Kasten Yaralama Suçu ve Cezası

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Kişilere Karşı Suçlar kısmında Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde, 86. maddesinde düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçu, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının, algılama yeteneğinin bozulmasına neden olarak zarar verilmesidir. Kasten yaralama suçunun hukuki konusu ve korunmak istenilen hukuki değer insan hayatı, vücut dokunulmazlığıdır. Kişinin bilerek ve isteyerek yapmış olduğu hareketin neticesinde bir kimsenin vücuduna acı vererek sağlığının bozulmasına ve zarar verilmesine neden olunması halinde kasten yaralama suçu işlemiş olacaktır.

Kasten yaralama suçuna birkaç örnek vermek gerekirse;

  • Bir kimseye tekme ya da yumruk atılması,
  • Bir kimseye tokat atılması,
  • Bir kimseyi bıçaklamak,
  • Bir kimseyi silahla vurmak,
  • Bir kimseye sopayla vurmak veya benzeri kesici, delici aletlerle zarar verme gibi eylemlerle kişinin vücut bütünlüğüne verilen zarar ile bir kimsenin acı duymasına neden olunması kasten yaralama suçu oluşturmaktadır.

Kasten yaralama suçunda, kişinin vücuduna verilen acının kayda değer bir nitelikte olması gerekmektedir. Örneğin; bir kişinin yüzüne yumruk atılması halinde acı verme eşiğinin gerçekleştiği kabul edilebilirken kişiyi itip kakma ya da tartaklama niteliğinde olan hareket vücuda acı verme şartını yerine getiren ağırlıkta bir hareket kabul edilemeyecektir.

Diğer bir husus da kasten yaralama suçuna ilişkin ilgili maddede belirtilen sağlığı bozma ise kişinin sağlık sisteminin herhangi bir unsurunun zarar görmesi anlamına gelmektedir. Örneğin; kişinin bilerek ve isteyerek yaralama eylemi sonucu mağdurun hastalanmasına, bedenen veya ruhsal yönden durumunun kötüleşmesine vücut veren herhangi bir davranış sağlığı bozma hareketi kapsamında değerlendirilecektir.

Kasten yaralama eyleme sonucu algılama yeteneğinin bozulması ise mağdurun yaralama eylemi nedeniyle düşünme, kavrama, idrak etme ya da iradeye bağlı olarak hareket etme yeteneğinde meydana gelen bozulmaları ifade edecektir. Söz konusu davranışlar, akıl hastalığı boyutuna ulaşmamış davranışlardır. Örneğin, failin mağdurun kafasına sert bir cisim ile vurması sonucu mağdurun geçici olarak hafıza kaybı yaşaması halinde mağdurun algılama yeteneğinin bozulduğu kabul edilecektir.

Kasten Yaralama Suçunun Özellikleri

  • Kasten yaralama suçunun manevi unsuru genel kasttır, özel bir saik aranmamaktadır. Kasten yaralama suçundan da açıkça anlaşıldığı üzere söz konusu suç, sadece kasten işlenebilir. Kişi bilerek ve isteyerek yaralama suçunu işleyebilecektir.
  • Suçun olası kastla işlenmesi mümkündür. Örneğin; failin bir tiyatro izleyen seyirciler içerisinde hedef aldığı mağdura ateş ederken istemeden başka birini vurarak kasten yaralama suçunu olası kastla işlenmiş olacaktır. Fail, kalabalık içerisinde birine ateş ederken başka birisine denk gelebileceğini öngörmüş, umursamayarak mağdurdan başkasını vurmayı göze alarak ateş etmiştir.
  • Kasten yaralama suçunun mağduru herkes olabilir. Kişinin canlı olması, ölü olmaması halinde kasten yaralama adına mağdur olabilecektir. Ölen bir kimseye taş atılması, sopayla vurulması gibi eylemlerin gerçekleştirilmesi kasten yaralama suçuna vücut vermeyecektir.
  • Kasten yaralama suçunun faili herkes olabilir. Kasten yaralama suçu özgü bir suç değildir.
  • Kasten yaralama suçu, serbest hareketle işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle failin, mağdura yönelik olarak vücuduna acı veren eylemin gerçekleştirilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına yol açacak herhangi bir davranışı gerçekleştiren herhangi bir eylem ile suç işlenmiş olacaktır.

Kasten Adam Yaralama Suçunun Cezası

  • Kasten yaralamanın temel halinin cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Kasten yaralamanın temel halinin işlenmesi halinde fail hakkında verilecek olan ceza, adli para cezasına çevrilebilecektir. Ancak fail hakkında verilecek olan hapis cezasının alt sınırdan verilmesi halinde (1 yıl hapis cezası) adli para cezasına çevrilecektir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde adli para cezası, hapis cezasına dönecektir.
  • Kasten yaralamadan verilecek olan ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, belli bir denetim süresine girecek ve denetim süresi içerisinde yasal koşullara uyduğu vakit cezai hiçbir sonuç doğurmadan hakkında verilen karar ortadan kalkacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), iki yıl ya da altında olan hapis cezası hakkında verilebilir. Ayrıca sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinde rızası olması ve sanığın sabıkasının olmaması gerekmektedir.
  • Kasten yaralama suçu nedeniyle verilecek olan cezada cezanın ertelenmesi kararının verilmesi mümkündür. İki yıl veya altında verilecek olan cezalar adına cezanın ertelenmesi kararı verilebilecektir.

Ruhsatsız Silahla Adam Yaralamanın Cezası

Ruhsatsız bulundurma, taşıma veya satın alma suç olup 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet suçu oluşturmaktadır. Taşıma ruhsatı bulunmadığı veya ruhsatının sürenin dolmasına rağmen yenilenmemesi halinde suç işlenmiş olacaktır. Ruhsatsız silah bulundurma suçunun cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 30 günden 100 güne kadar adli para cezasıdır.

Ruhsatsız silahla adam yaralayan sanık hakkında hem 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefetten hem de Türk Ceza Kanunu’na göre kasten yaralama suçundan yargılanacaktır.

