Nişan Bozma Nedeniyle Tazminat Davası

Nişanlamanın Hukuksal Durumu

Nişanlanma, kadın ve erkeğin birbirleriyle evlenmek istediklerini karşılıklı olarak açıklamasıyla meydana gelen durumdur. Yani nişanlanma aslında bir evlenme vaadi olup aile hukuku sözleşmesidir. Nişanlanma, tarafların evlenmeden önce birbirlerini ve ailelerini tanıdığı bir dönemdir. Nişanlanmanın hukuki durumu ve nişan bozmasına göre sonuçları Türk Medeni Kanunu’nda geçmektedir.

Hukuken nişanlanma olarak sayılabilmesi için belli şartlar bulunmaktadır:

  • Öncelikle nişanlanmada, evlenme vaadi yok ise tarafların eylemi nişanlanma olarak sayılmayacaktır. Evlenme vaadinden kasıt ise tarafların yazılı olarak birbirlerine evlenme vaadi olarak belirtmesi değildir. Taraflar sözlü olarak da evlenme vaadinde birbirlerine bizzat evlenme iradelerini açıklayabilir ve nişanlanabilir. Nişanlanma ile evlilik vaadinde bulunan taraflar, evlilik olmadığı takdirde birbirlerine cayma ya da ceza şartı konulamaz.
  • Nişanlanmanın belli bir süre olması şartı bulunmamaktadır. Nişanlılık adına geçerli bir süre bulunmamaktadır.
  • Nişanlanacak olan kişilerden birisi ya da her iki tarafın on sekiz yaşını doldurmaması halinde yasal temsilcisinin rızası ile nişanlanabilecektir.
  • Nişanlanmada kız isteme, yüzük takma, tören gibi prosedürlerin gerçekleşmesi şartı bulunmamaktadır.

Sözlenme ile nişanlılık arasında fark bulunmaktadır. Sözlenme, nişanlanmanın bir önceki evresidir ve hukuki olarak kanunda bir karşılığı ya da tanımı bulunmamaktadır. Sözlenme durumunda ancak nişanlanma gibi bir hukuki nitelendirme olduğu takdirde nişanlanma hükümler geçerli olacaktır.

Nişanlılığın Sona Ermesi Nedeniyle Tazminat Davası

Nişanın tek tarafın kusuru ile bozulmasıyla birlikte karşı taraf hem maddi hem de manevi açıdan belli bir sıkıntıya girecektir. Hatta belki de hayatı boyunca unutamayacağı manevi bir çöküş yaşamış olacaktır. Bu nedenle Medeni Kanun, nişanın bozulması neticesinde taraflara maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı tanımıştır. Nişanlanma ile evlenmeye zorlanamaz, nişanlılık mutlaka evlilik ile sonuçlanacak diye bir durum bulunmamaktadır. Taraflar nişanlılığını diledikleri zaman sona erdirebilirler.

Nişanlanma, evlilik ile sonuçlanmadığı vakit nişanın bozulması nedeniyle tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Ancak nişanlılardan birinin haksız bir sebeple nişanı sona erdirmesiyle, zarar gören kişi nişanı haksız sebeple sonlandıran kişiden maddi ya da manevi tazminat isteme hakkına sahip olacaktır. Tazminat davası açma hakkı yalnızca nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması ya da bir tarafın kusuru yüzünden bozulması durumlarında doğacaktır.

Buradan anlayacağımız gibi, nişanın bozulmasından dolayı, kişilik hakları saldırıya uğrayan, manevi bir çöküntü yaşayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan tazminat isteyebilmektedir. Bu durumda, sebebe göre maddi ve manevi olmak üzere tazminat davası açılabilmektedir.

