Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Hürriyeti Tahdit) Suçu ve Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, diğer anlamıyla hürriyeti tahdit suçu olarak bilinmektedir. Türk Ceza Kanununun hürriyete karşı suçlar bölümünde bulunmakta ve 109. maddede yer almaktadır. Kişinin kendi istek ve iradeleri ile hareket etme özgürlüğünün elinden alınması ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlenmiş olacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile kişilerin hareket etme özgürlüğü korunma amaçlanmıştır. Örneğin; dışarı çıkmak isteyen sevgilisini evde zorla tutan kişi ya da arabadan inmesini engelleyerek arabada mahsur bırakan kişi, bu suçu işlemiş olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesi için kişiyi bir yere kilitlemek ya da bağlamak şartı bulunmamaktadır. Örneğin; yüzmek için göle giren birinin, bir yere gidememesi için kıyafetlerini çalmak da bu suçu oluşturur. Önemli olan mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma hareketini hukuka aykırı bir şekilde engellemek, bir yere gitme tercihini kullanmasına mani olmasıdır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kesintisiz bir suçtur. Hareket serbestisinin kısıtlandığı anda suç oluşur ancak sona ermemektedir. Suç, mağdur özgür kaldığında sona ermiş olacaktır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Hürriyeti Tahdit) Suçunun Şartları

Her suçta olduğu gibi kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun oluşması için de belli şartlar bulunmaktadır.

  • Öncelikle fail, mağduru hürriyetinden yoksun bırakmak için kasten hareket etmelidir. Bilerek ve isteyerek mağdurun hareketini kısıtlamalı, bir yere varma ya da gitme durumuna engel olmalıdır. Bu suçun taksirle işlenmesi, hareketi sonucu istemediği bir neticeye varması durumu mümkün değildir.
  • Suçun faili herkes olabilmektedir. Kişinin bir yerden bir yere gitmesini engelleyen, bir yere gitme özgürlüğünden yoksun bırakan herkes fail olabilir.
  • Suç herkese karşı işlenebilen bir suç olduğundan mağduru da herkes olabilmektedir. Kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığına bakılmaksızın özgürlüğü ve hareket tercihinin engellendiği her kişi mağdur olabilmektedir.
  • Suç, kişinin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakılması ile işlenmektedir. Serbest hareketli suç olduğundan farklı şekillerde fiillerle işlenebilmektedir. Hukuka aykırı olması, suçun unsurudur. Hukuka uygun olarak tutuklama ya da gözaltı kararının uygulanmasında hürriyeti tahdit suçu işlenmiş olmayacaktır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Ağırlaştırıcı Halleri

Suçu İşlemek İçin veya Suçun İşlendiği Sırada Cebir, Tehdit veya Hile Kullanılması

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak için ya da fiili işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanır ise cezası artırılacaktır. Kişi, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilecektir. Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir:

”Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Cebir, maddi zorlama, fiziki şiddet ile mağdur üzerinde baskı yapılması demektir. Kişi, fiziki zorlama ve şiddet ile mağdurun bir yere gitmesini engelleyecek veya bir yerde kalması için baskı uygulayacaktır. Örneğin; fail, dışarı çıkmak isteyen sevgilisini tokatlamak suretiyle eve kilitlerse yine bu fıkraya göre ceza alacaktır. Cebir ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesinde, cebirin fiilin başlangıcı sırasında uygulanması yeterlidir, cebirin devamlılığı aranmayacaktır. Verilen örnekte, fail, sevgilisini eve kilitledikten sonra suçun cebir ile işlenmesi için sevgilisine karşı tokatların devam etmesi şartı aranmaz. Bunun yanında, fail, suçu işlemek amacıyla veya suçu işlediği sırada, kasten yaralama suçunun nitelikli hallerinden birine (mağdurun kemiğinin kırılması gibi) sebep olursa ek olarak kasten yaralama suçundan ceza alacaktır.

Tehdit, mağdur ya da mağdurun yakınına karşı ileride bir kötülük yapacağından bahisle sözlü saldırıda bulunarak korkutması eylemidir. Fail, bir yerden ayrılmasını engellemek ya da bir yere gitmesini engellemek amacıyla mağdur ya da yakınına gelecek olan kötülüğü belirterek korkutmasıdır.

