Tapu İptali ve Tescili Davası Nedir?

Taşınmazın tescille kazanımının altındaki sebebin hukuken gerçek olmayan veya geçerli olmayan nedenlerle gerçekleşmiş ise hak sahibi olan kişi tapu sicilinden çıkarılması talebiyle açmış olduğu davadır. Tapu iptal davası tescil işlemi ile mağdur olan kişi tarafından açılmaktadır. Tapu iptali davasının hangi nedenlerle açılacağı kanunda belirtilmiştir.

Tapu İptali ve Tescili Davası Şartları Nelerdir?

  • Öncelikle tapu iptali ve tescil davası açacak olan kişi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun bir şekilde dava dilekçesi hazırlamalıdır. Dilekçede taşınmaza dair bilgiler detaylandırılmalıdır.
  • Tapuda kayıtlı olan taşınmaz adına dava açılmalıdır. Tapu iptal davasında tescilin yolsuz olduğu ileri sürüleceğinden tapuya kayıtlı olmayan bir taşınmaz adına dava açılamaz.
  • Dava dilekçesinde yolsuz tescil olarak iddia etmiş olduğu vakıaları dilekçesinde sıralamalı, tescilin yolsuzluğunun hangi nedene dayanıldığı belirtilmelidir. Ayrıca dilekçe ekinde mutlaka vakıaları ispatlanacak deliller de sunulmalıdır.
  • Tapu iptali ve tescili davası görevli ve yetkili mahkemede açılmalıdır. Asliye hukuk mahkemesinde açılmalı, taşınmazın bulunduğu yerde dava açılmalıdır.

Tapu İptali ve Tescili Davası Hangi Nedene Dayanarak Açılabilir?

  • Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Kaynaklanan Tapu İptal: Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakıma muhtaç olan kişiye ölünceye kadar bakmayı ve gözetmeyi, bakım borcunu yerine getirmesi halinde ise malvarlığı değerlerini devretme borcunu üstlenmiş olduğu sözleşmedir. Bakım borçlusu, ölünceye dek bakma edimi borcuna girmektedir, yazılı şekle tabi bir sözleşmedir. Uygulamada ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklı birçok tapu iptal ve tescili davaları açılmaktadır. Örneğin; mirasçılar, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, bakım alacaklısı olan tarafın fiil ehliyetine sahip olmadığından ötürü sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmektedir. Bir başka örnek ise ölünceye kadar bakma sözleşmesi imzalanmasına rağmen bakım alacaklısının ölümü sonrasında bakım borçlusu mirasçılara karşı tapu iptal ve tescil davası açtığı davalardandır.
  • Sözleşmede İrade Fesadı ve Ehliyetsizlik Nedenlerine Dayalı Tapu İptal Davası: Sözleşme, tarafların iradelerinin karşılıklı ve uyumu ile kurulmaktadır. Ancak iradenin sakatlandığı, tarafların iradesinin oluşumu aşamasında bozukluk çıktığı durumlar bulunmaktadır. Kişinin sözleşme üzerinde hataya düşmesi, yanılması, sözleşmede aldatılarak hilede bulunulması, korkutularak sözleşme imzalatılması gibi durumlardan birisinin olması halinde irade fesadı durumu ortaya çıkmaktadır. İrade fesadı nedeniyle imzalanan sözleşmede tapu devrine ilişkin yolsuz tescil olduğunu belirterek tapu iptal ve tescil davası açılabilmektedir.
  • Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası: Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatma maksadıyla gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ifade etmeyen bir konuda anlaşma yapmalarıdır. Muris muvazaası halk arasında mirastan mal kaçırma olarak bilinmektedir. Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptali ve tescili davası, mirasbırakanın ölmeden önce mirasçılarından mal kaçırma amacıyla taşınmaz devrini gerçekleştirmesi ve mirasçıların gerçekleştirilen yolsuz tescilin düzeltilmesini talep etmiş olduğu davalardır. Mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yapmış olduğu açılan tapu iptali ve tescil davasında ispatlanmalıdır. Mirasbırakanın taşınmaz devrini herhangi bir bedel karşılığında devredip devretmediği, aralarında gizli bir sözleşme olup olmadığı gibi muvazaa iddiası her türlü delille ispatlanabilecektir. 
  • Temsil Yetkisinin Kullanılmasından Kaynaklanan Tapu İptal Davası: Vekaletname karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak kurulan bir ilişkidir. Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranışta bulunma yükümlülüğündedir, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınmalıdır. Taraflar arasında imzalanan vekalet sözleşmesinde vekaletin nasıl yerine getirileceği, taşınmazın satışına dair bedel belirlemesi, kime satış yapacağı konusunda yetkili kılınması, satacağı kimseyi belirtilmesi satış yapacağı hakları belirleyecektir. Vekil eden kişinin yararı ile bağdaşmayacak şekilde eylem veya işlem yapması, kötü niyetli olması halinde vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmaz satışı gerçekleşmesi halinde tapu iptali ve tescili davası açılabilecektir. 
  • Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Aile konutu, aile bireylerinin birlikte yaşadığı ortak kullandığı konuttur. Aile konutu üzerine kayıtlı olmayan eşin rızası alınmadan diğer eş, aile konutu satışını gerçekleştiremeyecek veya ipotek tesis edemeyecektir. Rıza alınmadan yapılan işlemin hukuki geçerliliği bulunmadığından yapılan tescil yolsuz olacaktır. Eşin açık rızası olmadan aile konutunun satışının gerçekleşmesi halinde diğer eş, yolsuz tescil adına tapu iptali ve tescili davası açabilecektir. 

Tapu İptali ve Tescili Davası Kimlere Karşı Açılır?

Öncelikle tapu iptal ve tescil davası, yolsuz tescil yaptığı iddiasında bulunulan kişiye, mülkiyet sahibi olarak gözüken kişiye karşı açılacaktır. Ancak tapu kayıtlarında 3. kişiye ait haklar da söz konusu ise 3. kişi aleyhine de dava açılacaktır.

Boşanmada Tapu İptali Davası

01.01.2002 yılı sonrasında evlilik içerisinde edinilen mallarda veya gerçekleştirilen evliliklerde çiftlerin taşınmaza dair yarı yarıya hakları bulunmaktadır. Eşlerden birisi, üzerine kayıtlı olan taşınmazı boşanma evresine girmeden önce veya boşanma davası açılır açılmaz mal paylaşımı davasına konu olmaması adına başkaları üzerine taşınmazı devretmektedir. Eşinin taşınmazı devredeceğine dair şüphesi olan veya girişim yapma eylemine tanık olan eş, taşınmazları devretmeden mal paylaşım davası açarak taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebi de isteme hakkına sahiptir.