Nişanlanma Sonucu Manevi Tazminat Talebi

Öncelikle manevi tazminata bakalım. Nişanın bozulması halinde manevi tazminat istenebilmesi için bazı şartlar aranmaktadır. Gerçekleşmesi gereken şartlar aşağıdaki gibidir;

  • Nişanlılık, tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmelidir. Nişanın bozulması ön koşuldur.
  • Nişanı bozulan kişinin kişilik hakları ihlal edilmiş olmalıdır.
  • Nişan bozan kişi kusurlu olmalıdır.
  • Tazminat isteminde bulunan kişinin nişanın sonlanmasında herhangi bir kusuru bulunmamalı ya da diğer taraftan daha az kusurlu olmalıdır.
  • Kusur ile zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. Manevi tazminat davası ancak nişanlılar arasında açılabilir.
  • Nişanın bozulması sebebiyle kişinin onurunda ve itibarında zedelenme olmalıdır.

Anne veya babalar manevi tazminat isteminde bulunamaz. Manevi tazminat isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan küçük ya da kısıtlılar da yasal temsilcilerinin iznine ihtiyaç duymadan bu davayı açabilirler. Hâkim genellikle manevi tazminatı uygun miktarda para olarak takdir eder. Bu sebepten ötürü açılacak olan manevi tazminat davasının zamanaşımı süresi bir yıldır. Nişanın son bulmasından itibaren bu süre işlemeye başlayacaktır.

Manevi tazminatın miktarı hakim tarafından takdir hakkı kullanılarak tayin edilecektir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumuna, kültürel özelliğine göre miktar belirlemesi yapılacaktır.

Manevi tazminat talep edecek olan nişanlının ölümü ile mirasçılarına tazminat davası açma hakkı doğmayacaktır. Manevi tazminat talebinin mirasçılara geçmemesinin nedeni ise manevi çöküntüye uğrayan elem, acı duyan kişinin nişanlının kendisi olması nedenidir.

Nişanın bozulması nedeniyle açılacak olan manevi tazminat davası, nişan tarihinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

Nişanlanma Sonucu Maddi Tazminat Talebi

Bir de nişanın bozulmasından doğan maddi tazminat davası vardır. Nişanın tek bir tarafın kusuru ile son bulması halinde, kusursuz ya da daha az kusurlu olan nişanlının, anne ve babasının ya da anne ve babası gibi olanların uğramış oldukları maddi zararları karşılamak için kusuru bulunan nişanlının ödemesi gereken para maddi tazminattır.

  • Maddi tazminat talep edebilmek için öncelikle tarafların arasında geçerli bir nişanlanma sözleşmesinin varlığı aranmaktadır. Tarafların arasında geçerli olan nişanlılığın sona ermesi mevcut olmalıdır.
  • Bunun yanında nişan bozulmasında dava açılacak olan kişinin nişanı bozmasında haklı bir nedeni olmaması, nişanı bozmada kusurlu olması gerekmektedir. Nişan bozulmasında haklı olarak gösterilebilecek davranışlar; sadakatsizlik, diğer nişanlının ailesine ya da akrabasına karşı hakaret eder tavırları, aşırı kıskançlık, kumar gibi kötü alışkanlıklarının olması gibi davranışlardır.
  • Maddi zarar olarak talep edilebilecekler nişanlılık döneminde evlenme amacı ile yapılmış olan harcamalar, katlanılan maddi fedakarlıklar ve ev eşyası, nişan giderleri, gelinlik, davetiye gibi giderler yani nişan giderleri girer. Bunun yanında nişan töreni nedeniyle yapılan harcamalar da maddi zarar olarak talep edilebilir. Görüldüğü üzere yapılan harcamalar ile mal varlığında azalma olan ve maddi tazminat talep eden kişi, evlenme olacağı inancıyla harcama yapmış olmalıdır.

Maddi tazminatın miktarına harcamalara ve tüm bu giderlere uygun bir bedel olarak hâkim karar verecektir. Bu davada davalı taraf daima nişanın bozulmasında kusurlu davranışı olan taraf olacaktır.