Kasten Yaralama Suçunda Cezayı Ağırlaştıran Haller (Daha Ağır Ceza Gerektiren Hal)

Kasten yaralama suçunun cezasını ağırlaştıran haller Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Mağdurun sıfatından kaynaklanan veya kasten yaralama suçunda kullanılan araçlar nedeniyle cezanın ağırlaştırılmış hali düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçunun nitelikli hallerinde verilecek olan ceza yarı oranında artırılacaktır. Bu nedenle kasten yaralamanın nitelikli halinde ceza 1,5 yıl ile 4,5 yıl arasında verilebilecektir.

  • Kasten yaralama suçunu işleyen kişi üstsoy, altsoy, eş veya kardeşlerden birine karşı işlemesi halinde fail hakkında verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Örneğin; kişinin karısına karşı şiddet uygulaması veya bir annenin kızına darp etmesi halinde ceza yarı oranında artırılacaktır.
  • Kasten yaralama suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlemesi halinde ceza, yarı oranında artırılacaktır. Kasten yaralama suçunda mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı işlenmesi suçun işlenmesini kolaylaştıracağından suçun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Örneğin; kasten yaralama suçunun yürüme engelli birisine karşı işlenmesi halinde verilecek olan ceza yarı oranında artırılacaktır.
  • Kasten yaralama suçunda mağdurun kamu görevini yerine getirmesi nedeniyle kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacaktır. Örneğin; trafikte rutin kontrol adına çevirme yapan polise tokat atan kişi kasten yaralama suçunun nitelikli halini işlemiş olacak ve cezası yarı oranında artırılacaktır. Kamu görevlisine kasten yaralama suçu işlenmiş olması değil, kasten yaralama suçunun kamu görevi esnasında kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde cezayı artıran hale girmiş olacaktır.
  • Kamu görevlisinin sahip olmuş olduğu nüfuzun kötüye kullanılarak kasten yaralama suçu işlenmesi halinde faile verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.
  • Kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi halinde verilecek olan ceza yarı oranında artırılacaktır. Kanunda belirtilen silahtan kasıt yalnızca tabanca ya da tüfekten ibaret değildir. Kasten yaralamada araç olarak kullanılan her türlü alet, kesici ya da delici olan alet, taş silah olarak sayılabilecektir. Örneğin; kişinin taş atarak ya da sopayla darp etmesi halinde kasten yaralama suçunun ağırlaştırılmış hali silahla kasten yaralama suçu işlenmiş olacaktır.

Netice Nedeniyle Ağırlaşmış Yaralama Suçunun Cezası

Kasten yaralama suçu nedeniyle mağdurda kalıcı olarak hasar meydana getirmesi halinde fail hakkında verilecek ceza artırılacaktır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçuna dair düzenleme Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde düzenlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin ilk fıkrasında kasten yaralamanın netice nedeniyle ağırlaşmış yaralama suçunun halleri düzenlenmiştir. İlk fıkrada belirlenen hallerde verilecek olan ceza bir kat artırılacaktır. Kasten yaralama suçunun temel halinin işlenmesi halinde faile verilecek olan ceza 3 yıldan az, nitelikli halinin işlenmesi durumunda ise verilecek ceza 5 yıldan az olamayacaktır. İlgili maddede düzenlenen haller;

  • Kasten yaralama suçunun işlenmesi ile mağdurun duyularından veya organlarından birinin fonksiyonun sürekli zayıflaması,
  • Kasten yaralama ile mağdurun konuşmasında sürekli zorluğa düşmesi,
  • Mağdurun yüzünde sabit bir ize neden olması,
  • Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum olması,
  • Mağdurun gebe olması ve çocuğunun erken doğumuna sebep olmasıdır.

Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hallerde ise verilecek cezada iki kat artırım yapılacaktır. Kasten yaralama suçunun temel halinin işlenmesi halinde 5 yıldan aşağı, nitelikli kasten yaralama suçunun işlenmesi halinde ise 8 yıldan aşağı ceza verilemeyecektir. İkinci fıkrada düzenlenen haller ise;

  • Kasten yaralama suçu nedeniyle mağdurun iyileşme imkanı bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi,
  • Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine sebep olunması (Örneğin kişinin silahla birini yaralaması halinde mağdurun bacağında his kaybına neden olması ve sakat kalması neticesi sebebiyle kasten yaralama suçu işlemiş olacaktır),
  • Kasten yaralama suçu ile mağdurun konuşmasında ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması,
  • Mağdurun yüzünde süreklilik arz eden değişiklin ortaya çıkması,
  • Kasten yaralamanın gebe bir kadına işlenerek çocuğun düşmesine sebep olmasıdır.

Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin üçüncü fıkrasında neticesi sebebiyle kasten yaralama suçu hali düzenlenmiş ve kasten yaralama suçunun işlendiği mağdurun vücudunda kemik kırılmasına ya da çıkığına neden olması halinde ise kırık veya çıkığın mağdurun hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin dördüncü fıkrasında ise kasten yaralama neticesinde mağdurun ölmesi hali düzenlenmiştir. Kasten yaralamanın neticesinde mağdurun ölmesi halinde 8 yıldan 12 yıla kadar cezasına hükmedilecektir. Kasten yaralamanın nitelikli halinin işlenmesi halinde ise 12 yıldan 16 yıla kadar hapis cezasına hükmedilecektir.

Kasten Yaralama Suçunda Cezayı Hafifleten Haller (Daha Hafif Ceza Gerektiren Hal)

Kasten yaralama suçundan verilecek olan cezanın hafifletici hali Türk Ceza Kanunu’nun 86. Maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır.