Ancak mal paylaşımı davası açılmadan taşınmazların elden çıkarılması halinde diğer eş tapu iptali ve tescili açarak yolsuz tescil olduğunu, söz konusu mallarda hakkı olduğunu ispatlayarak delil sunmalıdır.

Diğer önemli konu ise aile konutunun üçüncü kişilere devredilemeyeceğidir. Taşınmaz üzerine kayıtlı olmayan eş, söz konusu konutun ortak konut olduğuna dair tapuda şerh düşülmesi talebinde bulunabilir. Aile konutu şerhi düşülmesi sonrasında diğer eşin rızası olmadığı halde taşınmazın devredilmesi halinde, diğer eş tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescili davası açabilecektir.

Kardeşler Arasında Tapu İptali ve Tescili Davası

Uygulamada sıklıkla kardeşler arasında görülen tapu iptali ve tescili davası, murisin muvazaası nedenine dayanarak açılmaktadır. Genellikle ölmeden önce miras bırakan taşınmazı kardeşler arasında bölüştürmek yerine bir ya da iki kardeşin üzerine tüm taşınmaza dair devrini gerçekleştirebilmektedir. Taşınmazı devretmiş olduğu kişi ise taşınmazları elden çıkarabilmektedir. Bu tür davalarda davayı açan kardeşler, yapılan tescilde muris muvazaası olduğuna dair iddiasını ispatlamakla mükelleftir.

Tapu İptali ve Tescili Davasında İyi Niyetli 3. Kişi

İyi niyet 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesinde ve 1024. maddesinde düzenlenmiştir. Bir hakkın kazanılması aşamasında o hakkın yolsuz tescil olduğuna dair bilgisi olmayan veya olabilecek durumda olmayan iyiniyetli 3. kişi olarak adlandırılmaktadır. Tapu sicilinde tescilde iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının geçerli olacağı Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde yer almaktadır. Tapuda kendisine yapılan tescilin yolsuz olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi iyiniyetli 3. kişi sayılacaktır.

Tapu tescilinin yapılması esnasında iyiniyetle hareket edilmelidir. Taşınmazın tescili öncesinde taşınmaz konusunda uyuşmazlık olduğunu bilen kişinin tescili iyiniyetle hareket etmediği açık olacaktır. Ancak davacı, yolsuz tescile dair iddiasının yanında 3. kişinin iyi niyetle davranmadığı, kötüniyetle hareket ettiğine dair itirazda bulunuyor ise yargılamanın her safhasında bu iddia ileri sürülebilecektir.

Tapu İptali ve Tescili Davasında İspat

Her davada “ispat” çok önemlidir. İspat olmadığı müddetçe davacı davasında iddialarını ispatlayamayacağından davanın reddi yönünden karar verilmesi mümkündür. Bu nedenle tapuya ilişkin yapılan tescilin yolsuz olduğu iddia ediliyorsa tescilin yolsuz olduğuna dair iddiasını davacının ispatlaması şarttır.

Örneğin; kişi muris muvazaası nedeniyle yolsuz tescilin düzeltilmesi talebinde bulunuyor ise davacı, muris muvazaasını kanıtlamakla mükelleftir.

Tapu İptali ve Tescili Davasında İhtiyati Tedbir

İhtiyati tedbir kararı, mahkemeye başvuru esnasında davacının hukuki olarak koruma istediği, adından da anlaşıldığı üzere tedbir alınması gerektiğini belirten bir korumadır. İhtiyati tedbir kararı dava süresi boyunca geçerli olan bir koruma olup hukuki talebinin dava süresi boyunca koruma altına alınmasıdır. Tapu iptali ve tescil davasında ihtiyati tedbir kararı, davaya konu olan taşınmaza ilişkin üçüncü kişilere satılmaması amacıyla tapuda satışın durdurulması, şerh konulması olarak istenebilmektedir.

İhtiyati tedbir kararının verilmesi adına mahkeme tarafından teminat yatırılması istenebilmektedir. Davalı kişinin üzerine kayıtlı olan taşınmaz adına ihtiyati tedbir kararının verilmesi halinde aleyhine sonuçlar doğurması ihtimali mevcuttur. Bu nedenle mahkeme tarafından dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden yaklaşık %15 oranında teminat yatırılması istenilmektedir. Mahkeme tarafından teminat yatırılmasına ilişkin karar vermesi şart değildir; ancak davada kesin bir delil bulunmuyor ise teminat alınması yönünde karar alabilir.

Tapu İptali ve Tescili Davası Ne Kadar Sürer?

Tapu iptal ve tescili davasının süresi adına ortalama bir yanıt verilebilir; ancak kesin olarak bir süre verilemeyecektir. Dava süresi, mahkemenin iş yoğunluğu, duruşma günü ataması, delillerin toplanmasına göre değişkenlik gösterecektir. Mahkemenin dilekçeler aşamasını tamamlaması sonrasında tahkikat aşamasına geçilecek ve deliller toplanacak, değerlendirilecektir. Mahkemenin tahkikat aşamasının sona ermesi sonrasında hüküm verilecektir. Tüm bu süreç 1 ila 1,5 yıl arasındadır.

Tapu İptali ve Tescili Davasında Süreci Nasıl İşler?

  • Tapu iptali ve tescili davası yazılı yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle dilekçeler aşaması dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinden oluşmaktadır.
  •  Dilekçeler aşamasının tamamlanması sonrasında ise mahkeme öninceleme duruşması yapacaktır. Öninceleme duruşmasında tarafların uzlaşma ihtimalinin olup olmadığı, iddia ve savunmaları sorulacak ve delillerin sunulması için taraflara süre verilecektir.
  • Tahkikat aşamasında ise ilgili kurumlara müzekkere yazılacak, bilirkişiden rapor düzenlenmesi istenecektir. Delillerin toplanılması sonrasında tahkikat aşaması sona erecektir.
  • Tahkikat aşaması sona erdikten sonra sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm kurulacaktır. Hükmün bozulması talebiyle taraflardan birisi veya her iki taraf istinaf yoluna başvurabilecektir.

Tapu İptali ve Tescil Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?

Taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğundan tapu iptali ve tescili davası kesinleşmeden icra edilemeyecektir. Kararın kesinleşmesi aşaması ise mahkeme tarafından verilen hükmün taraflara tebliğ edilmesinden itibaren yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemesi halinde hüküm kesinleşmiş olacaktır. Kararın taraflara tebliğ edilmesinden itibaren karara karşı itiraz edilmiş ise itiraz merciinin kararı değerlendirmesi beklenmelidir, hüküm kesinleşmemiş olacaktır.

Tapu İptal ve Tescil Davası Zamanaşımı

Zamanaşımı dava hakkının yasada belirtilen süre içerisinde kullanması gerektiği bir süredir. Zamanaşımı süresinin dolması halinde hakkı ileri süremeyecek bir duruma gelmektedir. Tapu iptal ve tescil davası, ayni hakka tabi olduğundan zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Tapu iptal ve tescil davasından ileri gelerek mülkiyet hakkı he zaman ileri sürülebilecektir.

Olağan Zamanaşımıyla Kazanılan Mülkiyet Adına Tapu İptal Tescil Davası Açılması

Kanunda belirtilen olağan zamanaşım süresi ile zilyetliğe dayanarak hak kazanılmasıdır. Ancak olağan zamanaşım süresinin dolması ile zilyetliğin kazanılması adına kanunda belirli şartlar bulunmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 712. maddesinde olağan zamanaşımı düzenlenmiştir:

  • Geçerli hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılması: Söz konusu taşınmazın tapuya kayıtlı bir taşınmaz olması ve yolsuz bir şekilde, kanunda belirtilmiş olduğu üzere, geçerli bir hukuki sebep olmadan kurulması halinde kişi üzerinde malik olarak tescil edilmesi şarttır.
  • Zilyetlik 10 yıl sürmeli: 10 yıl boyunca aralıksız olarak zilyetlik devam etmelidir. 10 yıllık süre, geçerli hukuki sebep olmadan tapu kütüğüne yazılma tarihinden itibaren başlayacaktır.
  • Zilyetliğin davasız ve aralıksız sürmesi: 10 yıl içerisinde asıl malik tarafından tapu iptal ve tescil davası açılması halinde zamanaşımı kesintiye uğrayacaktır. Bu nedenle yolsuz tescile dair bir dava açılacağı zaman malik iyi niyeti ortadan kalkacaktır.
  • İyi niyetle sürdürülmesi gerekir: Geçerli hukuki sebep olmaksızın malik olduğu, yolsuz şekilde hak kazanıldığına dair bilgisi olduğu zaman iyi niyet ortadan kalkacaktır.

Olağan zamanaşımına dair kanunda belirtilen şartların oluşması halinde tapu geçerli hale gelecektir. Geçerli olan ve tescil sonrası kazanılan mülkiyet adına tapu iptal ve tescil davası açılamayacaktır. Ancak şartlardan birisinin oluşmaması halinde yolsuz tescil davası açılması mümkün değildir.

Olağanüstü Zamanaşımıyla Kazanılan Mülkiyet Adına Tapu Tescil Davası Açılması

Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde olağanüstü zamanaşımı ile mülkiyet kazanılmasına dair şartlar düzenlenmiştir:

  • Taşınmazın tapuda kayıtlı olmaması ya da maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş kimse adına kayıtlı bulunması,
  • Davasız ve aralıksız 20 yıl süreyle malik olmasıdır.

Olağanüstü zamanaşımı koşullarının uyması halinde mülkiyeti üzerine tescilde bulunan kişiye karşı asil malik hukuka aykırılık olduğu iddiası ile tapu iptal ve tescil davası açma hakkına sahiptir. 

Tapu İptal ve Tescil Davası Masraf

Dava açarken mahkeme veznesine belli masrafların da yatırılması gerekmektedir.

  • Öncelikle davaya konu olan taşınmaz değeri üzerinden hesaplanacak olan nisbi harç yatırılacaktır.
  • 2020 Yılı Yargı Harçlar Tarifesine göre ise başvurma harcı asliye hukuk mahkemelerinde 54,40 TL 
  • Bilirkişi ücreti,
  • Keşif masrafı,
  • Tanık varsa tanık masrafı,
  • Tebligat giderleri.

Tapu İptal ve Tescil Davası Harç Hesaplama

Tapu iptal ve tescil davaları konusu para veya para ile değerlendirilebilen davalar olduğundan nisbi harca tabidir. Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinde de belirtmiş olduğu üzere tapu kayıt iptali gibi gayrimenkul aynına ilişkin harçlar gayrimenkul değeri üzerinden hesaplanacaktır. Taşınmaza dair kesin bir değer keşif ve bilirkişi raporunda kesinlik kazanacaktır. Ancak tapu iptal ve tescil davasında davaya konu olan taşınmazın değerinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden 2020 yılı Yargı Harçları Tarifesi üzerinden binde 68,31’i hesaplanarak harç ödemesi peşin alınmak üzere ödenecektir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Görevli Mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. Maddesinin ilk fıkrasında belirtmiş olduğu üzere tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Yetkili Mahkeme

Yer yönünden yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdir. Dava, taşınmazın bulunduğu yerde asliye hukuk mahkemesinde görülecektir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Dava Dilekçesi

İSTANBUL (    ). ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO: …/… Esas

DAVACI: Ad Soyad (TC Kimlik No: …)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

KONU: İradenin fesada uğratılması nedeniyle tapu iptaliyle taşınmazın müvekkil üzerine tesciline, üçüncü kişilere satımını önlemek adına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi isteminden ibarettir.

DAVA DEĞERİ … TL

AÇIKLAMALAR:

1-)Davacı müvekkil ile davalı 2010 yılından bu yana evli olup boşanmaları 2019 yılında gerçekleşmiştir. Davacı ile davalı evli iken davalı, davacıyı çocukları önünde tehdit ederek evlilik öncesi edinmiş olduğu bağımsız bölümü üzerine tescil ettirilmesi isteminde bulunmasını istemiştir. (Davaya konu olan taşınmaza dair tapu kayıtları dilekçe ekindedir.)

2-) Davalı, davacı üzerinden evlendikleri tarihten itibaren söz konusu taşınmazı üzerine yapması için baskı uygulamış, evi üzerine yapmadığı müddetçe boşanacağını ve evi terk edeceğini belirtmiştir. Müvekkil, davalının tehditlerine başta aldırmamış ancak ilerleyen zamanlarda daha ağır tehditlerde bulunmuştur. Müvekkilin ilk evliliğinden olma çocukları da bu tehditlere şahit olup evi üzerine yaptırılması konusundaki baskısına birebir görgü tanıklığı etmiştir.

