek verilmektedir. Çocuğun bakım ve gözetimi hangi ebeveyn tarafından daha iyi gözetilecekse velayet o ebeveyne verilir. Ancak çocuğun anne bakımına muhtaç yaşta olması halinde velayet anneye verilmektedir.

Aldatma nedeniyle boşanmada ispat nasıl olur?

Davacı aldatma iddiasını ispatlamasında mutlaka hukuka uygun deliller ile ispatlamalıdır. Davacı, hukuka uygun her delil ile aldatıldığını ispatlayabilecektir. Otel kaydı, tanık, mesaj kayıtları, telefon kayıtları gibi her türlü delille kanıtlanabilecektir.

Aldatma nedeniyle boşanma davasında tazminat nasıl alınır?

Evliliğin bitiminde aldatan kişinin kusurlu bulunması halinde aldatılan diğer eşe vermiş olduğu zararının karşılığında tazminat ödemesine hükmedilmektedir. Mahkeme tarafından tazminat hükmü kesinleştikten sonra borçlu ödeme yapmıyor ise icra takibi başlatılmalıdır.

Zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımı nasıl olur?

Zina nedeniyle boşanma davasında, zinada bulunan kusurlu eş adına artık değerdeki pay oranında azaltım veya kaldırma kararı verilebilir. Bu durum takdiridir, hakkaniyete göre hakim azaltım veya kaldırım yapabilir.

Zina nedeniyle boşanma şartları nelerdir?

Öncelikle boşanma davası açabilmek için tarafların resmi nikahlı olması gerekmektedir. Ayrıca eşin üçüncü bir kişi ile cinsel münasebeti bulunması gerekmektedir. Üçüncü bir kişiye aşk dolu mesaj atılması, sarılması, öpmesi zina durumuna girmemektedir.

Aldatma nedeniyle boşanmada dava açma süresi ne kadardır?

Kişi, kendisinin aldatıldığını öğrenmesinden itibaren 6 ay içerisinde zina nedeniyle boşanma davasını açması gerekmektedir. Fiilden itibaren her halukarda beş yıl içerisinde dava açılabilir.

Duygusal Aldatma Boşanma Sebebi Midir?

Duygusal aldatma tartışılan bir konudur ve genel düşünce fiziki olarak aldatma gerçekleştirilmediği vakit eşine ihanet edilmediğidir. Fiziksel bir beraberlik, cinsel birliktelik olmaması boşanmaya neden sunulamayacağı anlamına gelmemektedir. Kişinin başkasıyla samimi bir şekilde mesajlaşması, sevgili gibi konuşması, başka kişilerle chat veya sevgili arama sitelerinde birileriyle samimi sohbetlere girmesi güven kırıcı hareketleri oluşturmaktadır. Eş, eşinin güven kırıcı hareketlerde bulunduğunu iddia ederek genel boşanma sebebini sunarak açtığı boşanma davasında kusur olarak belirtebilir.

Cinsel birliktelik olması halinde ise özel boşanma sebebi olan zina nedeniyle boşanma davası açabilecektir. Sonuç olarak duygusal da olsa fiziksel de olsa eşine ihanet ettiği kabul edilmektedir.

İş Seyahatinde Aldatma İspatlanabilir Mi?

Genellikle uygulamada eşin aldatmasına yönelik hareketlerde iş seyahati yatmaktadır. Eşin iş seyahatine çıktığı bahanesiyle 3. bir kişiyle tatile gittiği veya evinde kaldığını öğrenen eş ispatlamakla yükümlüdür. Eşinin bu süreçte 3. kişiyle birlikte olduğuna dair tanık var ise mahkemeye tanığın ismini bildirmelidir. Bunun yanında eş, tatile gitmiş ve otelde kalmış ise otel kayıtları, fotoğraf, mesaj ve seyahat bilgilerine dair dokümanların getirtilmesi için mahkemeye talepte bulunabilecektir.

Zina Yapan Erkek (Aldatma Sonrası) Affedilirse Dava Düşer Mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinin son fıkrasında “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere zinada affeden tarafın dava açma hakkının olmadığı belirtilmiş, Yargıtay kararlarında affedilmesi halinde eşin zina nedeniyle kusurlu sayılamayacağı belirtilmiştir. Örneğin; zina eylemini öğrenen ancak eşinin özrünü kabul ederek yeniden aynı evde yaşamaya başlaması veya birlikte tatile giderek evliliklerine bir şans vermesi halinde eşin affettiği kabul edilecektir.