Hile, fail, mağdurun bilerek ve isteyerek yanıltmasıdır. Fail, mağduru bilerek ve isteyerek yanıltıp kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması ile suç işlenmiş olacaktır. Mağdurda yanlış bir kanı, düşünce uyandırılarak suç gerçekleştirilmiş olacaktır.

Hile, tehdit, cebir ile işlenen suçlarda, kişinin hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli hali işlenmiş olacaktır.

Suçun Silahla İşlenmesi

Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin üçüncü fıkrasında nitelikli haller belirtilmiştir.

Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hâlinde failin cezası diğer fıkralara göre verilecek cezaya göre 1 kat arttırılır.

Türk Ceza Kanununun altıncı maddesinde silahın tanımı yapılmış, silah olarak nelerin sayılabileceği belirtilmiştir. Silah olarak; ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ya da savunmada kullanılmak üzere olan delici, kesici, bereleyici aletler gibidir. Silah, kanunda sayılan hallerle sınırlandırılmamıştır, failin işini kolaylaştırmak ve amacına ulaşmak için kullanmış olduğu, zarar vermeye meyilli olan her alet silah olarak sayılabilir.

Suçun nitelikli hali olan silahla suçun işlenmesi, silahın suçun işlenmesinin kolaylaştırması hali olarak ele alınmıştır. Bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleyen fail, suçu işlerken ya da suç esnasında silah ile birlikte işlenmesini esas almıştır. Örneğin; fail, mağdurun bir yere gitmesini engellemek amacıyla odada mahsur tuttuğu esnada boynuna bıçak dayaması halinde suçun nitelikli halini işlemiş olacaktır. Fail, cebinde bıçak olmasına rağmen bıçağı cebinden çıkarmamış ve mağdurun failin cebinde bıçak olduğunu bilmemesine karşın işlenmiş olması halinde suç, silahla işlenmiş olarak sayılmayacaktır. Ortamda silah olması ve bu silahın suç işlenmesinde kullanılmaması halinde nitelikli hale girmez.

Ayrıca kişinin hürriyetini yoksun bırakma suçunun işlenmesi sırasında, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrı olarak kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir:

”Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır”.

Suçun Birden Fazla Kişi ile İşlenmesi

Cezanın ağırlaştırıcı hallerinden birisi de suçun birden fazla kişi ile, en az iki kişi ile işlenmesidir. Suçun birden fazla kişi ile işlenmesi halinde suçun işlenmesi daha kolay hale geleceğinden kanunen daha ağır bir yaptırım öngörülmüştür. Mağdur, birden fazla kişiye karşı mücadele etmekte ve savunmakta zorlanacaktır. Bu nedenle verilecek olan ceza, bir kat daha artırılacaktır.

Mağdurun hürriyetinden yoksun kılma suçu, birden fazla kişinin katılımı ile işlenmelidir. Azmettiren ya da yardım eden kişi, suçun işlenmesinde katılımda bulunduğu zaman nitelikli hal uygulanmayacaktır.

Suçun Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle İşlenmesi

Nitelikli hallerinden birisi de mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesidir. Mağdurun kamu görevlisi olması suçun nitelikli hali değildir. Kamu görevlisinin kamu görevinin yerine getirmesi nedeniyle suçun işlenmesi gerekmektedir. Failin işlediği fiil ile suç arasında bir bağ olmalıdır. Örneğin; alkollü araç kullanmaktan dolayı çevirme yapan polisin kendisine ceza yazmasını engellemek için polisi kaçırması halinde suçun nitelikli halini işlemiş olacaktır. Failin cezası bir kat daha attırılacaktır.

Suçun Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle İşlenmesi

Suçun nitelikli hallerinden birisi de failin kamu görevinin sağladığı nüfuz ya da itibarını kullanarak işlenmesi halidir. Önemli olan durum kamu görevlisi olmak değil, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmış olmalıdır.

Suçun Belirli Kişilere Karşı İşlenmesi

Failin, üstsoyuna, altsoyuna ve eşe karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi halinde cezası artırılacaktır. Failin üstsoyundan kasıt, kendisinin üst kısmı olan soyu, kendisinden geldiği soyudur. Failin annesi, babası, anneannesi, babaannesi gibi kendisinden geldiği soy üstsoydur. Altsoy olarak da failin kendisinin altında olan soyu, kendisinden gelenler olarak nitelendirilmektedir. Altsoy olarak failin çocuğu, torunu olarak nitelendirilebilir.

