Suç Uydurma Suçu ve Cezası

Suç Uydurma Suçu Nedir?

Suç uydurma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı Suçlar bölümünde, 271. maddesinde düzenlenmiştir. Suç uydurma suçunu oluşturan iki hareket bulunmaktadır;

  • Bir kimse işlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara (polis, jandarma gibi) işlenmiş gibi ihbar etmesidir. Yetkili makamları harekete geçirecek düzeyde bir ihbarda bulunulması suçun işlendiğini göstermektedir.
  • İşlenmeyen bir suçun delilini veya emaresini savcılık tarafından soruşturma başlatacak şekilde uyduran, yanlı delil üretmesidir.

Suç uydurma suçu, seçimlik hareketle işlenebilen bir suçtur. Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere her iki eylemden birisinin uygulanması halinde suç işlenmiş olacaktır.

Suç uydurma suçu ile hukuki düzen ve adalet düzeni korunmak istenmiştir. Yetkili makamlara işlenmediği halde işlendiğini bildirmesi ya da işlenmiş gibi göstermek için delil üretilmesi eylemleri yetkili makamları oyalayacak, zamanını alacaktır. Ülkedeki adalet, kolluk makamlarının düzenini, işleyişini bozmamak adına söz konusu uygulama getirilmiştir.

Yalnızca cezai yaptırım olan suçlar adına suç uydurma suçu işlenmektedir. Aykırı gelinmesi halinde eylem hakkında disiplin cezası veya idari ceza verilecek ise suç uydurma suçu oluşmayacaktır.

Suç Uydurma Suçu Cezası

  • Suç uydurma suçunun cezası 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
  • Adli para cezası 1 yıl veya altında olan hapis cezaları adına verilmekte olup hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi halidir. Suç uydurma nedeniyle 1 yıl veya altında ceza verilmesi halinde adli para cezası verilmesi mümkündür. Ancak adli para cezasının ödenmemesi halinde ceza, hapis cezasına çevrilecektir.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı 2 yıl veya altında olan cezalar adına verilmektedir. Suç uydurma suçunun müeyyide sınırı nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi mümkündür. Hagb kararının verilmesi halinde belli bir süre içerisinde yasal koşullara uyulması gerekmektedir, süre sonunda hüküm hiçbir sonuç doğurmayacaktır.
  • Hapis cezasının ertelemesi kararı, kesinleşen hapis cezası adına verilmektedir. Cezanın infazından şartlı olarak vazgeçilmesidir. Suç uydurma suçunun müeyyidesi gereği ceza erteleme kararı verilmesi mümkündür.

Suç Uydurma Suçu Sonuçları

Suç uydurma suçunda önemli olan durum eylemin yetkili makamları harekete geçirecek düzeyde olmasıdır. İşlenmediğini bilmediği halde suçu işliyor gibi göstererek ya da yanlı delil üreterek suç işleniyor gibi gösterir ise suç uydurma suçu işlenmiş olacaktır.

Suç uydurma suçu işleyen fail hakkında öncelikle savcılık tarafından soruşturma başlatılacak, soruşturma sonucunda ise kişinin suç işlediğine dair deliller bulunuyor ise mahkeme tarafından kovuşturma başlatılacaktır.

Cezai yaptırım olarak 3 yıla kadar hapis cezasının verilmesidir. Mahkeme sanığın suçu işlediğine dair yeterli kanaatte bulunur ise hakkında cezai yaptırım verilmesine karar verecektir.

Suç Uydurma Suçu Şikayet Dilekçesi

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ: Ad Soyad (TC Kimlik No:…)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

ŞÜPHELİ: Ad Soyad

SUÇ: Suç Uydurma Suçu

SUÇ TARİHİ:

AÇIKLAMALAR:

1-)

2-)

3-)

HUKUKİ SEBEPLER:

HUKUKİ DAYANAKLAR:

SONUÇ ve İSTEM:Yukarıda açıklanan ve gerekçelendirilen nedenlerle; şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma neticesinde kamu davası açılması yönünde karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Müşteki Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Suç Uydurma Suçu Tazminat

Tazminat davası, haksız eylem sonucu uğranılan zararın giderilmesidir. Tazminat maddi ve manevi olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi tazminat, haksız eylem nedeniyle uğranılan ekonomik ve maddi zararlar adına istenilen zarardır. Manevi tazminat ise kişinin haksız eylem nedeniyle uğramış olduğu psikolojik buhranın tazmin edilmesidir. Tazminat davasında talep edilen miktar, uğranılan zararla eş değer olmalıdır.