3-) Davacı, davalının şiddetine ve tehditlerine artık dayanamamış ve …/…/… tarihinde daha ağır baskılarda bulunarak evin tapusunu davalıya devretmek zorunda kalmıştır. Evin tapusu davalı üzerine tescil edilir edilmez ise davalı, davacıya boşanma davası açmıştır.

4-) Müvekkil, davalının baskısından kurtulduğu vakit, işbu davayı açmış ve tapunun üzerine tescil edilmesi talepli davayı açma zarureti hasıl olmuştur. Davalının davaya konu olan bağımsız bölümü üçüncü kişilere devretmesi ve yurt dışına çıkma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını vekaleten talep ederim.

HUKUKİ SEBEPLER: TBK, TMK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tapu kaydı, nüfus kayıt örneği, tanıklar, bilirkişi incelemesi ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve gerekçelendirilen sebeplerden ve mahkemenin re’sen dikkate alacağı hususlar karşısında tapu kaydında belirtilen taşınmazın 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konularak daha sonra davalının hile ve cebir ile iradesini fesada uğratmış olduğundan tapu kaydına dair iptaline, davacı müvekkil adına tesciline, dava masraf ve vekalet ücretinin davalıdan alınması yönünde karar verilmesini saygılarımla talep ederim.

Davacı Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Tapu İptal ve Tescil Davası Cevap Dilekçesi

İSTANBUL (    ). ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO: …/… Esas

DAVALI: Ad Soyad (TC Kimlik No:…)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

DAVACI: Ad Soyad

KONU: Dava dilekçesine karşı cevap dilekçesinin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR:

Yukarıda esas numarası belirtilen dosya üzerinden davalı müvekkile karşı tapu iptal ve tescil davası açılmış, asılsız ve mesnetsiz iddialara dayandırılmıştır. İşbu dava kötü niyetli olarak açılmış olduğundan davanın reddi yönünden karar verilmesini vekaleten talep ederim.

1-) Davacı, açmış olduğu davada tapu kaydının davalı müvekkil üzerine tescil ettirilmesinde iradesinin fesada uğradığına, tehdit ve hile ile devrettiğini belirtmiştir. Öncelikle davacının iradesi tapu devri esnasında tam olup kendi isteği ve rızasına dayalı olarak devrini gerçekleştirmiştir.

2-) Davacı ile davalının evlilikleri sarsıntılı geçmiş, boşanma tarihine kadar hemen hemen her gün anlaşamadıklarına dair tartışmalarda bulunmuşlardır. Tarafların boşanma davası açılmadan önce davacının babası trafik kazası geçirmiş ve ağır bir tedavi görmüştür. Bu nedenle davalı müvekkil davacıya yönelik açacağı boşanma davası kararını ertelemek zorunda kalmıştır. Bu süreçte davalı, davacının babasının tedavisinde maddi durumunun yetmediğine şahit olmuş ve davacı, davalı müvekkilden borç para istemiştir.

3-) Davalı müvekkil, davacının babasının tedavisi için tam tamına … TL ödemede bulunmuştur. Müvekkilin davacının hesabına gönderim yapmış olduğunu kanıtlayan dekontlar işbu dilekçe ekindedir.

4-) Davacını babasının tedavisinin sona ermesi sonrası davalı, davacıdan boşanmak için işlemleri başlatacağını belirtmiş ve bugüne kadar ödemiş olduğu masrafların kendisine ödemesini istemiştir. Bunun üzerine davacı, kendisinin parası olmadığını belirterek babasının kendisine devretmiş olduğu davaya konu olan taşınmazı devredebileceğini belirtmiştir. Davalının alacaklı olduğu miktara dahi denk düşmeyen söz konusu taşınmazın devir işlemine dair durum bundan ibarettir. Davacı, işbu davayı kötü niyetle açmış olup müvekkile dair bulunduğu asılsız iddiaları kanıtlamakla mükelleftir.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, TBK ve her türlü yasal delil.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, bilirkişi, banka kayıtları, tapu kayıtları, keşif, yemin ve her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle asılsız iddialarla açılan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Davalı Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları

Tapu İptali Kararı Nedeniyle Maddi Tazminat Davası Açma

Davacılar, tapuda kayıtlı olan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle bedelsiz hükmen tapunun iptaline karar verilmiştir. Tapu iptali nedeniyle zararının oluştuğu, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında ıslah dilekçesiyle toplamda 259.804,80 TL tazminat dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen tazminat davası kabul edilmiş, Hazine vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar vermiştir. Bozma gerekçesinde mahkemenin vermiş olduğu karar kanuna aykırı bulunmuş, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararların nisbi harca tabi olduğunu belirtmiştir. Harçlar Kanunu gereğince yargı işlemlerinden alınacak olan harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmayacağı belirtilmiştir.

Davacı harçlardan müstesna olmayıp yargı harçlarını ödemekle yükümlüdür. Islah edilen dava değeri üzerinden nisbi tarifeye göre ıslah harcı ödemesi gerekmektedir, ödenmez ise davaya devam etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından yasal düzenleme ve ilkeler gözardı edilerek ıslah harcı alınmadan hüküm kurulmuştur. Davacıya ödenmesi gereken ıslah adına süre vermesi gerekirken yatırılmamış ıslah üzerinden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkeme tarafından bozma kararına uyulmuş, davacıya eksik ıslah harcı tamamlattırılmıştır. Mahkeme ıslah harcı tamamlattırılan miktarda davacıların payları oranında ödettirilmesine karar verilmiştir. Hükme davacılar vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, bozma üzerine gelen dosyada incelemede bulunmuş davaya konu olan taşınmazın arsa vasfında olduğunu kabul ederek emsal metoda göre değer belirlediğini tespit ederek isabetsizlik bulmamıştır. Ancak taşınmazın üzerinde bulunan meyve ağaçları fındık ocaklarının değerinin tespitinin neye göre yapıldığı rapor içerisinde anlaşılamamıştır. Bilirkişi rapor hazırlamasında ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir resmi verileri ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilmemesi nedeniyle bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı tespit edilmiştir.