Eş ise failin resmi nikahlı eşi olarak nitelendirilecektir. Failin dini nikahlı olan eşine karşı işlemiş olduğu kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, suçun nitelikli hali olmayacaktır. Eşlerden birisinin eşinin bir yere gitmesine engel olması ya da bir yere götürülerek hürriyetinden yoksun bırakılması halinde ceza artırılarak verilecektir.

Çocuğa ya da Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi

Diğer nitelikli hallerden birisi de çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesidir. Ceza, bir kat daha artırılacaktır. Mağdurun çocuk olması ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması halinde suçun işlenmesi daha kolay olduğundan nitelikli hal olarak belirlenmiştir.

Çocuk teriminden, yasal olarak on sekiz yaşını doldurmayan birey olarak tanımlanabilmektedir. Çocuk olma dışında mağdurun kendisini savunamayacak ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması da suçun nitelikli halini oluşturmaktadır.

Suçun Mağdurunun Ekonomik Bakımdan Önemli Kayba Neden Olması

Mağdur, failin işlemiş olduğu suç nedeniyle önemli bir maddi kayba neden olması halinde failin cezasında artırım yapılacaktır. Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtmiş olduğu üzere;

”Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur”.

Mağdurun yaşadığı ekonomik kayıp nedeniyle, fail almış olduğu cezaya karşılık ek bir ceza alacaktır. Fail, ek olarak alacağı cezada, bin güne kadar adli para cezasına hükmedilecektir. Adli para cezası, devletin hazinesine ödenecek bir ceza olup ödenmediği takdirde hapis cezasına çevrilecektir.

Suçun Cinsel Amaçla İşlenmesi

Fail, mağdurun hürriyetinden yoksun bırakmasında cinsel amacının bulunması gerekmektedir. Cinsel amacı nedeniyle bu suç işlendiği vakit failin cezası yarı oranında artırılacaktır. Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir:

”Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır”. Kişi cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmalıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Hürriyeti Tahdit) Suçunda İspat

Her davada ispat ve delil önemlidir. Failin suçu işlediği ispatlanmadığı müddetçe fail cezalandırılmayacaktır. Bu nedenle suçun işlendiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ispat birden fazla delil ile ispatlanabilecektir.

Kişinin bir yerden zorla alınarak bir yere götürülmesi ya da bir yerden ayrılmaması için hareketinin engellenmesi haline tanık olan kişiler tarafından ispatlanabilecektir. Yargılama aşamasında, tanık kişinin hürriyetine engel olunduğuna bizzat görerek şahitlik edebilecektir. Olaya dair görgü tanıkları bulunmuyor ve kişinin hürriyetinin mahrum bırakılması durumunun ispatı zor ise güvenlik kamera kayıtlarının talebi gerekmektedir. Suç işlendiğine dair olay yerini kayda alan bir kamera kaydı bulunuyor ise yargılama aşamasında mutlaka bildirilmelidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Hürriyeti Tahdit) Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikayete tabi bir suç olmayıp savcılık tarafından soruşturma aşaması resen takip edilir. Kişinin mağdur olduğu suçtan şikayetini geri çekmiş olması kamu davasının devamına bir etki etmeyecektir. Şikayete tabi bir suç olmadığından devam edecektir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cezasının sınırı bakımından dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ancak suçun nitelikli hallerinde zamanaşımı süresi ise 15 yıldır. Bu süre içerisinde fail hakkında dava açılmamış ya da dava açılmış ise yasal süre içerisinde sonuçlandırılmamış ise dava zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle dava düşecektir.

Görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesi olup suçun işlendiği yer asliye ceza mahkemesinde dava görülecektir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Hürriyeti Tahdit) Suçunun Cezası