Suç uydurma suçundan mağdur olan kişinin haksız eylem sonucu uğramış olduğu maddi ve manevi zararı talep edebilmesi mümkündür. Söz konusu suç ile kişinin işlemediği bir suçtan yargılanmasına neden olacak ve bu süreçte maddi ile manevi zarara uğrayacaktır.

Suç Uydurma Suçu Memur Olmaya Engel Midir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda devlet memurunun işlemiş olduğu suç nedeniyle memurluğa engel durumları belirtmiştir. Bir kimse kasıtlı olarak işlemiş olduğu suçtan 1 yıl veya 1 yıldan daha fazla hapis cezası alır ise devlet memuru olamayacaktır. Eğer bu kişi memur ise memurluğuna son verilecektir.

Suç uydurma suçunun cezası 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Üst sınır 3 yıl olsa da alt sınır belirtilmemiştir. Mahkeme tarafından 1 yıldan daha kısa süreli hapis cezası verilir ise memurluğa engel bir durum teşkil etmeyecektir. Ancak suç uydurma suçundan verilecek 1 yıldan daha uzun hapis cezası memurluğa engeldir.

Suç Uydurma Suçu Şikayet Süresi

Şikayete tabi olan suçlar kanunda belirtilmiştir, şikayete tabi olması halinde soruşturma veya kovuşturma şikayete tabi tutulacaktır. Ancak suç uydurma suçu şikayete tabi suç değildir. Bu nedenle soruşturma, savcılık tarafından re’sen (kendiliğinden) başlatılacaktır. Şikayetin geri çekilmesi veya şikayetçi olunmamasının yargılama aşamasına herhangi bir etkisi olmayacaktır.

Suç Uydurma Suçu Uzlaşma

Uzlaşmaya tabi olan suçlar kanunda belirtilmiştir. Uzlaşmaya tabi olan suçlarda savcılık soruşturma aşamasında, mahkeme ise kovuşturma aşamasında dosyayı uzlaşma bürosuna gönderecektir. Tarafların uzlaşma sağlaması halinde yargılama aşaması uzlaşma nedeniyle sona erecektir. Ancak suç uydurma suçu, uzlaşmaya tabi suçlardan değildir. Bu nedenle dosya uzlaşma bürosuna gönderilmeyecek, tarafların uzlaşma sağlaması yargılama aşamasına etki etmeyecektir.

Suç Uydurma Suçu Zamanaşımı

Suç uydurma suçunda zamanaşım süresi 8 yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içerisinde dava açılmamış veya dava açılmış olsa bile dava sonuçlanmaz ise zamanaşımının dolması nedeniyle dava hakkında düşme yönünde karar verilecektir.

Suç Uydurma Suçu Görevli Mahkeme

Suç uydurma suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dava, suçun işlendiği yerde görülecektir.

Suç Uydurma ve İftira Suçu Farkı

İftira suçu ile suç uydurma suçu, Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar bölümündedir ancak her ikisi aynı bölümde olsa da iki farklı suçtur. Suç uydurma suçu işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi göstererek yetkili makama bildirmektedir. Fakat iftira suçu, biri hakkında soruşturma başlatılmasını veya idari yaptırım sağlamak adına suç isnat edilmesidir.

Suç uydurma suçu nedeniyle mağdurun idari yaptırımla karşılaşması halinde fail cezalandırılmayacaktır. Ancak iftira suçu idari yaptırımı da kapsamaktadır. Bu nedenle her iki suç arasındaki fark isnat edilen eylem sonucunda yalnızca suç olup olmadığı noktasında ayrılmaktadır.

Suç Uydurma Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

Yalan Tanıklık ve Suç Uydurma Suçunun Birlikte İşlenmesi

Asliye ceza mahkemesi tarafından suç uydurma, yasaya aykırılık ve yalan tanıklık suçlarından sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda dosya Yargıtaya gönderilmiştir.