Dudaktan Öpüşmek Zina Sayılır Mı, Zina Mıdır?

Eşin 3. kişiyle cinsel birliktelik yaşaması zina eylemidir, ancak öpüşmesi güven kırıcı hareket niteliğindedir. Zina ve güven kırıcı harekette bulunma, boşanma davalarında farklı anlamlara gelmektedir. Dudaktan öpüşme eylemini gerçekleştiren eşe karşı güven kırıcı harekete girdiğinden genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında kusur olarak öne sürülebilecektir.

Aldatmada Otel Kayıtları Nasıl Çıkartılır?

Yargıtayın yerleşmiş kararlarında eşin 3. kişiyle birlikte otele gitmesi ve aynı odada kalması zina (aldatma) olarak sayılacağı düzenlemiştir. Bu nedenle aldatılan eş, aldatıldığını ispat etmek için otel giriş-çıkış kayıtlarını dosya arasına konulmasını talep edebilir.

Otel kayıtları talebi ancak mahkeme aracılığıyla olmalıdır. Kişinin hukuka aykırı olarak elde etmiş olduğu otel kayıtları mahkemeye sunulsa dahi mahkeme hükme esas almayacaktır. Mahkeme otel kayıtlarının çıkarılması talebini yerinde görmesi halinde ilgili emniyet müdürlüğüne müzekkere yazarak otel kayıtlarının dosyaya celbini talep edecektir.

Aldatan Eşin Telefon Kayıtları (HTS) Nasıl Alınır?

Eşinin güven kırıcı hareketleri olduğu iddiasında bulunan eş mahkeme aracılığıyla ilgili GSM operatöründen telefon kayıtlarını talep edebilir. Telefon kayıtları ancak mahkeme talebiyle alınabilir. Telefon kayıtlarını kendi imkanlarıyla alan eşin almış olduğu bilgiler hukuka aykırılık teşkil edecektir. Örneğin; kimi aradığı, kimle mesajlaştığına dair bilgi almak için casus programı indiren eş suç işlemiş olacak ve hukuka aykırılık taşıyan delili mahkeme hüküm kurarken dikkate almayacaktır.

Bipolar, Borderline Kişilik Bozukluğu, Manik Depresif veya Şizofreni Olan Eşin Aldatması Geçerli Midir?

Evliliğe engel olmayacak derecede akıl hastalığı olan kimsenin eşini aldatması halinde evlilik birliğinde kusurlu olacaktır.

Cinsel Birleşme, Birliktelik Olmadan Aldatma Olur Mu?

Zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarında 3. kişiyle cinsel birliktelik yaşaması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nda zina özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak cinsel birliktelik olmadan gerçekleştirilen duygusal aldatma niteliği taşıyan eylemler de güven kırıcı hareket niteliği taşımaktadır.

Duygusal aldatmaya bağlı olarak gerçekleştirilen eylem (öpme, sarılma, okşama, el ele tutuşma) adına zina nedeniyle boşanma davası açılamaz, evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında kusurlardan biri olarak öne sürülebilecektir.

Eski Sevgiliyle Konuşmak Aldatmak Mıdır?

Eşin eski bir arkadaş, eş veya sevgiliyle ne konuştuğu ve ne kadar sıklıkta konuştuğuna göre güven kırıcı harekette bulunup bulunmadığı tespit edilebilecektir. Eski sevgiliyle sürekli olarak yazışması, konuşması ve duygusal bağ kuracak nitelikte samimi yazışmalar güven kırıcı hareketlere girmektedir. Örneğin; eski sevgili ile karşılaşan eş ayak üstü kısa bir şekilde sohbette bulunmuş ve konuşma orada sonlanarak devamı gelmemiş ise eşin güven kırıcı harekette bulunduğu söylenemeyecektir.

Yalnız eş, eski sevgilisiyle konuşmayı sürdürmüş ve samimiyet kuracak nitelikte konuşarak sevgili veya duygusal bağ niteliğinde gerçekleştirdiği konuşmalar güven kırıcı hareket niteliğindedir. Bunun yanında eski sevgili ile tatile gitmesi, aynı otelde aynı odada kalması halinde zina nedeniyle boşanma davası açılabilecektir. Eski sevgili veya tanıdık olması fark etmeksizin eşin eylemi önemlidir.