Failin kasten yaralama suçunun işlemesi neticesinde mağdurun vücudunda meydana gelen zarar, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif ise ceza 4 aydan 1 yıla kadar hapis ya da adli para cezası olacaktır. Bunun yanında basit tıbbi müdahale ile giderebilecek boyutta olan kasten yaralama suçu şikayete tabidir, şikayetin geri çekilmesi halinde dosya düşecektir.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi (Cezanın İndirilmesi Sebebi)

Kasten yaralama suçu fail tarafından icrai bir hareketle işlenmesi mümkün olan bir suç olmasının yanında ihmali hareketle işlenebilen de bir suçtur. Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi Türk Ceza Kanunu’nun 88. maddesinde düzenlenmiştir. Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde verilecek olan cezada üçte ikisine kadar indirim yapılacaktır. İhmali davranışla yaralama suçunu işlenmesine örnek vermek gerekirse, arabasında arkadaşını arabada kilitleyen ve arkadaşının arabada kilitli kalmasına neden olarak kişinin kapısını kasıtlı olarak açmayan ve bu nedenle kişinin yaralanmasına neden olan fail hakkında uygulanacak cezada üçte iki oranında indirim yapılacaktır.

Kasten Yaralama Suçunda Şikayet Süresi ve Uzlaşma

Kasten yaralama suçuna neden olan eylemlerin bazıları şikayete tabi bazıları ise savcılık tarafından resen soruşturulmaktadır. Kasten yaralama suçunda cezayı hafifleten hal olan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek olması halinde Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin ikinci fıkrası gereği şikayete tabi olarak kovuşturulacaktır. Şikayet süresi ise fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Şikayet süresi içerisinde mağdurun şikayet hakkını kullanmaması halinde şikayet hakkı düşecektir.

Şikayete tabi olan kasten yaralamada cezayı hafifleten halde uzlaşmaya tabidir. Soruşturma aşamasında savcılık, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından dosya uzlaşma bürosuna gönderilecektir. Yargılamanın herhangi bir aşamasında mağdur şikayetini geri çeker ya da taraflar uzlaşma sağlanır ise yargılama aşaması sona erecektir.

Kasten yaralama suçunun nitelikli halleri ve basit bir tıbbi müdahale yoluyla giderilmesi mümkün olmayan kasten yaralama suçları ise resen (doğrudan) soruşturulacak ve kovuşturulacaktır. Kasten yaralamanın şikayete tabi olmayan halinde şikayet süresi bulunmamaktadır. Mağdurun şikayetini geri çekmesi ya da şikayetçi olmadığını bildirmesi halinde yargılama aşamasına herhangi bir etkisi olmayacaktır. Şikayete tabi olmayan haller uzlaşmaya tabi değildir. Kasten yaralama suçunun şikayete tabi olmayan hali dışında olan haller, uzlaşmaya tabi değildir.

Kasten Yaralama Suçunda Zamanaşımı

Kasten yaralama suçu için öngörülen dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren dava açılmaz ya da dava açılsa da kanuni süre içerisinde sona ermez ise dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşecektir.

Kasten Yaralama Suçunda Görevli Mahkeme

Kasten yaralama suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Kasten yaralama suçu nedeniyle suçun işlendiği yerde asliye ceza mahkemesinde dava görülecektir.

Ancak kasten yaralama suçunun neticesinde mağdurun ölmesi halinde suçun ağırlığı itibarıyla görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olacaktır. Suçun işlendiği yerde ağır ceza mahkemesinde dava görülecektir.

Kasten Yaralama Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs, failin suçu işlemek adına icra hareketlerine başlaması ancak kendi elinde olmayan nedenlerle suçunu tamamlayamamasıdır. Failin suçu işlemek adına harekete başlaması ve kendi isteğiyle suçu işlemekten vazgeçmesi halinde teşebbüs hükmü uygulanmayacaktır. Örneğin; failin kasten yaralama suçunu işlemek adına eline silahı alması ancak tetiğe basmadan önce polisin gelmesi halinde kasten yaralama suçunu işleyemeyecektir. Bu nedenle fail hakkında kasten adam yaralama suçuna teşebbüs hükümleri uygulanacaktır.

Kasten yaralama suçu, teşebbüse elverişli suçlardandır. Failin yaralama suçu için hazırlık hareketlerine başlamış ancak icra aşamasında meydana gelen bir sakatlıktan dolayı eylemini gerçekleştirememiş olması halinde kasten yaralamaya teşebbüs suçunun meydana geldiği kabul edilir. Örneğin, mağdura ateş etmek üzere olan birinin silahının tutukluk yapması ile sonuca ulaşamaması ya da mağdurun başını hedef alarak atılmış olan sert bir cismin mağdura isabet etmemiş olması halinde kasten yaralamaya teşebbüs suçu ortaya çıkar.

Kasten Yaralama Suçu ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu Arasındaki Farklar

Kasten yaralama suçu ile kasten öldürmeye teşebbüs suçu farklıdır. Failin gerçekleştirmiş olduğu hareket ile ortaya çıkan suçun kasten yaralama veya kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu olup olmadığı uygulanacak yaptırım açısından büyük önem arz etmektedir. Öncelikle kasten yaralama suçunda asliye ceza mahkemesi görevli iken kasten öldürmeye teşebbüs suçunda görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Bunun yanında faile verilecek cezada da farklı hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle suçun vasıflandırılmasının doğru yapılması gerekir.