Yargıtay yasaya aykırılık suçu yönünden yaptığı incelemede mahkumiyet hükmü verilmesinin ardından sanığın öldüğünün anlaşılması üzerine ek karar ile atılı suçlardan verilen düşme kararını hukuki değerden yoksun bularak bunun hakkında da bir inceleme yapmış ve ölen sanık hakkında bir araştırılma yapılması ve hukuki durumunun değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir.

Bir diğer inceleme ise sanıklar hakkında yalan tanıklık ve yasaya muhalefet hakkındadır. Bu suçlar hakkında kurulan hükümlerin incelemesinde sanıkların yalan beyanda bulundukları belirlenmiştir ancak ifadeleri bu konuda yetkili olmayan bir kolluk görevlisi almıştır. Bu nedenle suç unsurları tamamlanmış sayılmayacağından mahkumiyet cezası da verilemeyeceği belirtilmiştir.

Yasaya aykırılık suçuna gelince, olay yerinde yapılan inceleme sonucunda sanığın vurulduğu söylenen silahın mermisine, mermi çekirdeğine ya da mermi çekirdeği gömleğine rastlanmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen silah bulunamadığı gibi, sanığın da ateşli bir silah ile yaralanıp yaralanmadığı net bir şekilde belirlenememiştir. Bu nedenle yasaya aykırılık suçundan da sanıklara beraat verilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir.

Kısaca yasaya aykırılık, yalan tanıklık ve suç uydurma suçlarından yukarıda sayılan sebeplerden sanıklara beraat verilmesi gerektiği kanısına varan Yargıtay, bu suçlar için kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/13360 Esas,  2019/13777 Karar)

Suç Uydurma Suçundan Beraat Kararı Verilmesi

Sanığın iki ayrı bankaya ait kredi kartından, kartlar cüzdanında olduğu 6.070 TL gibi bir harcama yapıldığını iddia etmiştir. Harcamaları kendisinin yapmadığını, kimlik bilgilerine nereden ulaşıldığını bilmediğini ve kartlarının kendisinde olmasına rağmen nasıl kullanıldığından da haberi olmadığını beyan eden sanığın şikayeti üzerine açılan ve ağır ceza mahkemesinde görülen davada bilişim sistemlerinin, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık ve suç uydurma suçlarından yargılama yapılmış, sanık hakkında beraat hükmü verilmiştir. Katılan vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay yapmış olduğu incelemede, bankaların ikisinin de gerekli araştırmaları yaptıktan sonra kartların kopyalandığına dair bir bulguya rastlamadıklarını tespit etmiştir. Ayrı olarak her iki bankadan gönderilen güvenlik kamerası görüntüleri izlenmiş, para çekme işlemini gerçekleştiren kişinin kadın olduğu ve yüzünü bir kaşkol ile kapattığı için de yüzünün gözükmediği belirtilmiştir.

Bu nedenle dava kapsamında ulaşılan bilgi ve belgeler ile, ATM’lerden çekilen bu paraların sanığın bilgisi dahilinde olduğu kanaatine varılmıştır. Çünkü iki ayrı bankanın hem kredi hem de banka kartlarının şifreleri ile kopyalanabilmesi hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. Bu yaptığını da inkar ederek suç uydurmak suretiyle bankaları dolandırmaya çalıştığından şüphelenilmiştir. Bu konuda, suç uydurma suçu hakkında yapılan temyiz itirazı ile ilgili Yargıtay incelemesi sonucunda doğrudan zarar görmeyen katılanın yani bankanın davaya katılma hakkı bulunmadığını tespit etmiştir.

Ayrıca nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede ise dosya içerisinde bulunan kamera görüntülerinde, bilirkişi raporunda, emniyetten alınan raporlarda, adli tıp inceleme bilirkişi raporunda ve tanık beyanlarında görüldüğü üzere, ATM’lerden para çeken kişinin sanık olduğu kesin bir şekilde belirlenememiştir. Bu da atılı suçu işlediğine dair yeterli delil olmadığı anlamına gelmektedir. Bu nedenle de mahkemenin vermiş olduğu beraat hükmünde bir isabetsizlik olmadığına kanaat getirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığını gerekçe göstererek, katılan vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiş ve mahkemenin vermiş olduğu hükmün onanması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/7923 Esas, 2019/11643 Karar)