Aldatmadan Sonra 3. Kişiyle Evlilik Yapılması Halinde Tazminat İstenir Mi?

Boşanma davası devam ederken eşinin 3. kişiyle duygusal ilişki olduğu iddiasını ispatlayamayan eş, boşanma davası sona erdikten sonra iddia ettiği kişiyle evlenmesi halinde tazminat talepli yeniden dava açamayacaktır. Ayrıca boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren eşlerin birbirlerine olan sadakat yükümlülüğü ortadan kalkacaktır. Boşanma kararının verilmesi sonrasında başka bir kimse ile duygusal bağ kurması ya da evlenmesi diğer eski eşe olan sadakat yükümlülüğü kalmayacağından dava açma hakkını doğurmayacaktır. O halde boşanma ve boşanmaya bağlı unsurlarda ikinci kez karar verilemez denilebilir.

Boşanma Davası Sürerken (Kesinleşmeden) Zina-Aldatma Öğrenen Eş Ne Yapmalı?

Boşanma davası devam ederken yeni iddia ve yeni delil sunulamaz, sunulması halinde mahkeme hükme esas almayacaktır. Dilekçeler aşamasının tamamlanması sonrasında yapılan ön inceleme duruşmasında taraflara kesin ve yasal süre verilecek, sürenin dolmasından itibaren delil sunulması halinde mahkeme hükme esas almayacaktır.

Ancak her ne kadar süre içerisinde yeni öğrenilen iddiaya ilişkin herhangi bir delil sunulacağı anlamına da gelmemektedir. Dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bir iddiaya ilişkin deliller sunulamamaktadır. Bu nedenle dava devam ederken öğrenen eş zina ya da güven kırıcı hareketi öne sürerek yeni boşanma davası açacak, devam eden dava ile birleştirilmesini talep edecektir.

El Ele Tutuşmak Zina Mıdır, Aldatma Mıdır?

El ele tutuşmak zina eylemini oluşturmamaktadır; ancak güven kırıcı hareketlere girmektedir. El ele tutuştuğu iddiası ispatlanarak boşanma davasına delil niteliği oluşturulabilmektedir. Eş, güven kırıcı harekette bulunulduğu ve 3. bir kimseyle el ele dolaşıldığına dair fotoğraf, video, tanık delilleri ile ispatlayabilecektir. El ele tutuşmak zina sayılmasa da diğer eşin güvenini kıran ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden bir davranıştır.

Hamileyken Aldatıldım, Haklarım Neler?

Hamile iken diğer eşin aldatıldığını öne sürerek boşanma davası açılabilir. Dava devam ederken yoksulluğa düşecek olması nedeniyle tedbir nafakası, şiddet görme tehlikesi var ise eşi aleyhine uzaklaştırma kararı aldırabilecektir. Bunun yanında çocuğun doğumuyla birlikte iştirak nafakası talebinde de bulunabilecektir. İştirak nafakası, çocuğun bakımı ve sağlığına dair masraflarını içeren değerdir. Dava devam ederken çocuğun doğması halinde anne boşanma davası devam ederken geçici nafaka bağlanması ve çocuk anne bakımına muhtaç bir yaşta olduğundan geçici velayetin kendisine verilmesi yönünde talepte bulunabilecektir.

Bunun yanında eşiyle birlikte yaşadığı ortak konutun kendi üzerine tahsis edilmesi ve diğer eşin evden uzaklaştırılması yönünde talepte bulunabilir. Eş, evlilik birliğinde kusurlu ise kusuru oranında verdiği zararın tazmin edilmesini de isteme hakkı bulunmaktadır.

Zina Nedeniyle Boşanmada Yargıtay Kararları Önemli Midir?

Yargıtay tarafından verilen kararların büyük bir önemi bulunmaktadır. Zina nedeniyle boşanma davasında da Yargıtay kararları önem taşımaktadır. Hakim delillerin takdiri sonrasında hüküm kurar iken aynı durum ve olaya ilişkin Yargıtayın yorumu var ise kararını Yargıtayın görüşüne yakın verebilmektedir.