Kanunda her iki suçun ayrımın nasıl yapılacağına dair açı bir düzenleme elbette bulunmamaktadır. Ancak kanunda suçun özellikleri, vasıflandırılması ve Yargıtay’ın içtihatları kapsamında ayrımın yapılması mümkün olabilmektedir. Kasten yaralama suçu ile kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu arasındaki farklar:

  • Fail ile mağdur arasında daha önceden öldürme boyutuna varacak derecede bir husumetin varlığının olup olmadığı önemli bir durumdur. Örneğin, davaya konu olan olayda taraflar arasında olay öncesinden bir tanışıklığın olmaması ve aniden gelişen bir kavganın yargıya taşınmasında öldürme suçundan yargılama konusu söz konusu olamayabilir. Ancak taraflar arasında olay öncesinden bir husumetin bulunması ve husumetin varlığının öldürme amacı güdecek boyutta olması halinde kasten adam öldürme suçundan yargılama yapılabilecektir.
  • Failin fiilinin mağdurun vücudunda hangi bölgeye yönelik olarak yapılması da suçun ağırlığında etkendir. Örneğin, silahı kafasına doğrultması ya da göğüs bölgesine doğrultması halinde kişinin hayati bölgesini hedeflemiş olacaktır. Bu gibi durumlarda kasten yaralama suçundan söz edilemeyecektir.
  • Failin, eylemini gerçekleştirme amacıyla kullandığı suç aletinin öldürmek için elverişlilik düzeyi de önem taşımaktadır. Fail, birçok alet ya da araç kullanarak mağdura zarar verebilecektir. Ancak kişinin yerden aldığı çakıl taşı ile kişinin yaralaması ile kişinin tabanca ile vurarak yaralaması arasında fark bulunmaktadır. Öldürmeye elverişli bir silah, araç ya da alet kullanılması halinde kasten öldürmeye teşebbüs suçu işlenmiş olacaktır.
  • Failin mağdurun vücudu üzerinde uyguladığı darbenin sayısı da önemlidir. Kasten yaralama suçu ile kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu arasındaki farkı ortaya çıkarmaktadır.
  • Yargıtay kararlarında çoğunlukla dikkat edilen hususlardan birisi de failin mağdura işlemiş olduğu suçta eylemini kendi isteği ile mi sona erdirdiği yoksa elinde olmayan neden dolayısıyla mı sona erdirildiğidir. Failin öldürme kastında bulunması halinde öldürme eylemini gerçekleştirmek amacıyla eylemine devam etmesi ancak polisin olay yerine gelmesi halinde eylemini sona erdirmiş olacaktır. Bu nedenle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan söz edilebilecektir.
  • Olayın meydana gelmesinin ardından failin mağdurun ölmemesi için herhangi bir çaba gösterip göstermediği gibi durumlar Yargıtay’ın emsal kararlarına göre suçun vasıflandırılmasında dikkate alınmaktadır.

Kasten Yaralama Suçunda Haksız Tahrik İndirimi

Haksız tahrike ilişkin hükümler Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinde cezanın indirilmesini gerektiren bir hal olarak düzenlenmiştir. Haksız tahrik, kişinin uğramış olduğu haksız eylem nedeniyle duymuş olduğu elem, üzüntü veya öfke nedeniyle faile karşı suç işlemesidir. Ancak haksız tahrik adına indirim uygulanabilmesi için Haksız tahrik şartlarının oluşması halinde faile verilecek cezada indirim uygulanacaktır. Haksız tahrik altında kasten yaralama suçunu işleyen kişiler için uygulanacak ceza maddede belirtildiği üzere indirimli olarak uygulanacaktır.

Örneğin; eşine karşı tacizde bulunan kişiyi darp eden fail, eşine karşı gerçekleştirilmiş olan haksız bir fiilin meydana getirmiş olduğu hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suçu işlemiş ise kasten yaralama sonucu kendisi hakkında verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim uygulanacaktır.

Kasten Yaralama Suçunda Meşru Müdafaa (Meşru Savunma)

Meşru savunma (meşru müdafaa), hukuka uygunluk sebebi olarak Türk Ceza Kanunu’nun 25. Maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Meşru savunma, kişinin gerek kendisine gerek başkasının hakkına yönelmiş ve tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı def etmek adına yapılan eylemdir. Ancak hukuka uygunluk sebebi olarak meşru müdafaa hükümlerinin uygulanabilmesi için belli başlı şartların bulunması gerekmektedir. Öncelikle meşru müdafaada bulunan, kişiden gelen saldırı ile orantılı biçimde savunmada bulunarak saldırıyı def etmelidir.

Herhangi bir silahı olmayan ve yumrukla kasten yaralamada bulunan kişinin saldırısını def etmek amacıyla silahla savunmada bulunan kişi meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamayacaktır. Meşru savunmayı gerekli kılacak bir durumun varlığı, hakka yönelik bir saldırının mevcut olması halinde, savunmanın saldırı ile orantılı olması gerekmektedir. Örneğin; cinsel saldırıya uğrama tehlikesi altında olan bir kişi kendisini korumak amacıyla kendisine saldıran faili etkisiz hale getirmek amacıyla darp etmesi durumunda mağdur hakkında cezai sorumluluk doğmayacaktır.

Bahse konu eylemi mağdurun kendisi değil de olaya şahit olan herhangi bir kişinin yapması durumunda da cezai sorumluluk doğmayacaktır. Meşru müdafaa hükmünün uygulanabilmesi için saldırının yalnızca kendisine değil, herhangi birisinin hakkına saldırıda bulunulması halinde de mümkündür. Kasten yaralama suçunda meşru müdafaanın bulunması halinde faile ceza verilmeyecektir.

Kasten Adam Yaralama Suçunda Tazminat Davası

Tazminat davası, kişinin haksız eylem nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararının karşılanması amacıyla açmış olduğu davadır. Kasten yaralama ile haksızlığa uğrayan kişinin haksız eylem nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararını tazmin etmek amacıyla faile dava açma hakkı bulunmaktadır.

Maddi zarar, kasten yaralama nedeniyle kişinin uğramış olduğu ekonomik kayıptır. Örneğin; kasten yaralama nedeniyle mağdurun hastane, ilaç, ameliyat için harcanan maddi kayıp ve bunun yanında günlük kazancını yaralama eylemi nedeniyle gerçekleştirememesi nedeniyle maddi olarak kaybının giderilmesi amacıyla dava açabilecektir. Bunun yanında kasten yaralama nedeniyle öğrenci olan kişinin eğitimine ara vermesi ve devam edememesi nedeniyle zaman kaybı yaşaması halinde de maddi kaybını talep edebilecektir. Kasten yaralanan ve haksız eyleme uğrayan mağdurun olay nedeniyle okuldan mezun olması gecikmiş ve iş hayatına akranlarından geç atılacak ise mahkeme tarafından atanan bilirkişi tarafından maddi kaybı hesaplanacaktır.