Suç Uydurma Suçu ile Suç Üstlenme Suçunun Benzerliği

Sanığın bir dilekçe ile ceza infaz kurumuna suç işlediğini bildirmiştir. Ancak bu bildirimin gerçeğe aykırı olduğu fark edilmiştir. Bu nedenle kişi asliye ceza mahkemesi tarafından suç uydurma suçu ile yargılanmıştır. Yargılanma sonucunda sanığa mahkumiyet hükmü verilmiştir. Sanık karar üzerine temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtayın incelemesi üzerine durumun suç uydurma suçu ile ilgili değil de, yine aynı kanun maddesinde açıklanan suç üstlenme suçu ile alakalı olduğu kanısına varılmıştır. Suç uydurma kişinin işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi bildirmesi ile ortaya çıkan bir suçtur.

Ancak suç üstlenme suçu, kişinin gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş bir suçu kendisi işlemiş gibi bildirmesi şeklinde ortaya çıkar. Yargıtay da bu durumun suç üstlenme suçu olduğunu, sanığın suç uydurma suçundan yargılanmış olmasının suç vasfında yanılgıya düşüldüğünü gösterdiğini belirtmiştir. Bu sebeple de hükmün bozulması yönünde karar vermiştir. (8. Ceza Dairesi 2017/12453 Esas, 2019/13144 Karar)

Polisi Arayarak Trafik Kazası Olmamasına Rağmen Kaza Yapıldığının İhbar Edilmesi

İsmini vermeyen bir şahıs tarafından 155 polis ihbar hattı aranmış ve bir trafik kazası yapıldığı ihbar edilmiştir. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda aslında ortada bir trafik kazası olmadığı anlaşılmıştır. Bu olay gerekçe gösterilerek asliye ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılamada sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık da bunun üzerine temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Dosya kapsamında yapılan incelemede sanığın başından beri yargılamanın her aşamasında üzerine atılan suçlamayı reddettiği ve bunun üzerine telefon numarasının ait olduğu kişinin belirlenmesi için bir araştırma yapıldığı görülmektedir. Ancak telekomünikasyon şirketine verilen söz konusu numaranın yanlış olduğu saptanmıştır. Yargıtay, bunun üzerine mahkemenin tekrar doğru numara için araştırma yapması ve IMEI numarasını tespit ederek bu numarayı kullanan şahsın sanık ile bir bağlantısı olup olmadığını belirlemesi gerekirken yazılı bir şekilde mahkumiyet hükmü verilmesini kanuna aykırı bulmuştur.

Ayrıca sanığa da mahkumiyet yerine konu ile ilgili kanun maddesi uyarınca adli para cezası verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenleri gerekçe göstererek de mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararı hakkında bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/13088 Esas, 2019/13179 Karar)

Suç Uydurma Suçundan Verilen Mahkumiyet Kararının Onanması

Sanık, emanet olarak vermiş olduğu aracın çalındığını bildirmiştir. Ancak suçu kimin ya da kimlerin işlediğinden bahsetmemiştir. Asliye ceza mahkemesi, bu olayı gerekçe göstererek suç uydurma suçu işlendiği gerekçesi ile yargılama yapmıştır. Sanığa bu yargılama sonucunda mahkumiyet cezası verilmiştir. Sanık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay incelemeleri sonucunda sanığın bildirdiği hırsızlık suçunu işleyen kişi ya da kişilerden bahsetmemesi göz önünde bulundurularak, mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik olmadığına ve vermiş olduğu kararın yerinde olduğuna kanaat getirmiştir. Bu nedenle temyiz itirazını reddederek kararın onanması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/15292 Esas, 2019/13153 Karar)

Nitelikli Dolandırıcılık ve Suç Uydurma Suçundan Yargılanma

Sanık, suça konu olan çekin diğer çekleri ile birlikte aracının içinden çalındığını iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiştir. Savcılık tarafından da çekler için ödeme yasağı konulmuştur. Bu olay gerekçe gösterilerek, ağır ceza mahkemesi tarafından yürütülen yargılama sürecinin sonunda, nitelikli dolandırıcılık ve suç uydurma suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay tarafından yapılan incelemelerde, suça konu çekte meşru hamilin başka bir yapı inşaat şirketi olduğu saptanmıştır. Bu şirketin yetkilisi verdiği ifadede çeklerin kendisine sanık tarafından verildiğini beyan etmiştir. Meşru hamil olan şirketin yetkilisi, ticari belgelerle birlikte çeklerin çalıntı ya da sahte olmadığını gösteren belgeleri de ibraz etmiştir. Suça konu çekin lehtar şirket tarafından kendisine verildiğini beyan eden şirket, çeki bankaya ibraz ettiğinde ödeme yasağı olduğunu öğrendiğini belirtmiştir. Bu sırada sanığın da çeklerin çalındığı ile ilgili avukatı aracılığıyla yapmış olduğu şikayeti geri aldığı görülmüştür.