  • Suçun en basit hali ile cezası, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Türk Ceza Kanununun 109. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir:
  • ”Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.”
  • Bunun yanında suçun nitelikli halinin işlenmesi halinde ise, cezası artırılacaktır. Nitelikli hallerinden biri olan fiili işlerken cebir, tehdit veya hile kullanılmasında ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
  • Fiilin silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi halinde ceza bir kat daha artırılacaktır.
  • Mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kayba neden olması halinde ayrıca bin güne kadar adli para cezasına hükmedilecektir.
  • Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, cezalar yarı oranında artırılacaktır.
  • Suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin gerçekleşmesi halinde ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin ceza alacaktır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda, kişi adına alt sınırdan hapis cezası verilmesi halinde ceza, adli para cezasına çevrilebilir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde ise, hapis cezasına çevrilecektir.
  • Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği vakit, hakim tarafından verilecek ceza iki yıl ve altında olduğu vakit hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlemiş olduğu suç nedeniyle kendi iradesi ile pişman olarak fiilin getirdiği olumsuzlukları gidermesi eylemidir. Etkin pişmanlık, kasıtlı işlenen bazı suçlarda cezayı ortadan kaldırabileceği gibi indirim yapılmasını da sağlayabilmektedir. Etkin pişmanlık, her suç için uygulanmamakta, kanunda belirlenen yalnızca bazı suçlar adına uygulanmaktadır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda etkin pişmanlık uygulanabilmektedir. Bu durum Türk Ceza Kanununun 110. maddesinde düzenlenmiştir:

“Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”

Failin suçu işledikten sonra pişman olması gerekir. Fail suç gerçekleştikten sonra mağdurun şahsına bir zararı dokunmadan o kişiyi kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa bu madde hükümlerinden yararlanır. Ancak soruşturmaya başlandıktan sonra mağduru güvenli bir yere bıraksa dahi bu maddeden yararlanamaz. Bu madde uyarınca fail, ilgili kanun hükmü gereği gerekli koşulları sağlıyorsa verilecek olan cezanın 2/3’sine kadarı indirilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (Hürriyeti Tahdit) Denetimli Serbestlik

Denetimli serbestlik, belli koşullar altında kişinin sosyal hayat içerisinde cezasının infaz edilmesidir. Sosyal hayat içerisinde denetimli serbestlik yolu ile denetim altına alınması halidir. Yeni düzenleme ile, 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda ayrı bir denetimli serbestlik düzenlemesi getirilmiştir. 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda, denetimli serbestlik süresi iki yıl olarak uygulanacak ve süreli hapis cezalarına mahkûm olanlar cezasının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilecektir. Ancak hürriyeti tahdit suçunu işleyen kimseler için yeni düzenleme geçerli olmayacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işleyen kişi, 01.07.2016 tarihinden önce de sonra da suç işlese yeni denetimli serbestlik hükmünden yararlanamayacaktır. Hürriyeti tahdit suçu, 671 Sayılı KHK kapsamında olan bir suç değildir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suç Duyurusu (Dilekçe Örneği)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ: Ad Soyad (TC Kimlik No)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

ŞÜPHELİ: Ad Soyad

SUÇ: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

KONU: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işleyen şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını ve kamu davası açılması yönündeki talepli dilekçedir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Şüpheli ile müvekkil, aynı mahallede oturmakta olup şüpheli, babasının arkadaşıdır. Müvekkil, olay günü dershaneden çıkmış, eve gitmek için durağa yürürken şüpheli aracı ile yanına yanaşmıştır.

2-) Şüpheli, müvekkile kendisinin de eve gittiğini ve eve gidiyor ise kendisini bırakabileceğini teklif etmiştir. Müvekkil, şüphelinin babasının arkadaşı olduğundan kendisine güvenerek aracına binmiştir.

3-) Şüpheli, müvekkilin araca binmesinden sonra eve doğru giden istikametten değil, başka bir yoldan gitmeye başlayınca müvekkil şüpheliye eve gidip gitmediğini sormuştur. Şüpheli ise müvekkile eve gitmediklerini ve biraz müvekkili gezdireceğini söylemiştir. Müvekkil ise şüpheliden çekinmiş ve korkmaya başlamıştır. Şüpheliye eve gitmek istediğini ve evde bir sürü işi olduğunu, annesinin onu beklediğini belirterek eve doğru gitmesi gerektiğini istemiştir.

4-) Şüpheli, müvekkilin konuşmalarını duymazdan gelmiş ve onu dinlemiyor gibi yaparak aracı sürmeye devam etmiştir. Şüpheli, müvekkili ıssız bir yere götürüp cinsel amaçla bir şeyler yapmak istediğini belirterek müvekkile teklifte bulunmuştur. Müvekkil ise ağlamaya başlamış ve araçtan inmeye çalışmıştır. Şüpheli, müvekkilin ağlayarak reddedildiğini görünce paniklemiş ve geri dönerek müvekkili durağa bırakmıştır. Bu olay sonrası müvekkilin psikolojisi bozulmuş ve günlerce evden çıkamamıştır.