Diğer bir husus da manevi tazminattır. Kişinin uğramış olduğu haksız eylem nedeniyle manevi olarak kayba uğraması, olay nedeniyle psikolojik ve ruhen çökerek buhrana girmiş olması nedeniyle manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Maddi ve manevi tazminat davası aynı davada birlikte açılabilir. Ancak kasten yaralama davası ile aynı davada tazminat davası görülmemektedir. Mağdur olan kişi zararının tazmini için asliye hukuk mahkemesinde dava açacaktır. Davalının yerleşim yerinde asliye hukuk mahkemesinde dava görülecektir.

Kasten Adam Yaralama Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olunması

Olay günü sanığa bir telefon gelmiş ve maktule olan eşi sanığa gelen telefonu kıskanmıştır. Bunun üzerine sanık sinirlenmiş ve tarafların kızları sanığı sakinleştirmeye çalışmıştır. Sanık, kızlarından birisine tokat atmış, diğer kızına ise kavanoz fırlatmıştır. Sanık ile maktule arasında çıkan tartışmada maktule sanığa ”Şerefsiz” demiş ve taraflar arasındaki tartışma kavgaya dönmüştür. Sanık, maktulün öldürücü bölgesi olan göğüs bölgesinden, karaciğer sol loba önden bıçak sokarak yaralamıştır. Maktul, bıçak darbesi sonucu karaciğer yaralanması ve iç kanama sonucu ölmüştür.

Sanık, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu nedeniyle ağır ceza mahkemesinde yargılanmış ve sanık hakkında 10 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanık hakkında verilen karar adına sanık müdafii tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Ancak sanık cezaevinden göndermiş olduğu dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunmayacağını, hükmün onanmasını istediğini ve avukatının yapacağı temyiz başvurusunun dikkate alınmaması gerektiğini beyan etmiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde, Ceza Genel Kurulu kararınca, sanığın temyiz başvurusundan vazgeçme niteliği taşıyan dilekçe ile temyiz başvurusunun reddi yönünde karar vermiştir. Yargıtay tarafından Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz incelemesi üzerine inceleme yapılmıştır. Dosyada sanığın eyleminde maktulün vücudu üzerinden alınan hedef bölgesi, sanığın kullandığı aletin elverişliliği, sanığın maktule darbesinin şiddeti ve yaralanmanın niteliği üzerine sanığın eyleminin kasten adam öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından sanık adına verilen ceza eksik bulunmuştur. Yargıtay, sanık adına kasten adam öldürme suçundan mahkumiyet kurulması gerektiğini belirterek mahkemenin kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/4681 Esas, 2019/251 Karar)

Kasten Yaralama Suçu ve Yağma

Somut olayda, sanık ile mağdur gazinoya eğlenmeye gitmiş, mağdur masaya konsomatris çağırmıştır. Mağdurun masaya konsomatris çağırması nedeniyle hesap yüksek miktarda gelmiştir. Sanık, hesabın fazla gelmesine sinirlenmiş, hesabı ödemeden gazinodan ayrılmıştır. Sanık sabah saat 05:00 sularında mağdurun evine gitmiş, mağdur ile sanık bir süre boyunca oturup sohbet etmiş ve sanık, konuşma esnasında mağdurdan 400 TL para istemiştir.

Mağdur, sanığın para istemesine karşılık parasının olmadığını söylemiştir. Mağdurun parasının olmamasına sanık, odada bulunan İngiliz anahtarını alarak mağdurun kafasına vurmuştur. Sanık, mağduru darp ettikten sonra mağdurun kollarından tutup evin dışına 40-50 metre kadar sürüklemiş ve mağdurun üzerinde bulunan 100 TL para, sürücü belgesi ve kimlik belgesi alıp uzaklaşmıştır. Sanık, olay yerinden uzaklaşırken tanığa ”Birini sürüdüm oraya gidin bakın ölmüş mü kalmış mı” demiş ve tanık, sanığın gösterdiği tarafa doğru gitmiştir. Tanık, mağduru yol üzerinde üst tarafı çıplak ve yatar şekilde görmüş, polisi aramıştır.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesinde yağma, kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında mahkumiyet ve beraat kararı verilmiştir, mahkeme tarafından verilen karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanık hakkında yağma suçundan verilen beraat kararını doğru bulmamıştır. Yargıtay, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz itirazlarını yerinde bulmuştur. Bu nedenle mahkemenin vermiş olduğu karar karşılık oy birliği ile bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/1468 Esas, 2019/150 Karar)

Kasten Yaralamada Mağdurun Kemiklerinin Kırılması

Dosyaya konu olan olaydan 3 ay önce sanıklar, mağdurdan borç para isteyerek mağdura kız bulacaklarını vaat etmiştir. Olay günü ise, sanıklardan birisi mağdura mesaj atarak bir kız ile tanıştıracağını belirtmiş ve mağdur, sanığın evine gittiğinde evde bulunan diğer sanıklar mağduru 3-4 saat boyunca yumruk ve tekme ile darp etmiştir. Sanıklar, mağdurun elini ve ayaklarını iple bağlamış, sanık, diğer sanığın mutfaktan getirmiş olduğu bıçağı mağdurun boynuna dayamıştır. Tüm sanıklar, mağdura tek kurtuluş yolunun arabayı sanıklara vermesi gerektiğini, ayrıca boş senet yazıp vermesi gerektiğini belirtmiştir.