Ayrıca taşınmazın satış tarihinde imar planı içinde olup olmadığı ve DOP kesilip kesilmediği, arsa metrekare rayiç bedelleri takdir komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas metrekare değeri getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulduğu de tespit edilmiştir. Yargıtay, mahkemenin davaya konu olan taşınmazın değerinin yöntemine uygun bir şekilde tespit edilmediği saptanmıştır. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/7800 Esas, 2020/901 Karar)

Tapuda Bir Kısmın Orman Parseli İçerisinde Kalması

Asliye hukuk mahkemesinde, davacılar paydaş olduğu ve arsa ile parsel sayıları belirtilen taşınmazın halen 266 ada 1 sayılı orman parseli içerisinde kaldığından bu kısmın kısmen iptali ile bu kısımların davacılar adına tapuya tescil edilmesini talebiyle dava açılmıştır. Mahkeme tarafından davacının talebine ilişkin ret karar verilmiş, davacılar vekili karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde dosya arasında bulunan bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleketler haritasına dayalı yapılan incelemede çekişmeli olan taşınmazların orman sayılan yerlerden oluştuğu, mahkeme tarafından kurulan hükmün kanuna aykırı olmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/8082 Esas, 2020/916 Karar)

Tescilin Yolsuz Olduğunu İddia Ederek Tapu İptali Talebinde Bulunulması

Davacı, davalılar adına tescil edilen taşınmazın 6750 m²’sinin Hazine adına tesciline kararın kesinleştiği, ancak davalı taşınmazın tamamını diğer davalı şirkete satışıyla devretmiştir. Davacı, tescilin yolsuz olduğunu, davalı şirketin ise iyi niyetli olmadığını iddia ederek tapu iptali ve tesciline aksi halde tazminata karar verilmesini talebiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Davalı, ilamın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl boyunda karar infaz ettirilmemiş, zamanaşım süresi dolmuş olduğundan davanın reddini savunmuştur. Davalı şirket ise iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yargıtay, karada mahkemenin davalının 13.320,00 TL’ye tahsiline, diğer taleplerin ise reddi yönünde karar verdiğini saptamıştır. Mahkeme tarafından davalının taşınmazın tamamını diğer davalı şirkete temlik ettiği ancak ikinci el konumundaki kayıt maliki davalı şirket hakkında iyiniyet olgusunun aksini kanıtlar nitelikte davacının delil ibraz edilmediği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını tespit etmiştir. Mahkeme tarafından istek olmamasına rağmen davalıya ait olan 4.350 m²’lik kısmın tazminata karar verilmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Dava değeri bildirilmesi halinde talep aşılması suretiyle daha yüksek bir miktarda tazminata hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur. Mahkeme bozma ilamına uymuş ve davanın kısmen kabulü ile 6.750,00 TL davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşılık davacı ve davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Mahkeme tarafından bozma kararına uyarak hüküm kurulması nedeniyle onama kararı verilmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/14542 Esas, 2020/1011 Karar)

Oğlunun Tapuya Götürerek İmza Attırması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil

Davacıyı oğlu olan davalı, tapuya gitmeleri gerektiğini belirterek ne amaçla olduğunu bilmeden imza davacıya imza attırmıştır. Davacı, maliki olduğu taşınmazdaki payını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, aynı gün içerisinde de davalı tarafından kendisine intifa hakkı tanındığını, bedel ödenmediğini, satış işleminin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Davalı oğlu ise davacının açmış olduğu davaya karşılık zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, ağabeyinin borçlarının kapatılması nedeniyle bu işlemleri gerçekleştirdiğini belirmiş, davanın reddini istemiştir.

Mahkeme tarafından hata ve hile iddiası kanıtlanmadığından davanın reddine yönelik karar vermiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, dosya incelemesinde mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu tespit etmiş olduğundan onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15416 Esas, 2020/907 Karar)

Miras bırakanın Çocuklarından Mal Kaçırmak Amacıyla İkinci Eşine Mal Satması

Davacılar asliye hukuk mahkemesinde mirasbırakanın maliki olduğu taşınmazlarını davalı ikinci eşine satış suretiyle devretmiş olduğunu, devir amacının ise mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Davacılar mirasbırakının taşınmazları satmaya ihtiyacının bulunmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ve miras payları oranında adlarına tescile karar verilmesini asliye hukuk mahkemesinde talep etmiştir. Davalı, mirasbırakanın taşınmaz devrini kendisine minnet duyduğundan gerçekleştirdiğini, mal kaçırma amacında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme tarafından kurulan hükümde mirasbırakanın davalıya taşınmazı devretmediğini, diğer taşınmazı ise minnet duygusuyla temlik ettiğini, mirasçılara intikal eden başkaca taşınmazlar bulunduğunu belirterek mal kaçırma amacında olmadığı kanaatinde bulunmuştur. Tüm bu gerekçeyle mahkeme, davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde toplanılan delillere, hükmün yasal dayanağını, delillerin takdirini değerlendirmiş ve mahkemenin ret kararını hukuka uygun bulmuştur. Tüm bu nedenlerle mahkeme onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15154 Esas, 2020/903 Karar)

Miras bırakanın Diğer Çocuklarından Mal Kaçırma Amacıyla Oğluna Devretmesi

Davacı, ortak miras bırakanlarının taşınmazlarını kadastro tespiti sırasında davalı oğlu adına tescil ettirdiğini, miras bırakanın amacının mal kaçırma amacında ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile miras payı oranında tescilini istemiştir. Muris, noterde düzenlemiş olduğu vasiyetnamesinde maliki olduğu taşınmazın tamamını ve bir kısım taşınmazlarda 1/3 payı davalının çocuğuna, diğer davalıya 1/3 payını, diğer 1/3 payı ise diğer mirasçılar olan kendisi ve davalıya vasiyet etmiştir. Davacı, saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis isteğinde bulunmuştur. Davalı, miras bırakanın başka taşınmazlarının olduğunu ve davacının saklı payının zedelenmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme davalı yönünden muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay Dairesince koşullarının uygun olması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği açık olduğunu belirtmiştir. Ancak ilgili mahkemede tenkis isteğinin bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemenin ret yönünde karar vermesi gerektiğini, yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurduğunu tespit ederek bozma yönünde karar verilmiştir.

Mahkeme, Yargıtayın bozma kararına uyduğu gerekçesiyle işlem yapılarak karar verilmiş ve onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15630 Esas, 2020/798 Karar)

Evliliği Esnasında Eşine Taşınmaz Devretmesi

Davacı, davalıyla evlenmiş ve birkaç ay sonra davalının geçimsiz tavırları, baskısı nedeniyle evliliklerini bitireceğini belirtmiştir. Bu nedenle davacı, babasından kalan ve tek meskeni olan evi evliliği sürdürmek amacıyla davalıya bedelsiz devretmiştir. Ancak davalı, evlilikten gelen sorumluğunu yerine getirmediğinden kendisini evden kovmuş ve davalıya karşı boşanma davası açılmıştır. Davacı, davalının hile nedeniyle tapu kaydının iptaliyle adına tescilini isteyerek asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır.