5-) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleyen şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını ve hakkında kamu davası açılmasını talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: TCK, CMK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, bilirkişi, video kaydı ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re’sen ortaya çıkacak nedenlerle, şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını ve hakkında kamu davası açılması yönünde talebimizin kabulüne karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz.

Müşteki Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Temyiz Dilekçesi

YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Gönderilmek Üzere

İSTANBUL ( ). ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO: …/… Esas

KARAR NO: …/… Karar

SANIK: Ad Soyad

MÜDAFİİ: Av. Ad Soyad

MÜŞTEKİ: Ad Soyad

KONU: İstanbul ( ). Asliye Ceza Mahkemesinin …/… Esas, …/… Karar sayılı dosyası üzerinden verilen kararın bozulması talepli dilekçe örneğidir.

AÇIKLAMALAR:

1-) İstanbul ( ). Asliye Ceza Mahkemesinin …/… Esas, …/… Karar Sayılı dosyası üzerinden verilen hukuka aykırı kararın bozulması gerekmektedir. Müvekkil, savunmasında hürriyeti tahdit suçunu kendisinin işlemediğini, müştekiyi daha önceden tanımadığını belirtmiştir. Ancak müvekkilin yargılama aşamasında bulunduğu ifade ve savunmaları mahkemede esas alınmamıştır.

2-) Mahkeme gerekçeli kararında, tanık beyanını esas alarak hüküm oluşturduğunu belirtmiştir. Ancak tanık beyanında kesin olmayan ifadeler kullanmış, çelişkili olarak konuşmuştur.

3-) Müvekkilin yargılama aşamasında sunmuş olduğu ifade ve beyanlar dikkate alınarak mahkemenin vermiş olduğu hükmün bozulmasını talep etmekteyiz. Mahkeme eksik inceleme ile hüküm kurmuştur. Hiçbir somut delile dayanmadan soyut gerekçeler ile hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve resen incelenecek hususlar dikkate alınarak yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın temyizen incelenerek bozulmasına kararı verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz.

Sanık Müdafii

Av. Ad Soyad

İmza

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yargıtay Kararları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Yağma

Dosyada sanıklar hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yargılama yapılmış, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve yağma suçundan beraat kararı verilmiştir. Yerel mahkeme tarafından verilen karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyaya konu olan somut olayda, mağdur, sanığa ait marketten 350 TL çaldığı ve mağdur hakkında bu suçtan mahkumiyet kararı verildiğini belirtmiştir. Ancak sanık, mağdurun ailesinin zararının gidermediğinden bahisle mağdura karşı suç işlemiştir. Sanıklar, mağduru yolda görmüş, mağduru zorla markete götürüp darp etmişlerdir. Mağdurun iddiasına göre mağdurdan 20 TL almışlar ve daha sonra sanıklar, “Git baban buraya gelsin” diyerek mağduru serbest bırakmışlardır.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu birlikte gerçekleştirdiklerini belirtmiştir. Türk Ceza Kanununun belirlemiş olduğu esas olarak “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa ceza vardır” ilkesinin birlikte değerlendirildiğinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile birlikte mağdura karşı gerçekleştirilen eylem nedeniyle mahkumiyet yerine yeterli olmayan gerekçe ile beraat verilmesi doğru bulunmamıştır. Yargıtay, mahkemenin kararına karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/2564 Esas, 2019/257 Karar)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Beraat

Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama ve yağma suçundan yargılama yapılmış ve mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanıklar hakkında üzerine atılı suçun sabit olmamasından bahisle beraat kararı verilmiştir.

Dosyada gerçekleşen somut olayda, sanıklar, mağdurdan olay tarihinden 3 ay önce borç para istemiş ve karşılığında kendisine kız bulacağını vaat etmişlerdir. Olay günü ise, sanıklar mağdura mesaj çekerek mağdura kız bulduğunu ve onlarla buluşturacağını belirtmiştir. Bunun üzerine mağdur, sanıklardan birisinin evine gitmiş ve evde bulunan diğer sanıklar mağduru 3-4 saat boyunca yumruk ve tekme ile darp etmiştir. Sanıklar, mağdurun ellerini ve ayaklarını iple bağlamış ve sanıklardan birisinin mutfaktan getirdiği bıçak ile mağdurun boynuna dayamıştır.