Mağdura, boş bir kağıda aracını sattığına dair beyan yazdırılmış, araç satış sözleşmesi düzenlettirilmiştir. Mağdur, araç satış sözleşmesinde diğer sanıkları ise tanık olarak göstermiştir. Sanıklar, mağdura 30.000 TL bedelli senet imzalattırmış, ayrıca mağdurun cep telefonunu zorla almışlardır. Bütün bu olan olaylar sonrasında sanık, mağdurun sırtına bıçak dayamış ve mağduru evden çıkartarak arabasına bindirmiştir. Mağdurun hayati tehlike geçirmeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta derecede yaralandığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve kasten yaralama suçlarından yargılama yapılmıştır. Mahkeme, sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir, sanıklar hakkında verilen beraat kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, mahkemenin vermiş olduğu hükmün yetersiz gerekçe ile verildiğini belirtmiştir. Yargıtay, mağdurun cep telefonunun IMEI numarasının tespit edilmesi sonrasında suç tarihinden itibaren hangi abone tarafından kullanıldığının tespit edilmediğini, edilmesi halinde tanık olarak dinlenilerek telefonla irtibatının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin eksik inceleme ile vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/234 Esas, 2019/31 Karar)

Kasten Yaralama Suçunda Haksız Tahrik İndirimi

Sanıklardan birisi müştekiye ”Sen benim evime telefon açıp karıma nasıl küfredersin” diye bağırmış ve müşteki ile birbirlerine vurmaya başlamışlardır. Müşteki ile sanığın karşılıklı kavga etmeleri esnasında diğer sanık da olaya karışmış, müştekiye vurmuştur.

Sanıklar ağır ceza mahkemesinde yargılanmış ve sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, müştekinin haksız bir eylemi olup olmadığı tartışılmadan mahkemenin karar verdiğini belirtmiştir. Bu nedenle mahkemenin dosyaya konu olan olayda haksız tahrik indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında açılan davada sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan yargılama yapılmış, yargılama sonunda basit yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Basit yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ise yargılamaya devam kurulması gerektiği eklenmiştir. Bütün bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/2364 Esas, 2019/227 Karar)

Kasten Yaralamaya Teşebbüs Etme

Olay günü, mağdur, hastanede doktor olarak çalışmaktadır. Sanık, hastane servisinde bağırması nedeniyle mağdur olan doktor tarafından uyarılmıştır. Mağdurun uyarması üzerine sanık, mağdura hakaret etmiş ve mağduru öldürmekle tehdit etmiştir. Olay üzerine hastane güvenlik görevlileri olay yerine gelmiş ve sanığı dışarı çıkararak sakinleştirmeye çalışılmıştır. Bu esnada sanık, kendisine müdahale eden mağdurların üzerine elinde parke taşıyla koşmuştur.

Mağdurların müdahale etmesi ile sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kalmıştır. Ancak daha sonrasında sanık, kendisine müdahale eden müştekileri vurmak ve ısırmak suretiyle yaralamış, mağdurlara tehditler savurmuştur. Olay yerine gelen sivil polis, mahkemede tanık sıfatında bulunan şahıs, mahkemeye vermiş olduğu beyanda sanığın tanıkta bulunan silahını istediğini ve silahla mağdurları vurmak istediğini belirtmiştir.

Dosyada sanık hakkında asliye ceza mahkemesinde tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde olayın meydana geliş şekli ve sanığın eylemlerinin güvenlik görevlisi ve diğer mağdur olan doktorun görevini yapmasını engelleme niteliğinde olduğundan görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğunu ve sanık hakkında tehdit, kasten yaralama ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bütün bunlar nedeniyle mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/13910 Esas, 2019/23 Karar)

Silahla Kasten Yaralama Suçunun İşlenmesi

Katılan öğle arası tatillerinde kuru temizleme işi ile uğraşan arkadaşının yanına gitmektedir. Katılanın her gün uğradığı kuru temizleme dükkanı ise sanığın kız kardeşinin karşısında bulunmaktadır. Dosyaya konu olan olaydan bir gün önce sanık, katılanın yanına gelmiş ve katılana neden her gün buraya geldiğini, neden balkona baktığını, o evde kız kardeşinin oturduğunu söylemiştir. Bunun üzerine katılan ile sanık tartışmış, birbirlerine yumrukla vurmuşlardır. Katılan ile sanığın kavgaları tanımadığı kişiler tarafından ayırmışlardır. Aynı gün katılan, sanığın kız kardeşinin evinin yakınlarında büfeye gitmiş ve sanık ile katılan tekrardan tartışmaya girmişlerdir.

Olay günü, katılan, sanığın kız kardeşinin evinin yakınındaki otoparka gitmiş, o sırada sanık katılana ”Geldin mi erkek?” diyerek eliyle vurmuştur. Katılan, sanığın yapmış olduğu harekete karşılık vermiştir. Bunun üzerine taraflar tartışmaya girmişlerdir. Tarafların boğuşması esnasında sanık, katılana tabanca ile ateş etmiştir. Sanık atışı isabet alamadığından ikinci kez ateş etmiş ve katılanı karın bölgesinden yaralamıştır.

Sanık, asliye ceza mahkemesinde yargılanmış ve sanık hakkında silahla tehdit, 6136 Sayılı Kanuna muhalefet ve kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık hakkında verilen kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararında katılanı silahla yaşamsal tehlikeye, organ işlevinin sürekli zayıflamasına ve kemik kırığına neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan olarak verilmiştir. Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, olay sonrasında düzenlenen raporlara göre katılanın yaralanmasında genel durumun kötü olduğu belirtilmiştir. Sanığın katılana yönelik atışının mesafesinin yakın olduğu, taraflar arasındaki yaşanılan olay öncesi tartışma yaşandığı, yaralanmanın niteliği, kullanılan araç elverişliliği gözetildiğinde kasten adam öldürmeye yönelik olduğu hususunun mahkeme tarafından gözetilmediği belirtilmiştir.