Davalı, evlilik hediyesi olarak davacının vermeyi taahhüt ettiği ziynet eşyaları ile birlikte daha önceden sahip olduğu altın takılar karşılığında taşınmazı satın aldığını ve yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Ret gerekçesinde ise 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve hile iddiasının ispatlanamadığını belirtmiştir. Davacı, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu hükümde hukuka aykırılık tespit edemediğinden mahkeme kararına karşılık onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15571 Esas, 2020/842 Karar)

Sahte İmza Kullanarak Taşınmazı Üzerine Tescil Ettirmesi

Davacı, taşınmazdaki payını davalının sahte imza kullanarak adına tescil ettirdiğini, yapılan temlikten taşınmazın kamulaştırılması ile haberi olduğunu ileri sürerek satış işleminin iptali ile adına tescil edilmesi talebiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Davalı, imzanın sahte olmadığını ve parseldeki paya karşılık devretmeyi teklif ettiğini ve davacının isteği ile devir gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Ayrıca davalı satış bedelini ödediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davacının açmış olduğu davanın reddi yönünde karar vermiş, davacının iddiasının kanıtlayamadığını belirtmiştir. Davacı karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu ret kararının hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle mahkemenin kararına karşılık onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/2595 Esas, 2020/766 Karar)

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılmasıyla Taşınmaz Devri Yapma

Davacılar, miras bırakanın davaya konu olan bağımsız bölümü 3. kişilere satması için davalıya vekaletname vermiştir. Davalı ise taşınmazı annesi olan diğer davalıya satış yoluyla temlik etmiştir. Ancak satış bedeli olarak 67.000 TL, rayiç değerin altında bir bedel gösterilmiş ve bu bedel ödenmemiştir. Davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ederek miras bırakanın dava açmak üzereyken öldüğünü ileri sürmüştür. Bu nedenlerle davalı adına kaydedilen tapu kaydının iptali ile miras payları oranında tescilini talep etmiştir.

Davalılar, cevap dilekçesinde davaya konu olan taşınmazın bulunduğu siteye gitmiş ve birkaç eve bakmışlardır. Sitenin görevlisi dava dışı olan kişinin aracılığıyla davacıların miras bırakanı ile görüşmüş ve telefonda söz konusu taşınmazın değeri olan 88.000 TL’ye anlaştığını belirtmiştir. Miras bırakan satışa ilişkin kaparo istemiş ve dava dışı site görevlisine 800 İsviçre Frangı kaparo vermiş, havale yoluyla gönderilmiştir. Davalılar miras bırakan ile tapu işlemleri için buluşmuş ve işleri olması nedeniyle vekalet vermek istediğini belirtmiştir.

Davalı, tapuda devredilmeden önce 11.875 TL daha verdiğini, emlak ve aidat borçlarını ödemiş, devir esnasında taşınmaz adına 0 TL bedelli haciz şerhini görmüş, borcun ödendiğini düşünmüşlerdir. Ancak tapunun devredilmesi sonrasında taşınmaza ilişkin 50.000 Euro borçlu olduğunu görmüş, alacaklı vekillerine 67.000 TL ödeyerek haczin fekkine ilişkin yazı alarak haczi kaldırmışlardır. Miras bırakan olarak vekil eden kişinin iyi niyetli davranmadıklarını belirterek açılan davanın reddini talep etmişlerdir.

Mahkeme tarafından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. Maddesi uyarınca dava açılmamış satılmış ve davacının iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, mahkemenin isabetli bir karar vermiş olduğunu belirterek karara karşılık onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/8167 Esas, 2020/772 Karar)

Mal Kaçırma Amacıyla Taşınmazı Satış Yoluyla Temlik Etme

Davacılar, miras bırakanın ölmeden önce taşınmazı dava dışı olan oğlunun dünürüne mal kaçırma amacıyla satış yoluyla temlik etmiştir. Mirasçılardan birisinin açtığı başka bir iptal tescil davasından kısa süre sonrasında taşınmaz dava dışı kişi tarafından miras bırakanın davalı torununa satış yoluyla temlik edildiği iddia edilerek davaya konu olan taşınmazın tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tescili istemiştir. Davacılardan birisi kısıtlanması üzerine yargılama aşamasında vasisi yargılamaya katılmış ve husumete izin kararı sunmuştur. Davacılar vekili, bir kısım davacılar adına davadan feragat etmiştir.

Davalı ise savunmasında dava dışı olan taşınmazını satarak dava konusu olan taşınmazı bedeli mukabilinde dava dışından satın aldığını, satış bedelini ise banka üzerinden ödediğini, miras bırakanın tüm mal varlığını 3. kişilere sattığını iddia etmiştir. Mahkeme tarafından feragat eden davacılar adına davanın reddine, diğer davacılar yönünden ise davanın kabulü yönünde karar vermiştir. Davalı tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka uygun ve isabetli olduğu kanaatine vardığından onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/547 Esas, 2020/774 Karar)

İlk Eşinden Olma Çocuklarından Mal Kaçırma Amaçlı Temlik

Davacı, miras bırakanın taşınmazı ilk eşinden olma çocuklarından mal kaçırma amacıyla ikinci eşine devretmek istemiş, tapuda işlem yaparken taşınmazın yarı payını ikinci eşine, diğer yarı payını da kızının kocası olan davalıya devretmiştir. Bu pay sonrasında 3. kişilere satıldığını, elde edilen paranın bir kısmı ile babaannesi adına bir dair daire alınmıştır. Kalan para ile davalı, kendi babasına ait taşınmaza dubleks daire yapımında kullanılmıştır. Babaanne ölümü sonrasında dairenin tamamı kendisine verilmesi gerekirken yarı payı davalı adına tescil edilmiştir. Davacı işlemlerin muvazaalı olduğunu ve miras payının zedelendiğini ileri sürerek payın iptaline karar verilerek tescili yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. Miras payı karşılığında da tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ile kocası, iddiaların doğru olmadığını ve muvazaa bulunmadığını belirtmiş olduğundan davanın reddi yönünde karar verilmesini savunmuştur.