Kusurlu olan nişanlının anne ve babasına karşı maddi tazminat davası açılamaz. Ancak nişan bozma nedeniyle kusurlu olan tarafa diğer kişinin annesi, babası ya da onlar gibi davranan kimseler maddi olarak zarara uğramış ise tazminat davası açmaya hakkı bulunmaktadır. Nişanlanan ve nişan bozulması nedeniyle tazminat davası açacak olan nişanlı küçük ise açılacak olan davada yasal temsilcisi tarafından temsil olunacaktır.

Nişanlılardan birisinin ölümü ya da her iki tarafın da anlaşarak haklı bir sebep ile nişanın bozulması gibi durumlarda nişanın bozulmasında bir kusur ya da haksızlık teşkil eden bir durum bulunmamaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talebi ile nişan bozma sonucu açılan davada, davacı davasındaki dayandırmış olduğu vakıaları ispatlamak zorundadır. Davasını ispatlayamayan davacının açmış olduğu dava, reddedilecektir. Bu nedenle nişan bozma sonucu dava açan nişanlı;

  • Öncelikle taraflar arasında geçerli bir nişanlılık olduğunu,
  • Nişanlanmadan haklı bir sebep olmadan dönüldüğünü,
  • Nişan bozmasında maddi bir zararın meydana geldiği ve maddi zarar ispatlanmalıdır.

Nişan Bozma Nedeniyle Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nişanın bozulması nedeniyle açılacak olan maddi ve manevi tazminat davasında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Taraflar arasında kurulan nişanlılık bağı, Aile Hukuku’ndan doğmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki nişan bozma nedeniyle açılacak olan davalar aile mahkemelerinde görülecektir. Ancak aile mahkemelerin olmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görevli olacaktır.

Nişan bozulması nedeniyle açılacak olan maddi ve manevi tazminat davalarında yer yönünden yetkili mahkemesi ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre genel yetkili mahkemeler görevlidir. Kanunen özel yetkili mahkemelerde açılması şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle manevi tazminat davası, davalının ikametgahında açılmalıdır.

Nişanlılık Döneminde Verilen Hediyelerin Geri Verilmesi

Diğer bir husus da nişanlılığın evlilik dışında sona ermesi ile nişanlılar nişanlılık döneminde birbirlerine hediye etmiş olduğu alışılmış dışında olan hediyeleri birbirlerinden isteme hakkına sahiplerdir. Nişanlanma öncesinde verilen hediyeler nişanlılık döneminde verilen hediye olarak kabul edilmese de nişanlanma iradesi ile verildiği takdirde nişan hediyesi olarak kabul edilmiştir. Alışılmışın dışında olan hediyelerden kasıt olarak, altın ya da değerli olan ve belli bir meblağda olan hediyeler için geçerlidir. Nişanlısına ayakkabı, elbise ya da peluş oyuncak gibi hediyeler alan kişiler için geçerli olan bir durum değildir.

Verilen hediye, nişan hediyesi olarak verilmelidir. Nişan hediyesi olarak verildiğinin hediyenin geri verilmesi için açılan davada kanıtlanması gerekmektedir. Nişan hediyelerin iadesi için açılacak olan davada, hediyenin diğer tarafta olması şartı bulunmaktadır.

Nişanlıların birbirlerine alışılmışın dışında alınan hediyeler adına talep hakkı yalnızca nişanlılar değil, anne ve baba ya da onlar gibi davrananın diğer nişanlısına vermiş olduğu hediyelerin geri verilmesini isteyebilir. Ancak hediyelerin aynen iadesi gerçekleşmiyor ise değerinin verilmesi de talep edilebilecektir. Aynen ya da misli olarak hediyenin iadesi gerçekleşmiyor ise sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacaktır.

Hediyelerin geri verilmesine dair açılacak olan dava, nişanlılığın sona ermesi tarihinden başlayarak bir yıllık zamanaşımına tabidir.