Mahkemenin tüm bu nedenlerle kasten adam öldürmede görevli mahkeme olan ağır ceza mahkemesinin görevli olduğunu, görevsizlik kararı vermesi gerekirken yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Tüm bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/5100 Esas, 2019/22 Karar)

Ölüme Sebebiyet Verecek Şekilde Kasten Yaralama Suçu

Sanık, olay tarihinde inşaat işçisi olarak çalışmaktadır. Maktul de sanık ile aynı inşaatta çalışmakta ve maktul, inşaatta gece bekçiliği yapmaktadır. Maktul, sanığa ait olan inşaat malzemesinin maktul tarafından amacı dışında kullanılması nedeniyle aralarında tartışma yaşanmıştır. Aralarında çıkan tartışma sonucu sanığın hareketi maktulün ölümüne neden olmuştur. Sanık ise savunmasında, maktulün kendisine bir takım haksız hareketlerinin olduğunu ve haksız tahrik oluşturan söz ve davranışlarının bulunduğunu belirtmiştir. Bunun yanında mahkemeye beyanda bulunan tanıklar ise tarafların arasında çıkan tartışmada, maktulün sanığın üzerine gittiğini belirtmişlerdir.

Sanık hakkında ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında 6 yıl 8 ay hapis cezası verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu kararda, tarafların aralarında geçen tartışmada ilk haksız hareketin kimden geldiğine dair bir belirlemede bulunmadığını belirtmiştir. Mahkeme tarafından verilen kararda ilk haksız hareketin kimden geldiğinin dosya kapsamından anlaşılamaması ibaresine yer verilmiş, ancak şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeden sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirim uygulanmadan karar verilmiştir. Bütün bunlar nedeniyle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/4425 Esas, 2018/5436 Karar)

Nitelikli Kasten Yaralama Suçu

Olay günü sanık ile müştekinin arasında tartışma çıkmıştır. Taraflar arasında çıkan tartışmanın nedeni ise sanığın gece körlüğü rahatsızlığı olması nedeniyle müştekiyi net görememiş ve müştekinin ayağına basmıştır. Bunun üzerine taraflar arasında tartışma çıkmış, tartışma kavgaya dönüşmüştür. Sanık, müştekinin yanında olan müştekinin kardeşini yaşamsal tehlike geçirir şekilde bıçakla yaralamıştır. Sanık, müştekinin kardeşine üç bıçak darbesi müdahalesinde bulunmuş, ikisi karın ve birisi bacak bölgesine darbede bulunmuştur. Müştekinin almış olduğu darbe nedeniyle karın bölgesinde ince bağırsak ve periton yaralanması nedeniyle müşteki yaşamsal tehlike geçirmiştir.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından müştekiye yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan yargılama yapılmıştır. Mahkeme tarafından sanık hakkında kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, taraflar arasında çıkan tartışmadan haksızlık oluşturan fiillerin mahkeme tarafından değerlendirilmesi yapılmadığını belirtmiştir. Fiiller arasında etki ve tepki olarak orantısızlık nedeniyle sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı belirtilmiştir. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık onama kararı verilmiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2017/20939 Esas, 2018/19262 Karar)

Yumruk Vurarak Kasten Yaralama Eyleminde Bulunma

Olay tarihinde, katılan … Belediyesi’nde faaliyet gösteren eğlence mekanının işletme müdürü olarak görev yapmaktadır. Sanık ise söz konusu işletmede çalışmaktadır ancak olaydan bir hafta önce sanığın işine son verilmiştir. Sanık iş yerinin çalışma saatine iş yerine gelmiş ve oturmaya başlamıştır. Katılan, sanığın iş yerine geldiğini görünce halkla ilişkiler sorumlusu olan kişiyi çağırmış, sanığın iş yerinden çıkarılmasını istemiştir. Sanık, halkla ilişkiler sorumlusuna çıkarılmasına ilişkin katılanın dediklerini duyunca, neden çıkarılması gerektiğini sormuştur. Bunun üzerine katılan, sanığın iş yerinden çıkarılması talimatını yeniden vermiştir. Sanık, sinkaflı küfürler etmiş ve katılan da sanığın küfrettiğini duymuştur. Küfür etmesi nedeniyle katılan, sanığa saldırmış ve yumruk atmıştır.

Sanık, katılanın yumruğuna karşılık vermiş, iş yerinin çalışanları tarafları ayırmaya çalışmıştır. Tarafları ayırmak adına sanık dışarı götürülürken katılan yeniden sanığa arkadan saldırmış ve sanığı koltuk üzerine düşürmüştür. Katılan, sanığı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Ancak sanık, katılanın vücuduna çeşitli yerlerinden birden fazla bıçak darbesi ile yaralamıştır. Sanık ise katılanın yaşamını tehlikeye sokacak biçimde yaralamıştır.

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından kasten yaralama suçundan yargılama yapılmıştır, yargılama neticesinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, katılanın iş yerinde işletme müdürü olması ve iş yerinin herkese açık eğlence mekanında olması, sanığın iş yerinde herhangi bir huzursuzluk çıkarmamasına rağmen sanığı iş yerinden çıkartmak istemesi ilk haksız hareket olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Taraflar arasındaki olayın katılanın sanığı iş yerinden çıkarmak istediğine dair hareket ilk olarak nitelendirilmektedir. Bunun yanında taraflar arasındaki kavga ayrılmaya çalışılmış ve sanık, dışarı çıkarılırken katılan yeniden fiili saldırıda bulunmuştur.

Haksız tahrik eyleminin sanık lehine değiştiği anlaşıldığı belirtilerek sanık hakkında haksız tahrik indiriminin makul bir oranda indirilmesi gerektiğinden mahkemenin fazla ceza tayin edildiği belirtilmiştir. Tüm bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/4290 Esas, 2018/18870 Karar)

Kasten Yaralama Suçu Beraat Kararı

Sanık, olay tarihinde babasının rahatsızlanması nedeniyle babasını … Devlet Hastanesine acil servisine getirmiştir. Sanığın babası başka bir devlet hastanesine ambulansla sevki esnasında sanık ile ambulans şoförü arasında tartışma çıkmıştır. Müşteki, sanığın sol koluna ve sağ bacağına tekme, yüzüne ise yumrukla vurmuştur. Olay günü nöbetçi doktor olarak görev yapmakta olan tanık ise sanığın müştekiye tekme ve yumruk vurduğunu görmüş ve mahkemede gördüğüne dair beyanlarını da aktarmıştır. Bunun yanında sanığın kardeşi, tanık sıfatıyla mahkemede dinlenmiş, beyanında tarafların arasında bir itiş kakış olduğunu beyan etmiştir. Müştekinin adli muayene raporunda da darp aldığına dair bulgular tespit edilmiştir.