Mahkeme tarafından davanın kabulü yönünde karar verilmiş, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, dosya incelemesinde yapılan temlik ve hilenin daireye isabet eden pay ile ilgili yapılan alım ve temlikler inançlı işleme dayanıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından gerekli araştırmanın yapılması, delillerin toplanması bakımından karar verilmesi gerekirken yanılgılı nitelendirmeyle kurulması isabetsizdir. Bozma kararına uyularak davanın reddi yönünde karar verilmiştir. Verilen karara yönelik temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay, hükme uyulan bozma kararına yönelik onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/3948 Esas, 2020/768 Karar)

Muvazaalı Satışla Devir

Davacı, davalıyla harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesine güvenerek davaya konu olan taşınmazı davalıya satış yoluyla temlik etmiştir. Satış adına verilen ilk senet tarihi 15.12.2009 olduğu, dava konusu taşınmazın satış bedelini alamadığı, davalının yarış pisti yapmak ve formula yarışları için öğrenci yetiştirme amacıyla eğitim şirketi kurmak ve kendisini de ortak etmek amacıyla sözleşmeyi yaptığını ve konunun sözleşmenin 5. maddesine konulduğu belirtilmiştir. Ayrıca sözleşmede, sözleşmenin iptal edilmesi durumunda taşınmazın yeniden satıcıya iade edildiği yazılmıştır. Davalı hiçbir vaadi yerine getirmemiş, bedel ödememiş ve sözleşmeye aykırı olarak dayısı olan davalıya muvazaalı olarak satışla devretmiştir. Bu nedenlere dayanarak söz konusu taşınmazın tapu iptali ile tescilin yapılması, olmadığı takdirde rayiç bedelin davalı tarafından tazmin edilmesini talep etmiştir. 

Davalı, davacının iddialarını reddederek sözleşmeye göre davacının vermesi gereken 61 dönümden 4 dönüm vermeyince yarış pistinin yapılamadığını, bu nedenle dava dışı 78 parsel sayılı taşınmazı davacıya iade ettiğini, satış bedelini ise ödediğini, eski sözleşmeyi iptal edip sözleşme imzaladıklarını ve davacıya 27.000 TL’lik parça parça senet verdiğini, dava dışı kişi adına kayıtlı aracını 25.000 TL’ye saydığını, ödenmeyen kısımları ise icra kanalıyla tahsil etmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme, davacının sözleşmeye dayanarak taşınmazı davalıya bedelsiz olarak devrettiğini, inançlı işlem olduğu, sözleşme yerine getirilmediğinden taşınmazın iadesi gerektiğine dair davalıya yapılan temlikin muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalılar, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık Yargıtay onama yönünde karar vermiş, kararın hukuka aykırı olmadığını tespit etmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/4618 Esas, 2020/773 Karar)

Miras bırakanın Oğluna Satış Suretiyle Temlikte Bulunması

Davacı, miras bırakan babasının taşınmazlarda bulunan paylarını davalı oğluna satış suretiyle temlik etmiş, birçok taşınmazı bulunan miras bırakanın maddi durumu iyi olduğundan mal satımına ihtiyacı olmadığını, miras bırakanın çevreye borcu olması nedeniyle davalı mirası reddetmiş, miras bırakan tarafından davalıya temlik edilen başka taşınmazlar yönünden ise muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davası açmıştır. Temliklerin mirastan mal kaçırma amacı olduğu, muvazaalı olması nedeniyle tapu kayıtlarının iptali nedeniyle tescili talebiyle dava açılmıştır.

Davalı ise davaya konu olan parsellerin kaydının kapatıldığını, tevhit işlemi nedeniyle taşınmaza dönüştüğünü, davanın kabul edilmesi halinde infaza elverişli hüküm kurulamayacağını, taşınmazları babasının maddi durumunun kötü olması nedeniyle satışını yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından iddiaların kanıtlanamadığı ileri sürülerek davanın reddi kararı verilmiştir. Davacı vekili tarafından karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık onama yönünde karar vermiş delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığını tespit etmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/14959 Esas, 2020/761 Karar)

Trafo Yeri Olarak Kullanılan Belediyeye Ait Taşınmaz Adına Tescil İstemi

Davacı, idarelerince kullanılan ve belediyeye ait olan taşınmazın adına tescili yapılması gerektiğini, tescil adına yaptıkları girişiminin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile trafo yeri olarak adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Davalı ise davanın zaman aşımına uğradığını, mahkemenin görevsiz olduğunu ve devri kurulu kararından itibaren taşınmazın bedelinin ödenmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından davanın kabulü yönünde karar verilmiş, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay dosya incelemesinde mahkemenin davayı kabul etmesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığını tespit etmiştir. Ancak mahkeme tarafından çekişmeli taşınmazın bir bölümünün iptali ve tescili istenilmesine rağmen istek aşılarak karar verilmiştir. Ayrıca Encümen Kararına dayalı olarak belirlenmesi gerekirken İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazısı ile yetinilerek karar verilmesi doğru bulunmamıştır, bu gibi yerlerin TEDAŞ Genel Müdürlüğüne devri, mümkün olmadığı takdirde ise tapu iptali ve tescil isteğinin mahdut ayni haklardan olan irtifak hakkını da içereceği, bu nedenle Tedaş Genel Müdürlüğü yararına bedelsiz olarak irtifak veya intifa hakkı tesisi getirilmelidir.

yDavaya konu olan yerde ise infazı mümkün olmayacak şekilde, trafo yeri bakımından davacı yararına bedelsiz olarak irtifak veya intifa hakkı tesisine şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Bu nedenle davaya konu olan taşınmazın yola terkininin yapıldığı irtifak tesisine ya da intifa hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmede bulunduğundan ötürü bozma yönünde karar verilmiştir. Mahkeme bozma ilamına uyarak hüküm kurmuş, karara karşılık davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtayın ilgili dairesine getirilen dosya incelemesinde ise hükme uyulan bozma kararında hukuka aykırı bir karar verilmediği tespit edildiğinden onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15089 Esas, 2020/685 Karar)

Alzheimer Babanın Oğluna Devrettiği Taşınmazlara Dair İptal İstemi

Davacılar, miras bırakanın maliki olduğu 4 adet taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı oğluna devretmiştir. İşlem tarihlerinde miras bırakanın Alzheimer hastası olduğu hukuki işlem ehliyeti olmadığını, ayrıca davalı sözleşmedeki yükümlülüğü olan ölünceye kadar bakmayı yerine getirmediğini, mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlem olduğu ileri sürülerek tapu iptali ile miras payı oranında tesciline, aksi takdirde ise tenkisine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı ise davanın reddini talep ederek iddiaların yersiz olduğunu, sözleşmeden ileri gelen yükümlülüğünü bakım borcunu yerine getirdiğini belirtmiştir.