Nişan Bozma Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçe Örneği

İSTANBUL ( ). AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: Ad Soyad (TC Kimlik No)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

DAVALI: Ad Soyad (TC Kimlik No)

Adres

KONU: Taraflar arasındaki nişanlılık, davalının kusurlu hareketleri neticesinde …/…/… tarihinde sona ermiş, sona eren nişanlılık adına yapılan maddi giderler adına … TL maddi, nişan bozulması sebebiyle elem ve keder duymasından … TL manevi tazminat talebimizi içerir dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Taraflar …/…/… tarihinde davalının ailesi ile birlikte yaşadığı konutta küçük bir tören ile nişanlanmıştır (Tarafların nişan törenine ait fotoğraflar dilekçe ekinde mevcuttur). Ancak tarafların nişanlanmasından sonra davalı, davacı olan müvekkile aşırı kıskançlıkları ile baskı yapmaya başlamıştır. Davalı, müvekkilden her sabah evden çıkmadan önce ne giydiğinin fotoğrafını istemiş, etek ya da elbise giymesine sürekli olarak müdahalede bulunmuştur.

2-) Bunun yanında davalı, müvekkilin tırnaklarına şeffaf renkte oje dahi sürmeyeceğini belirterek oje sürülmesini istemediğini belirtmiştir. Müvekkil, ileriki zamanlarda bu tür kısıtlamaları ve kıskançlıkları azalır diye umarken baskıları daha da artmıştır.

3-) Müvekkil, davalının üçüncü kişilerle sosyal medya ortamında tanışılan birkaç uygulama kullandığını ve sürekli kızlarla mesajlaştığını, birbirlerine çıplak halde fotoğraflar gönderdiğini tespit etmiştir. Müvekkilin dayanamadığı ve davalının kusurlarından birisi olan bu sadakat yükümlülüğüne aykırı olan durumu görerek nişanı bitirme kararı almıştır. Tarafların nişanlılık süresi …/…/… tarihinde sona ermiş ve sekiz ay sürmüştür.

4-) Öncelikle davalının kıskançlığı nedeniyle müvekkil, işi bırakmak zorunda kalmış ve aylık kazandığı kazancından olmuştur. Bu nedenle öncelikle maddi tazminat hesaplanırken müvekkilin mahrum kaldığı kazancın hesaplanmasını talep ediyoruz. Bunun yanında, müvekkil, nişan sebebiyle birtakım masraflar yapmış ve nişan bozulması ile yapılan masraflar anlamsız hale gelmiştir. Yapılan masraflar ekte belgeler ve faturalarla sunulmuştur.

5-)Müvekkil, nişan bozulması nedeniyle manevi olarak çöküntüye uğramış, acı, elem ve üzüntü duymuştur. Bu nedenle davalı tarafından müvekkilin manevi zararının tazminini talep etmekteyiz.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK ve ilgili her türlü mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Nişan fotoğrafları, tanık, bilirkişi, fatura, belgeler, mesaj kayıtları, telefon kayıtları, maaş bordrosu, SGK çıkış kaydı ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve gerekçelendirilen nedenler ışığında;

1-) Haklı davanın kabulüne,

2-) Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalması kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte … TL maddi, … TL manevi tazminatın davalı tarafından ödenmesine,

3-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafça ödenmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz.

Davacı Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Nişan Bozma Sebebiyle Hediyelerin İadesi Dava Dilekçesi Örneği

İSTANBUL ( ). AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: Ad Soyad (TC Kimlik No)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

DAVALI: Ad Soyad (TC Kimlik No)

Adres

KONU: Taraflar arasındaki nişanlılık, …/…/… tarihinde sona ermiş olup müvekkilin davalıya nişanlılık nedeniyle vermiş olduğu hediyelerin aynen iadesine, aynen iade mümkün değil ise … TL olan hediye bedelinin ödenmesi yönünde talepli dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Taraflar …/…/… tarihinde nişanlanmış olup nişanlılık süreleri 14 ay sürmüştür. Taraflar arasında süren nişanlılık dönemi, tarafların arasında bir problem olmamasına karşın davalının gerekçe ve neden göstermeksizin nişanı bozduğunu müvekkile bildirmiştir.