Bu olayların ardından sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve suç uydurma suçu işlediği iddia edilerek bir yargılama gerçekleştirilmiştir. Sanık bu süreçte, suça konu çekin de diğer çekleriyle kaybolduğunu zannettiğini ve bu yüzden şikayetçi olduğunu, icra takibi başlatıldığında çekin akıbetini öğrendiğini beyan etmiştir. Ayrıca sanık borcunu da tamamen ödediğini belirtmiş, bu ödeme de katılan vekili tarafından onaylanmıştır.

Sonuç olarak gerçekleşen bu olayda, mahkumiyet hükmü kurulmasını gerektirecek yeterli, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığından Yargıtay mahkemenin vermiş olduğu beraat hükmünü kanuna uygun bulmuş, onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/8485 Esas,  2019/10726 Karar)

Yeterli Delil ve Gerekçe Olmadan Hüküm Kurulması

Sanıklardan biri köylüsü olan katılana, altın almak için 10.000 TL paraya ihtiyacı olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine katılan bankadan para çekmiş sanıklar ile birlikte köyüne gelmiştir. Burada sanıklardan biri altın almak için onlardan ayrıldığını söyleyerek araçtan inmiştir. Ancak daha sonra döndüğünde altın almak üzere anlaştığı kişilerin onu dolandırdığını söylemiştir. Mevcut olarak gerekçe gösterilerek asliye ceza mahkemesinde yürütülen yargılamada sanıklar hakkında beraat hükmü verilmiştir. Katıla temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay gerekli incelemeler sonucunda, dosya kapsamına bakıldığında sanıkların atılı suçları işlediğine dair yeterli sayılabilecek bir delil ya da gerekçe olmadığına kanaat getirerek mahkemenin vermiş olduğu kararı yerinde bulmuş, onama yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/28900 Esas,  2019/10305 Karar)

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Suç Uydurma Suçunun Birlikte İşlenmesi

Sanıklar Irak’a götürmek için kendilerine teslim edilen 16 ton benzini satmış daha sonra da bu olaya yağma süsü vermişlerdir. Sanık, jandarma komutanlığına gelerek araçlarının kimliği belirsiz kişiler tarafından yağmalandığını belirtmiştir. Tanık da sanığı elleri kolları bağlı halde bulduğundan bahsetmiştir. Ancak sanıklar arasında çelişkili ifadeler bulunduğu görülmüştür. Bu gerekçe ile asliye ceza mahkemesinin yürüttüğü yargılama sonucunda sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve suç uydurma suçundan beraat vermiştir. Katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay yapmış olduğu inceleme sonucunda suç uydurma suçunun ceza miktarı nedeniyle öngörülen 12 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle bu suç için sanık hakkında verilen hükmü bozmuş, yeniden yargılama gerekli olmadığından da davayı düşürmüştür.

İncelenip karara hakkında bir karara varılan bir diğer suç ise hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçudur. Sanıklardan biri ile ilgili suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından mahkemenin vermiş olduğu beraat kararını onamıştır. Diğer sanıklar için ayrıca bir inceleme yapmıştır. Bu sanıklar kardeştir ve babalarının adına kayıtlı bir kamyon ile katılanlardan birinin yetkilisi olduğu şirket adına Irak’a benzin taşımak için anlaşmışlardır. Ancak yola çıktıktan sonra katılan şirket yetkilisi ile yaptıkları telefon görüşmesinde fiyat konusunda tartışma yaşamışlardır. Sanıklardan biri bu nedenle işi bırakmış, aracı bir garaja çekmiştir. Şirket çalışanı katılanı arayarak durumu haber vermiş ve aracı bulundukları yere gelen diğer sanığa teslim ettiği beyan edilmiş ancak otobüs şoförü olan tanık o gün birinin şarampolde elleri, ayakları ve gözleri bağlı şekilde baygın yattığını söylemiştir. Bu olay üzerine sanık karakola gidip gasp edildiğini söylemiştir.