Mahkeme tarafından miras bırakanın taşınmazlardan devrine dair yapılan işlemin tarihlerinin miras bırakan tarafından ehliyetsiz olup olmadığına dair Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir. Adli Tıp Kurumundan gelen raporda taşınmazlardan birisi adına yapılan devir tarihinde ehliyetsiz olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle belirtilen taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, ancak diğer taşınmazlar yönünden miras bırakanın işlem tarihlerinde fiili ehliyetinin olduğu tespit edilmiştir. Ancak davacıların süresinde keşif harç ve masraflarını süresinde yatırmamış olduğundan keşif delilinden vazgeçtiğini belirterek iddia kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacılar vekili, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde toplanılan deliller ve mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu tespit ederek onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/14251 Esas, 2020/684 Karar)

Kocasının Ölmeden Önce Mallarını Kardeşine Devretmesi

Davacı, kocasının çocuksuz öldüğünü, sağlığında taşınmazını yarı yarıya kardeşi ile ölen kardeşinden olma yeğenine ölünceye kadar bakım şartıyla temlik ettiğini belirterek miras bırakanın mal kaçırmaya çalıştığını iddia ederek tapu iptali tescili talebinde bulunarak dava açmıştır. Davalılar ise davacının eşinin (miras bırakanın) hasta olduğunu, miras bırakanla ilgilenmediğini ve kendilerinin baktığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.

Mahkeme davacının ileri sürdüğü muvazaa iddiasını kanıtlayamadığından reddi yönünde karar vermiştir. Davacı, hükme karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay, dosya incelemesinde kararın hukuka aykırı olmadığını ve isabetli bir karar verildiğini belirterek onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/14240 Esas, 2020/664 Karar)

Tapu İptal Tescili Davasında İddia İspatlanamadığından Reddi Kararı Verilmesi

Davacı vasisi, kısıtlı annesi ile birlikte malik olduğu bağımsız bölümünde kiracı olarak oturan ve kısıtlının ehliyetsiz olduğunu bilen davalı tarafından hile ile adına tescil ettirmiştir. Davalı, taşınmazın iadesini kendilerine yapacağını belirterek kendilerini oyaladığını ve aradan geçen süre zarfında da taşınmazın 3 kez el değiştirdiğini, son olarak da davalıya devredildiğini belirtmiştir. Davacı, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde ise 50.000 TL’nin davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacının dava dilekçesine cevap vermemiş, diğer davalı ise iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme tarafından davacının iddiasını ispatlamadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar verilmiştir. Davacı karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu kararda hukuka aykırılık tespit etmemiş olduğundan onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/15183 Esas, 2020/679 Karar)

Tapu İptal Tescil Davasında Gabin Unsuru

Davacı, asliye hukuk mahkemesinde tapu iptal ve tescil, tazminat, kira ödemelerine tedbir konulması talebiyle dava açmıştır. Davada davacı vasisi, kardeşinin savurganlık ve parayı kötü yönetmesi nedeniyle Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesi uyarınca kısıtlandığını ve kendisinin vasi tayin edildiğini belirtmiştir. Davacı, kısıtlama kararı çıkarılmadan önce tüm aileye ait olan ancak kısıtlı adına kayıtlı olan bağımsız bölümü hiçbir neden yokken değerinin çok altında 26.000 TL bedelle davalıya satış yoluyla devretmiştir.

Ancak taşınmazın rayiç bedeli 425.000,00 TL olduğundan satışın gerçek olmadığı, tapuda gösterilen değerin de davacıya ödenmediği, davacının saflığından yararlandığı, bu nedenle iradesinin fesada uğratıldığını, kısıtlı olan davacının 3 yıldır yaptığı tasarruflar nedeniyle ailesi de büyük bir borç altına girdiğini belirterek gabin unsurlarının oluştuğunu belirtmiştir. Bütün bu nedenlerle tapu kaydının iptali ve kısıtlı adına tescili, olmadığı takdirde gabin nedeniyle edimler arasındaki tespit edilecek olan farkın davalıdan tahsil edilmesine, ayrıca iptal-tescil isteği kabul edildiğinde tescil tarihinden itibaren yolsuz hale geleceğinden 2011 Şubat ayından itibaren kiracı tarafından davalı adına yatırılacak kira paralarının hesapta tutulmasını, davalının kiracıdan kira parasını bir hesapta tutulması, davalının kiracıdan kira parasını istemesine yönelik ise muarazanın men’i talebinde bulunulmuştur.

Davalı ise davacının dava dilekçesine cevap olarak hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının davayı kötüniyetli olarak açtığını ve davacının 3. Kişi aleyhine bir başka asliye hukuk mahkemesinde tasarrufun iptali davası açtığını ve davaya konu olan işlemlerde gabin bulunmadığı, davacının satış işlemi sonrasında kısıtlandığını, satış yapıldığı tarihte tam ehliyetli olduğunu ve taşınmazın değeri olan 425.000,00 TL’yi davacıya elden ödeyerek devraldığını belirterek davacının davasını reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, davacı ret kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde davalının taşınmaza dair bedeli elden ödediğini savunmasının kabul edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi gereğince miktar olarak 425.000,00 TL’yi elden ödediğini yazılı delil ile kanıtlaması gerekmektedir. Ayrıca davalının davacının bu durumundan yararlandığına dair kuşku bulunmadığı, davalıya taşınmazın 14/10/2009 tarihinde devredilmesine rağmen kiraların 12/05/2010 tarihinden itibaren her ay düzenli olarak kardeşinin eşinin hesabına yatırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespit edilmiştir.

Gabin unsurlarının oluştuğu saptanmıştır. Mahkeme iptal ve tescil kararı vererek asıl davadaki kira bedeline ilişkin talep ile birleştirilen davanın kabul edilmesine göre karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurmasını doğru bulmayarak karar hakkında bozma kararı vermiştir. Mahkeme bozma kararına uyarak asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, kira bedelinin ödenmesine ilişkin isteğinin atiye terki nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiştir. Davalı tarafından karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay karara karşılık onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/4938 Esas, 2020/619 Karar)

Avukat Serpil Çınar Kimdir?  

ŞİMDİ İNCELE