Zina nedeniyle boşanma davalarında ispat bir hayli zordur, eşinin üçüncü bir kimseyle cinsel ilişkide bulunduğu ve beraberliği iddiasında bulunan kimsenin bu iddiasını kanıtlaması kolay olmayacaktır. Yargıtay kararlarına binaen cinsel beraberlik olduğu kanaatini uyandıran olaylar var ise cinsel beraberliği kanıtlayabilecektir. Zina nedeniyle boşanma davalarında Yargıtayın bilinen kararı otel kayıtlarıdır. Evli bir kimsenin üçüncü bir kimseyle aynı odada otelde kalması zina eyleminin olduğu kanaatini uyandırdığı belirtilmiş olup eşinin otelde birisiyle kaldığını öğrenen eş zina iddiasında bulunabilecektir. Zinaya ilişkin Yargıtay kararları bir hayli fazla olup mutlaka araştırılmalıdır.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Uçak Kayıtlarına Bakılır Mı?

Eş, iddiasını ispatlamak amacıyla uçak kayıtlarını, seyahate ilişkin bilgilerinin dosya arasına konması için talepte bulunabilir. Örneğin; eşi iş seyahatine çıktığını belirterek yurt dışına çıkmış, ancak duygusal bağ kurduğu kişiyle yurt dışına çıkmış ise her ikisinin uçuş bilgisi talebini isteyerek kayıtlarını talep edebilecektir. Bunun yanında eşinin iki kişilik bilet aldığı, işyerinin bileti almadığını ve aslında tatile gidildiği ispatlayabilecektir. Talep üzerine mahkeme yerinde gördüğü takdirde ilgili uçuş firmasına bilgileri vermesi adına müzekkere yazabilecektir. Kişinin kendisinin talebi olmadan veya uçuşa dair bilgisi vermeden mahkeme kendiliğinden araştırmaya girmeyecektir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Banka Hesap Hareketlerine ve Kredi Kartı Harcamalarına Bakılır Mı?

Mahkeme dava açıldıktan sonra her iki tarafın sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasına karar verecektir. Mahkeme, il emniyet müdürlüğüne müzekkere yazarak her iki tarafın sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması adına sed raporlarının mahkeme dosyasına sunulmasını isteyecektir. İlgili raporlarda kişinin herhangi bir kazancının olup olmadığı, aylık gelirinin ne kadar olduğu, üzerine kayıtlı bir araç veya konut olup olmadığı detaylı olarak yazılacaktır.

Ancak tazminat veya nafaka miktarının takdirinde yanıltmak amacıyla sed raporuna doğru olmayan bilgilerin verilmesi halinde tarafların talebi üzerine gerçek kazancını gösterir belgelerin getirilmesini talep edebilecektir. Bu nedenle eşinin gerçek kazancını göstermek amacıyla kredi kartı harcamalarının ne kadar olduğu, bankasında ne kadar para birikiminin olduğunun bilgisi amacıyla bankaya müzekkere yazılması talep edilecektir. Bunun yanında aldatmanın ortaya çıkarılması amacıyla duygusal bağı olduğu iddia edilen kişi adına yapılan harcamalar (kira, elektrik, su faturası ödeme gibi) ya da otel, uçak biletine dair ödemelerin dokümanla getirilmesi istenebilecektir.

Aldatma Delili Yoksa ve Eş Aldattığını Kabul Ederse Ne Olur?

İkrar, diğer tarafın ileri sürdüğü ve aleyhine olan durumları kabul etmesidir. Aldatma nedeniyle boşanma davasında eşinin aldattığına dair iddiada bulunması üzerine aldattığını kabul etmesi ikrar niteliği taşımaktadır. Boşanma davalarında eşin ikrar etmesi (olayları kabul etmesi) halinde hakim bu ikrar ile bağlı değildir. Hakim söz konusu beyanlarla bağlı değildir. Ancak aldatmaya dair somut ve hukuka uygun delil olması halinde mahkeme aldatmaya ilişkin talebi kabul ederek eşin evliliğin bitiminde kusurlu olduğu yönünde karar verecektir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Darp Öne Sürülür Mü?