Sanığı refakate alarak, olayın yaşandığı yere gidecek olan jandarmaya sanık olay yerini tam olarak hatırlamadığını söylemiştir. Ayrıca düzenlenen tutanakta sanığın ehliyeti olmadığından ve aracı çalıştırıp, kullanmakta sıkıntı çektiğinden de bahsedilmiştir. Hastanenin düzenlemiş olduğu raporda da sanığın el ve ayaklarının bağlandığına dair hiçbir iz bulunmadığı, şayet iz vardıysa da bu kadar kolay iyileşemeyeceği tespit edilmiştir. Araçta ise benzinlerin alınıp götürülmesi dışında herhangi bir yağma izine rastlanmamıştır. Bu şekilde gerçekleşen araştırma ve incelemeler sonucunda sanıkların kendilerine Irak’a götürülmek üzere teslim edilen benzini satıp olaya gasp süsü verdikleri anlaşılmıştır.

Yargıtay da hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu sebebiyle verilen beraat hükmünün, bu delil ve belgeleri inceledikten sonra, yanılgılı değerlendirme sonucunda verildiğini gerekçe göstererek bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/12151 Esas 2019/9644 Karar)

Yalnızca Tanık Beyanına Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı

Katılanların yetkilileri oldukları kooperatif adına şeker fabrikasına teslim edilmek üzere 17 ton şekerin belirlenen adrese getirilmesi gerekirken şekerleri taşıyan aracı kullanan şoförün diğer sanıklarla anlaştığı ve araçta sadece 2 torba şeker bırakacak şekilde aracı boşaltıp, şekerleri sattığı gerekçe gösterilerek asliye ceza mahkemesinde dava açılmıştır. Sanık ise olaydan sonra şekerlerin başkaları tarafından çalındığına dair şikayette bulunmuştur. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve suç uydurma suçlarından yargılanan sanık hakkında mahkeme mahkumiyet kararı vermiştir. Sanıkların temyiz itirazları üzerine dosya incelenip görüşülmesi için Yargıtay’a gönderilmiştir.

Dosya kapsamına bakıldığında, sanıkların suçu kabul etmediğini görmüştür. 2007 yılında işlendiği bilinen suç için bir tanık katılanı arayarak suçu sanıkların işlediğini bunu da 2008 yılında sanıklardan birinin kendisine söylediğini beyan etmiştir. Bunun üzerine suçun işlendiği iddia edilen kamyon bulunmuş ancak olay yerinde inceleme yapıldığına dair dosyada bir belge görülmemiştir. Sanık da tanık ile aralarında husumet bulunduğunu iddia etmiştir.

Yargıtay bu belge, delil ve beyanlar ile ilgili dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda yalnızca tanık beyanları ile verilen kararların kanuna aykırı olacağına ve daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine kanaat getirmiştir. Bu nedenle de mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararı hakkında bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2019/2818 Esas, 2019/6919 Karar)

Suç Uydurma Değil, İftira Suçundan Yargılanması Gerektiği

Sanık şikayetçi sıfatı ile başsavcılığa vermiş olduğu dilekçede borçlusu olduğu kişi hakkında icra takibi başlatıldığını ve takip konusunu oluşturan taşınmazın satış ilanına dair tebligatın kendisine ulaşmadığı halde görevli memur tarafından kendisine ulaşmış gibi imzalandığını iddia etmiştir. Ancak yapılan kriminal inceleme sonucunda imzanın bizzat sanığa ait olduğu tespit edilmiştir. Bu olay gerekçe gösterilerek asliye ceza mahkemesinde yürütülen yargılama sonucunda sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay incelemesinde sanığın yapmadığını bildiği halde görevlinin evrakta sahtecilik yaptığını iddia ederek iftira suçunu işlemiş olduğuna kanaat getirmiştir. Bu nedenle sanığın suç uydurma değil iftira suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, mahkemenin suç vasfında yanıldığı kanısına varmıştır. Mahkemenin vermiş olduğu karar hakkında da bu sebeple bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9691 Esas,  2019/8221 Karar)