2-) Davalının nişanı bozdurduğunu bildirmiş olduğu tarih …/…/… dir. Nişanlılık nedeniyle, müvekkil, davalıya hediyeler vermiş ve verilen hediyeler alışılmışın dışında olup mali değeri de yüksek olan hediyelerdir. Müvekkil, davalıdan hediyelerin iadesini talep etmiş ancak davalı, müvekkilin isteğini geri çevirmiş ve telefonla ulaşım sağlanmaması adına müvekkili de engellemiştir. Bu nedenle iş bu dava açma zarureti hasıl olmuştur.

3-) Müvekkilin, davalıya vermiş olduğu hediyelerin listesi ve karşılığındaki maddi değerlerin listesi ise şöyledir:

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK ve ilgili her türlü mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Nişan fotoğrafları, faturalar, belgeler, tanık, bilirkişi, keşif ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve gerekçelendirilen nedenlerle;

1-) Haklı davanın kabulüne,

2-) Fazlaya ilişkin haklarımız ve taleplerimizin saklı kalması kaydıyla nişanlılık dönemindeki hediyelerin iadesi, iadesinin mümkün olmaması halinde ise dava tarihinden itibaren yasal faizin işlenmesi ile birlikte hediyelerin değerinin tahsiline,

3-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafça ödenmesine karar verilmesine saygılarımızla vekaleten talep ederiz.

Davacı Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Nişan Bozma Nedeniyle Tazminat Dava Yargıtay Kararları

Maddi Tazminat Talebinin İçeriği ve Sebeplerinin Açık Olması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/17979 Esas 2018/4933 Karar sayılı dosyasında, taraflar arasında kurulan nişanlanmada nişan sebebi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Davacı, düğünden bir gün önce nişanın bozulduğunu, ailesinin tehdidine ve hakaretine maruz kaldığını, nişan bozulması nedeniyle psikolojik çöküntüye uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Ancak Yargıtay, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı “Somut olayda, davacının maddi tazminat talebinin içeriği, sebepleri ve delillerinin dava dilekçesinde açık olmadığı anlaşılmıştır. O halde, mahkemece davacının maddi tazminat talebinin açıklattırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu hususlar bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozmuştur.

Davacının Ahlaksızlıkla Suçlanarak Küçük Düşürülmesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/17785 Esas 2018/4632 Karar sayılı dosyasında, taraflar arasındaki nişanın bozulması sebebiyle maddi ve manevi zararın tazmini adına tazminat davası açılmıştır. Davacı, davalının kusuru nedeniyle düğün tarihinden 9 gün önce bozulması nedeniyle hem maddi hem de manevi zararının tazminini talep etmiştir. Yerel mahkeme, davacının maddi tazminat talebini kısmen kabul etmiş ve manevi tazminat talebinin ise reddine karar vermiştir.

Yargıtay, yerel mahkemenin manevi tazminat talebinin reddi kararını “…davacı …’in iş yerinde birlikte çalıştığı bayan müdüresi ile iş çıkışı ailesinin bilgisi dahilinde dışarıda çay içmeye gitmesi davalı ve ailesince “dul bir bayanla nasıl zaman geçirirsin?” şeklinde tepki gösterilip davacı ile görüşmeyi reddederek nişanı bozdukları anlaşılmaktadır. Bu hali ile davalının nişanı bozmasında kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla düğün davetiyesi basılan, düğün salonu kiralanan ve düğüne 9 gün kala nişanı bozma sebebini dul bir bayanla iş çıkışı çay içmeye gitmesi gösterilerek davacının ahlaksızlıkla suçlanıp küçük düşürülmesine neden olduğu olayda manevi tazminat koşulları bulunduğundan tazminata hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile bozmuştur.