Sanıklar, mağdura “Senin tek kurtuluş yolun var, arabanı bize vereceksin, ayrıca boş senet yazıp vereceksin” demiştir. Bunun üzerine mağdur, A4 kağıda, “Aracı …’a sattığım” şeklinde kayıt içeren araç satış sözleşmesi düzenlettirilmiş, akabinde sanıklar mağdurun boynuna tekrar bıçak dayamış tehditle 30.000 TL bedelli senet imzalattırılmıştır. En son olarak da mağdurun cep telefonunu zorla elinden almışlardır. Sanıklardan birisi, mağdurun sırtına bıçak dayayarak evden çıkartmış ve arabasına bindirmiştir. Mağdur, hayati tehlike geçirmeyecek ve kemik kırığının hayati fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek şekilde yaralanmıştır.

Yargıtay, mahkemenin sanıklar hakkında verilen beraat hükmünde, mağdurun beyanına neden itibar edilmediğini ve sanıkların savunmasına üstünlük tanındığına dair tartışılıp ortaya konmadan yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğunu belirtmiştir. Bunun yanında mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurduğunu ekleyerek mahkemenin kararına karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/234 Esas, 2019/31 Karar)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulanması

Dosyaya konu olan eylem nedeniyle sanık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yargılanmış ve mahkumiyet kararı almıştır. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık, temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Somut olay, kardeş olan mağdurlar evlerine doğru yürüdüğü sırada, sanık yanlarına aracıyla yaklaşarak gidecekleri yere kadar bırakma teklifinde bulunmuştur. Mağdurlar, sanığın bu teklifini kabul etmişlerdir. Sanığın sevk ve idaresinde olan araca mağdurlar binmişler, sanık aracı hareket ettirmiş olduğu sırada sizi biraz gezdireyim diyerek mağdurları şehir merkezinin dışında bir istikamete götürmüştür. Sanık, mağdurları bisküvi fabrikasının yanına getirip mağdurların telefonlarını zorla elinden almıştır. Sanık, mağdurların elinden telefonu alması üzerine mağdurlara uygunsuz tekliflerde bulunmuş, mağdurlar olumsuz yanıt vererek bizi evimize bırak demeleri üzere mağdurları araçtan indirmiştir. Mağdurlar kendi imkanları ile polise giderek sanıktan şikayetçi olmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, mağdurların olaydan sonra bırakıldıkları bölgenin fiziki şartlarının araştırılmadığı, mağdurların öncelikle bırakıldıkları yerin güvenli olup olmadığı, mağdurların ne şekilde bulundukları yerden ayrılıp emniyet güçlerine ulaştıkları sorulup saptanması gerektiği belirtilmiştir Bunun yanında mahkeme tarafından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına dair düşünülmeden eksik inceleme ile karar verildiğini eklemiştir. Mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/967 Esas, 2018/8109 Karar)

El ve Ayakların Bağlanarak Uzun Süre Bagajda Tutulması

Dosyaya konu edilen olayda, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan yargılanma yapılmıştır. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyadaki somut olay, sanıklar bilgisayarı tamir ettirme bahanesi ile katılanı kaçırmışlardır. Katılanın direncini kırmak amacıyla yüzüne toz madde atmış, uyku ilacı içirmiş ve uzun süre el ve ayakları bağlı şekilde havasız bekletilmiştir. Katılanın babası tarafından durum polise ihbar edilmiştir. Polisler, katılanı sanıkların aracında elleri ve kolları bağlı bir şekilde bulmuştur.