Boşanma davasında evliliğin artık çekilmez hale geldiği ve diğer eşin evliliğin bitiminde ağır kusurlu olduğu yönünde iddiası bulunuyor ise diğer tüm kusurlarını öne sürebilecektir. Aldatma yanında darp, sorumlulukları yerine getirmeme, psikolojik şiddet gibi birden fazla neden de ileri sürülebilir. Kanunda tek bir boşanma sebebinin öne sürülmesi diğer boşanma nedenlerinin öne sürülmeyeceği belirtilmemiştir. Elbette boşanma davasında evlilik birliğinin çekilmez hale geldiği, diğer eşin hangi kusurlarına bağlı olarak evliliğin temelden sarsıldığına dair nedenler dilekçede öne sürülebilecektir. Aldatılan eş aynı zamanda eşinden fiziksel şiddet görüyor ise boşanma davasında kusur olarak belirtilmelidir, bunun yanında dava dilekçesine darp raporu gibi deliller de sunulmalıdır.

Aldatmayı İspat için Sosyal Medya Hesabı Açarak Delil Elde Edilebilir Mi?

Eşinin sadakatini ölçmek adına başka bir kimlik ile hesap açarak sohbet ve bağ kurulmaktadır. Eşini kandırmak amacıyla başka bir profil oluşturulmakta ve kendisini beğendirmeye çalışarak delil üretilmektedir. Eşinin o profildeki kadını beğendiğini belirtmesi veya duygusal bağ kuracak nitelikte sözler sarf etmesi halinde eşi bu yazışmaların ekran görüntüsünü almaktadır. Boşanma davasına delil oluşturmak adına yapılan ve güven kırıcı niteliğe sahip olan mesajlar boşanma dosyasına sunulmaktadır. Bu yönde elde edilen delillerin hukuka uygun olup olmadığı tartışmalıdır.

Başka Bir Kadının Fotoğrafını-Videosunu Beğenmek Aldatma Sayılır Mı?

Başka bir fotoğrafa ait kadının fotoğrafını beğenmesi aldatma niteliği taşımayabilir, dosyada aldatmaya ilişkin sunulan her bir delil veya emarenin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Ancak sosyal medya hesapları veya arama motorunda yapmış olduğu aramalar, isim yazması güven kırıcı hareketler niteliğindedir. Sosyal medya hesabından arkadaş olduğu veya herkese açık bir şekilde paylaşılan gönderide bir kadını beğenen kimsenin fotoğrafına beğeni atması aldatma niteliğinin oluşturmayacağı açıktır. Ancak aldattığı öne sürülen kişinin birlikte olduğu iddia edilen kimsenin sürekli olarak fotoğraflarını beğenmesi ve özellikle onun adına samimi şekilde yorumlarda bulunması elbette güven kırıcı hareketler niteliğinde olacaktır.

Tinder, Happn Gibi Uygulamalar Kullanmak Aldatma Delili Midir?

Bu tarz partner bulmak amacıyla kullanılan uygulamaları aktif olarak kullanan ve buluşmalar gerçekleştiren eş aldatma eylemini gerçekleştirmiş olacaktır. Tinder ve Happn denilen uygulamalar bekar olan kimselerin duygusal bağ kurmak ve tanışmak amacıyla kullandığı uygulamadır. Bu tarz uygulamalarda kişilerin fotoğrafları yayınlanmakta ve fotoğrafını beğendiği kimselere beğeni amacıyla bildiri gönderilmektedir. Bu tarz uygulamaların eş tarafından kullanılması güven kırıcı hareket niteliğindedir, eşine olan sadakatini yerine getirmiyor anlamına gelir. Eşinin bu uygulamayı kullandığını ve bu uygulama üzerinden kişilerle tanıştığı iddiasını ispatlamak amacıyla delil sunulabilir.

HPV Virüsü Aldatma Delili Midir?

HPV virüsü, erkeklerin taşıyıcı olduğu ve cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV virüsü rahim ağzı kanserine neden olan virüs olarak bilinmektedir. Evlilikte 3. Bir kimseyle cinsel birleşme sonucu eşin HPV virüsü kapması halinde eşine bulaştırması halinde aldatmaya ispat niteliği oluşturup oluşturmadığı tartışmalı bir konudur. Aldatma delili olarak ispatı zor durumlardandır. Kişinin HPV virüsünü eşinden kaptığını ve daha öncesinde böyle bir virüsün olmadığına dair delil sunulması oldukça kanıtlanma açısından zordur.