Kendisini Kazaen Vuran Sanığın Başka Suçtan Ceza Almamak Adına Savunmada Bulunması

Sanık taşıdığı ruhsatsız tabanca ile kaza eseri kendisini vurmuş ve tedavi amacıyla bir sağlık kuruluşuna gitmiştir. Sağlık görevlileri de bu durumu polise ihbar etmiş, sanık polislere tanımadığı birisi tarafından yaralandığını anlatmıştır. Olay gerekçe gösterilerek, asliye ceza mahkemesi tarafından yasaya aykırılık ve suç uydurma suçundan yürütülen yargılamada sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay incelemesi sonucunda yasaya aykırılık suçundan yapmış olduğu incelemeler sonucunda mahkemece gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığına ve verilmiş olan kararın hukuken uygun olduğuna kanaat getirmiştir. Bu nedenle yasaya aykırılık suçundan verilen hükmü onama yönünde karar almıştır.

Bir diğer inceleme ise suç uydurma suçundan verilen hüküm için yapılmıştır. Kendini kazaen vuran sanık, ruhsatsız tabanca taşıması yasaya aykırılık suçunu oluşturacağı için bu suçtan kurtulabilmek adına suç kastı olmaksızın, tanımadığı biri tarafından vurulduğunu söylemiştir. Bu da suç uydurma değil savunma olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle suç uydurma suçunun yasal unsurları oluşmamış olduğundan Yargıtay bu suçtan verilen mahkumiyet hükmü hakkında bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/10865 Esas,  2019/7867 Karar)

Suç Uydurma Suçundan Beraat Kararı Verilmesi

Sanık annesi ve yakınlarını arayarak kaçırıldığını ve 100.000 TL ödemezlerse kaçıranların kendisini öldüreceğini söyleyerek onları kandırmaya çalışmıştır. Aile jandarma komutanlığına ihbarda bulunmuştur. Bu ihbar üzerine sanığın yeri tespit edilmiş ve kaçırılmamış olduğu anlaşılmıştır. Bu olay gerekçe gösterilerek asliye ceza mahkemesinde gerçekleştirilen yargılamada sanık hakkında suç uydurma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanığın temyiz başvurusu üzerine dosya, Yargıtaya gönderilmiştir.

Ancak suç uydurma suçunun işlenmiş sayılabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suç hakkında yetkili makamlara ihbar etmiş ya da suçun delillerini soruşturma yapılmasını sağlayacak şekilde uydurmuş olması gerekmektedir. Olayda sanık, kendisinin kaçırıldığı ile ilgili yetkili makamlara herhangi bir ihbarda bulunmadığı için suçun yasal unsurları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle suç oluşmadığı için sanığa beraat verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

İnceleme sonucunda Yargıtay, suç unsurları oluşmayan suçtan ceza verilemeyeceği gerekçesi ile mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet hükmü hakkında bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/8931 Esas, 2019/7305 Karar)

Suç Uydurma Suçunun Unsurları Oluşmadığından Beraat Kararı Verilmesi

Sanık, arkadaşının dolmuşunu kaçırarak başka bir şehre giderek orada kaza yapmıştır. Kaza masraflarını karşılayabilmek için babasını arayıp beni kaçırıp darp ettiler diyerek para istemiştir. Sanığın babası olay üzerine polise ihbarda bulunmuştur. Polisler sanık ile iletişime geçerek ona babasının arkadaşı olduklarını söylemiş ve olayı anlatmasını istemişlerdir. Bu gerekçe ile asliye ceza mahkemesinde suç uydurma suçundan yargılanan sanığa mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Suç uydurma suçunun oluşması için yasal unsurlardan birisi de sanığın işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara ihbar etmesidir. Ancak bu olayda polisler kendisini sanığa, babasının arkadaşı olarak tanıtmış olduklarından sanığın beyanı ihbar olarak alınamaz ve suç unsurları tamamlanmış sayılmaz.

Yargıtay da incelemesinde bunları göz önünde bulundurarak, mahkemenin sanık hakkında suç uydurma suçunun oluşmadığı gerekçesi ile beraat vermesi gerekirken mahkumiyet kararı vermesini kanuna aykırı bulmuş, verilen hüküm hakkında bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/10737 Esas, 2019/6359 Karar)

Avukat Serpil Çınar Kimdir?  

ŞİMDİ İNCELE