Yargıtay, mahkemenin sanıkların işlemiş olduğu suçun etkin pişmanlığın uygulanma koşullarının oluştuğunu gözetilmeyerek yazılı hüküm kurulduğunu ancak buna karşılık temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı belirtilmiştir. Bütün bu nedenlerle mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık onanmasına kararı vermiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2015/5350 Esas, 2018/4260 Karar)

Zorla Arabaya Bindirilerek Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçunun İşlenmesi

Dosyaya konu olan olayda, sanıklar yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan yargılanmışlardır. Sanıklar yağma suçundan beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı almıştır. Sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Somut olayda, olay günü, katılan 17:00 sularında evine yaya olarak giderken yanına yaklaşan bir araç ile sanıklar tarafından eve bırakma bahanesi ile davet etmişlerdir. Mağduru araca zorla bindirip köprü yakınlarına götürülmüş, katılana davasını geri çekmesi yönünde baskı yapmışlardır. Sanıklar mağdura yönelik kesici aletler kullanarak katılanı darp etmiş, katılanın üzerinde bulunan 730 TL parasını alıp boş senet imzalatıp kaçmışlardır.

Yargıtay, katılana ait olay sonrası çekilen fotoğraflar, hekim raporu, olay sonrası kolluk görevlilerinde düzenlenen 07.01.2014 tarihli olay tutanağı, sanıkların olay tarihinde orada olduklarına dair sinyal/baz bilgileri, dosya arasında bulunan sanığa ait otobüs biletinin 19:30 olmasının tespiti ile doğrulanan delillere karşın sanıkların delillerle doğrulanamayan kanıtların hangi nedenlerle itibar edildiği mahkeme tarafından açıklanmadığı belirtilmiştir. Yargıtay, mahkemenin yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile hüküm kurulmasını doğru bulmamış, mahkemenin kararına karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2015/8666 Esas, 2018/4266 Karar)

On Beş Yaşındaki Mağdurun Rıza Göstermesi Nedeniyle Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Bırakma Suçuna İlişkin Beraat Kararı

Dosyada sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun nitelikli istismarı suçundan yargılama yapılmış ve mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen hükme karşılık olarak sanık ve müdafileri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Somut olayda, mağdurlar, olay tarihinde daha önce tanıştıkları sanığı arayarak kendilerini eve bırakmasını istemiş, sanık da diğer sanığın kullandığı araçlar mağdurları belirttikleri yerden almıştır. Sanık, mağdurları aldıktan sonra ormanlık alana götürmüş ve mağdur ile sanık araçtan inmiş ve diğer sanık ile diğer mağdur araçta kalmıştır. Araçta kalan sanık, mağdura cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunmuş, mağdur da sanığın bu teklifini kabul etmemiştir. Sanık, mağdurun reddetmesi üzerine mağduru araçtan indirmiştir. Olay sonrası her iki sanık, mağdurları bırakarak olay yerinden ayrılmışlardır. Sanıklar cinsel ilişki teklifinin reddedilmesi sonrası cinsel arzuları tatmin etmek amacıyla bir harekete bulunmamıştır. Bunun yanında sanıklar, mağduru götürmek için cebir, hile ya da tehdit kullanmamış, mağdurlar kendi rızaları ile olay yerine gitmişlerdir.

Yargıtay, dosya incelemesinde mağdurlardan birisinin on beş yaşından büyük olması nedeniyle rızasının hukuken geçerli olduğunu, ancak diğer mağdurun rızasının geçerli olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle rızası geçerli olmayan mağdura yönelik cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesinden mahkûmiyet diğer sanık adına da beraat kararı verilmesi gerekirken bu yönde yazılı hüküm kurulmasını doğru bulmamıştır. Yargıtay, mahkemenin kararına karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/4423 Esas, 2018/6171 Karar)

Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu

Dosyaya konu olan somut olaya ilişkin sanık hakkında yağma, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve konut dokunulmazlığını ihlal suçundan yargılama yapılmıştır.

Somut olayda, olay günü mağdur evde yalnızken evin kapısı çalınmış ve kapıyı açtığı vakit sanığın yüzünde maske olduğunu görmüştür. Mağdur, sanığın yüzünde maske olduğunu görür görmez kapıyı kapatmak istemiş ancak sanık kapıyı itekleyerek açmış ve mağdura elektro şok cihazı uygulayarak etkisiz hale getirmiştir. Sanık, mağdurun saçlarından tutmuş, yatak odasına götürmüş ve babasının kendisine borcu olduğunu söyleyerek 500 TL istemiştir. Mağdur, sanığa karşı olumsuz yanıt vermiş ve bunun üzerine sanık, mağdurun üzerindeki giysileri çıkarmış ve göğüslerine dokunmuştur.