Evlilikte Eşin İşyerinden Arkadaşı ile Eğlenmeye Gitmesi Aldatma Sayılır Mı?

Yalnızca eğlenceye gidilmesi aldatmaya girmemektedir. Bunun yanında sık görüşme, birden fazla eğlenceye gidilmesi, hayatın olağan akışına ters düşecek bir samimiyet varsa aldatma vardır denilebilir. Eşin işyerinden arkadaşı ile eğlenceye gitmesi ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde samimi olması, öpüşmesi veya eğlence yerine el ele girilmesi elbette diğer eşe olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacaktır. Eş, mutlaka duygusal bağ kuracak nitelikteki hareketleri kanıtlamalı, tanık veya fotoğraf, video gibi deliller sunmalıdır. Herhangi bir arkadaş ile eğlence yerine gidilmesi aldatma olarak mahkemeye sunulamamaktadır.

Yabancı Bir Kadınla-Erkekle Fotoğraf Çekilmesi Aldatma Sayılır Mı?

Bir kimse ile aynı karede fotoğrafta yer alması aldatma niteliği oluşturmamaktadır. Eşinin tanımadığı bir kimse ile fotoğraf çekilmesi aldatıldığı anlamına gelmemektedir. Zina sayılabilmesi için diğer eşin 3. bir kimse ile cinsel ilişkiye girmesi, güven kırıcı hareket sayılabilmesi için duygusal bağ niteliğinde hareketler gerçekleştirilmelidir. Yabancı olan kişiyle sürekli bir mesaj, duygusal bir bağ veya samimiyet olması halinde güven kırıcı hareket oluşturur. Bunun yanında fotoğraf çekilirken öpüşmesi, duygusal bağ niteliği oluşturacak nitelikte yanak yanağa fotoğraf paylaşması güven kırıcı niteliğinde bir hareket sayılabilir. Ayrıca fotoğraf altına aşk veya duygusal bağ olduğuna dair cümleler sarf edilmesi de aldatma niteliğindedir.

Öpücük Emojisi Aldatma Sayılır Mı?

Yalnızca bir öpücük emojisi atılması aldatma eylemine girmemektedir. Mesajlaşmanın detayı çok önemlidir. Bir arkadaşıyla konuşurken sonuna öpücük göndermesi aldatma niteliğinde değildir. Duygusal bağ kuracak nitelikte konuşması, aşk sözcükleri göndermesi, onu özlediğini veya sevdiğini söylemesi güven kırıcı niteliktedir. Ancak bir kimseye normal bir konuşma sonuna kalp veya öpücük gönderilmesi aldatma eylemidir denilemez.

Gece Yarısı Birine Mesaj Atmak Aldatma Sayılır Mı?

Mesajın içeriği, daha önceden de yazışıp yazışmadığı ve mesajın kime atıldığı önem taşımaktadır. Gece yarısı atılan her mesaj adına aldatma denilemeyecektir. Örneğin; işle ilgili işyerinden bir arkadaşına mesaj göndermesi aldatma niteliğinde değildir. Aşkım, canım, seni seviyorum, seni çok özledim, keşke yanımda olsan gibi mesajlar gönderilmesi saat kaçta olursa olsun aldatma niteliğindedir. Sadece gece yarısı mesaj gönderilmesi aldatma kusurunu oluşturur denilemez.

Çiçek Göndermek Aldatma Sayılır Mı?

Çiçeğin neden veya kime gönderildiği, notunda ne yazıldığı ve ne sıklıkla çiçek ya da hediye gönderildiği önem teşkil eder. Bir çiçek gönderme adına aldatma eylemi oluşturdu denilemez. Örneğin; eski bir arkadaşına geçmiş olsun veya yeni işe girmiş olması nedeniyle hayırlı olsun demek amacıyla çiçek gönderilmesi aldatma niteliğinde değildir. Ancak sürekli olarak bir kimseye çiçek gönderilmesi veya çiçek gönderilecek kadar samimi bir bağ olmayan kimseye çiçek gönderilmesi halinde aldatma şüphesi oluşmuş denilebilecektir. Bunun yanında onu çok özlediğini veya kendisini affetmesini, onu sevdiğini söyleyen bir not ile çiçek gönderilmesi aldatma niteliğindedir.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