Nişan Bozulmasının Sonuçlarına İlişkin Aile Mahkemelerinin Görevli Olması

Yargıtay 2016/18019 Esas 2018/5807 Karar sayılı dosyasında, tarafların nişanı davalının hiçbir gerekçe göstermeden bozması nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi için dava açmıştır. Davalı da davacının olumsuz hareketleri nedeniyle nişanı bozduğunu ve kendisinin nişanlılık süresi boyunca dayak yediğini, hakarete uğradığını, üç aylık dönem maaşının davalı tarafından zorla elinden alındığı gibi nedenlerle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Ancak yerel mahkeme, davacının açmış olduğu asıl davayı reddetmiş ve davalının birleşen davasını görevsizlik nedeniyle reddedilmiştir. Yargıtay birleşen davanın reddine ilişkin “…Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.

Nişan ve nişanın bozulmasının sonuçlarına ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabında ve Aile Hukuku başlığı altında düzenlenmiştir.O halde; mahkemece davalı/birleşen dosyada davacının taleplerinin nişanlılık süresi içerisinde olan olaylara ilişkin olması ve nişanın bozulmasının sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, birleşen dava yönünden işin esasına girilerek hüküm tesisi gerekirken mahkemenin görevsizliği ile asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin karar, usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir…” karar vermiştir.

Dava Sırasında 18 Yaşını Dolduranın Taraf Ehliyeti Kazanması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/16413 Esas 2018/5847 Karar sayılı ilamında taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin iadesi ve maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açılmıştır. Dava, dava esnasında on sekiz yaşını dolduran kişiye karşı açılmış, ancak velisi olarak anne ve babası gösterilmiştir. Ancak dava esnasında davalının on sekiz yaşını doldurması nedeniyle davada anne ile babanın reşit olan kızını temsil etmesine olanak kalmamıştır. Bu nedenle Yargıtay, usuli olarak tebligat işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek, gerekçeli kararın ve davacının temyiz dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinin ve temyiz süresi için beklenilmesi gerektiğinden geri çevrilmiştir.

Nişanın Hukuken Geçerli Olması İçin Belli Ritüelde Yapılması Gerektiği

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/22515 Esas 2018/9548 Karar sayılı ilama konu olan dosyada, davacı, davalı ile ortaokuldan bu yana arkadaş olduğunu ve aile ile yakınları arasında nişanlı olarak addedilmeye başladıklarını ve evlenmek üzere uzun yıllar birlikte olduklarını belirtmiş ancak taraflar arasındaki nişanın davalının başka birisiyle evlenmesi ile son bulduğunu belirtmiştir.

Davacı, davalının bu eylemi nedeniyle maddi ve manevi zararının tazminini talep etmiştir. Yerel mahkeme tarafından dava kısmen kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozmuş ve nişana dayalı olan bir dava olmadığını ve haksız eylem nedeniyle tazminat talebinde bulunulacak bir dava olduğundan bahisle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirtmiştir.

Yargıtayın davaya konu olan olayda, tarafların arasında kurmuş oldukları bağın nişanlanma olmadığını “…Nişan; evlenme yaşına gelmiş kız ve erkeğin aileleri ile yakın dostları tarafından yörenin örf ve adetleri doğrultusunda evleneceklerine ilişkin bir çeşit söz vermedir. Nişanlanma, bir aile hukuku sözleşmesi olup, TMK’nın 118’inci maddesinde düzenlenmiş ve şekil şartı koyulmamıştır. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir rituel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması (ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Davacı dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek, maddi ve manevi tazminat ile alacak isteminde bulunmuş ise de; taraflar arasında geleneksel anlamda nişan merasimi bulunmamaktadır. Somut olayda; taraflar gayri resmi şekilde bir araya gelmiş olup, bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir…” gerekçesi ile bozmuştur.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