Mağdurun bağırması üzerine sanık elektro şok cihazı ile mağduru etkisiz hale getirmiştir. Sanık, mağdurdan bir ara kurtulup pencereye yönelmiş ve yardım talebinde bulunmak istemiştir. Ancak sanık, mağduru yakalamıştır. Mağdur, korkarak sanığa paranın yerin söylemiş, mağduru kolundan tutarak söylediği odaya kolundan tutarak götürmüştür. Mağdur korkarak sanığa 3.500 TL’yi vermiş, sanık odanın kapısını kapatarak bu odada duracaksın demiş ve mağdurun odadan çıkmasına engel olmuştur.

Yargıtay, bu olayda, mağdurun hukuka aykırı olarak bir yere gitmesini engellendiği ve bir yerde kalmak maksadıyla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlendiğini belirtmiştir. Mahkemenin kişiyi yoksun bırakma biçiminde maksat olmadığı gerekçesi ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilemediği eklenmiştir. Bütün bunlar yanında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cinsel amaç taşımaksızın gerçekleştirildiği gözetilmeden karar verildiğinden mahkemenin kararına karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2015/901 Esas, 2015/44603 Karar)

Doğuştan Sakat Olan Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Dosyada sanıklar hakkında, yağmaya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yargılama yapılmıştır. Mahkeme sanıklar hakkında mahkumiyet kararı vermiştir.

Somut olayda, katılanın tekstil firma sahibi olduğu ve sanığın da ütü firmasının ortağı olduğu, tekstil firmasına fason iş yaptığı belirtilmiştir. Sanık, daha önceden ütü firmasındaki hisselerini devretmiş, ancak bir kısım alacaklarını tahsil edememiştir. Sanığın katılana ait tekstil firmasından alacağını iddia edilmiş ve alacağını tahsil etmek bahanesi ile katılanı kaçırmaya karar vermiştir. Sanık, akrabası olan diğer sanık ile arkadaşı olan diğer sanıktan yardım istemiştir. Olay günü, katılan iş çıkışı evine gitmek üzere araca binmiş ve sanıklar tarafından katılan takip edilmiştir.

Arabasını park edip eve gireceği sırada doğuştan sakat olan katılanı pamuğa döktükleri klorform isimli maddeyi koklatıp bayıltmış, akabinde araca bindirip mağdurun el ve ayaklarını bağlamıştır. Katılanın başına torba geçirip gözlerine koli bandı yapıştırıp, bedensel özürlü olan ve mevcut koşullarda gerekmediği halde el ve ayaklarını kanepeye bağlamışlardır Sanıklar, katılanı bir gün süre ile bu evde alıkoymuşlardır. Sanıklar, katılanı alıkoydukları süre içerisinde 1.000.000 Euro’yu canının bedeli olarak istemişlerdir Katılan, sanıklara bu bedeli ödemeyi kabul etmesi üzerine evinin yakınında bir yere bırakmışlardır.

Yargıtay, mahkemenin bedensel özürlü olan kişiye karşı hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesinde, gerek olmadığı halde kanepeye bağlanması ve dolaşım özgürlüğünün sınırlanması, vücut bütünlüğüne zarar verilmesi anlaşıldığından sanıklar hakkında etkin pişmanlık uygulanmayacağının düşünülmemesi nedeniyle kararı doğru bulmamıştır. Bu nedenle mahkemenin kararına karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/14995 Esas, 2016/2522 Karar)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Hile ile İşlenmesi

Dosyaya konu olan olayda, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesinden yargılama yapılmıştır. Mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Somut olayda, sanık, diğer sanıklarla birlikte mağdura polis kimliğini göstererek polis olduğunu söylemiştir. Mağdura, “Bizimle geleceksin” diyerek aracına hileli bir şekilde alınmış, 150-200 metre götürdükten sonra şahsına zarar vermeden ve soruşturma başlatılmadan önce kendiliklerinden serbest bırakmıştır. Mahkeme, söz konusu eyleme ilişkin temel ve en basit hali ile cezalandırılmıştır.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanıkların eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli hali olan hile işlendiğini ve kendiliklerinden serbest bırakması karşısında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasını belirtmiştir. Mahkemenin eksik ceza tayininde bulunması nedeniyle Yargıtay, hükme karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2013/2742 Esas, 2014/12921 Karar)

Avukat Serpil Çınar Kimdir?  

ŞİMDİ İNCELE