Sanık hakkında tehdit ve kasten yaralama suçundan asliye ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmıştır. Mahkeme tarafından sanık hakkında beraat kararı verilmiştir, beraat kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, tanıkların beyanları ile müştekinin adli muayene raporunda darp aldığına dair bulguların olmasına rağmen sanık hakkında verilen beraat kararını doğru bulmamıştır. Mahkemenin sanık hakkında mahkumiyet kararı vermesi gerekirken beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bütün bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık oy birliği ile bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/4951 Esas, 2018/18782 Karar)

Kasten Yaralamada Gönüllü Vazgeçme

Somut olayda, katılan, … Belediyesinden su borusu döşemesi işini ihale gereği almış ve sanığın evinin önünde iş yapılmıştır. Sanığın iddiasına göre katılanın yapmış olduğu iş esnasında sanığın evinin önünde hasar meydana gelmiş ve susuz kalmış, zarar gördüğü belirtilmiştir. Bu nedenle daha önce sanık tarafından katılan başını belaya sokmama konusunda uyarıldığı da sabit olduğu anlaşılmıştır. Olayın olduğu gün, sanık alkollü olarak eve gittiği esnada, yerde çamur olması nedeniyle ayağı kaymış ve yere düşmüştür. Sanığın yere düşmesi nedeniyle üstü başı çamur olmuş ve bu duruma sinirlenerek evine gitmiş suça konu olan av tüfeğini, fişeğini almıştır.

Sanık, katılanın yanına, şantiyeye gelmiş ve katılana seslenerek katılana tüfeğini doğrultmuş, bir el ateş etmiştir. Sanık katılanı yüzde, göğüste, elde ve parmaklarda isabet ederek hayati tehlike teşkil edecek, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek derecede yaralamıştır. Mahkemede tanıklık ederek olayda görgü tanığı olan kişiler beyanında, katılanın bulunduğu yerin önüne gelerek dışarı çıkmasını ve onu öldürmeye geldiğini söylediğini belirtmişlerdir. Bunun yanında, sanığın tanıklara katılanı vurduğunu, eğer tanıklar gelmeseydi katılanı öldüreceğini söylediğini belirtmişlerdir. Beyanında ek olarak katılanın yol ortasında kanlar içinde yattığını ve tanıkların katılanı hastaneye götürdüklerini de eklemişlerdir.

Sanık kasten yaralama suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılanmış ve sanığın gönüllü vazgeçmesi nedeniyle yaralama suçundan 5 yıl 25 ay hapis cezası almıştır. Mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma talepli temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık onanma kararı vermiştir. Onanma kararının gerekçesi olarak ise mahkemenin belirlediği suçun niteliğine dair tayin ve takdiri, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak Yargıtay, onanma kararını oy çokluğu ile vermiştir. Karşı oyda ise, gönüllü vazgeçmenin mümkün olabilmesi için suçun icrai hareketlerine hiç başlanmayarak suçu işlemekten gönüllü vazgeçmenin olması, icra hareketlerine başlanmış ise kendi çabalarıyla icra hareketinin tamamlanmasının önüne geçilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ancak sanık, katılanı öldürmeye elverişli bir alet olan av tüfeğini kullanmış, öldürücü hedef almış ancak isabet ettirememiştir. Bunun yanında sanık, suçun işlenmesinden önce kastı olan seni öldüreceğim şeklinde beyanda bulunmuştur. Sanığın öldürme kastını da dile getirmesi nedeniyle işlenilen suçun mahiyeti kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirtilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3986 Esas, 2018/5132 Karar)

Sanığın Maktulün Ölümünde Herhangi Bir Kusurunun Bulunmaması

Sanık, psikolog maktul ise veteriner hekimdir. Taraflar … Üniversitesi Hastanesinde alkol tedavisi alırken tanışmış ve tedavi sonrası görüşmeye devam etmişlerdir. Tarafların arasında duygusal bir arkadaşlık başlamıştır. Maktul olaydan üç gün önce alkol tedavisinin bitmesi nedeniyle babasının evine gitmiştir. Maktul ile sanık telefon görüşmesi yapmış ve maktul, sanığın evine gitmeye karar vermiştir. Sanık ile maktul, sanığın evinde birlikte alkol almışlardır. Ertesi gün de taraflar alkol almaya devam etmiş, maktulün getirdiği rakının bitmesi nedeniyle taraflar arasında tartışma çıkmıştır. Maktul, sanığın üzerine yürümüş, sanık ise maktule eliyle vurarak maktulü yaralamıştır.

Taraflar sakinleşmiş, sonrasında birlikte oturmaya devam etmişlerdir. Bir süre sonra maktul, sanığın kullandığı ilacı istemiş, sanık maktule ilacını vermiştir. Maktul bardakla mutfağa gitmiş, döndüğünde ise bardak içerisine rakı koymuştur. Sanık ise maktulün neden ilaç almadığını sormuş ve ne yaptığını sorarak bu şekilde olamayacağını söyleyerek ilacı içmeye zorlamıştır. Maktulün istememesi üzerine sanık, maktule ilacını vermiş ve odasına giderek yatmıştır. Sanık sabah uyandığında maktulü yerde yatar vaziyette görmüş, uyuduğunu sanmıştır. Ancak sanık, maktulü kontrol ettiğinde maktulün öldüğünü anlamış, ambulans çağırmış ve maktulün babasına haber vermiştir. Dosyada bulunan adli tıp kurumu raporunda maktulün ölümü sanığın kullanmış olduğu ilaçtan değil başka bir isimde olan ilaçtan öldüğü belirtilmiştir.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmış, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, maktulün kendi rızası ile alkol ve ilaç aldığı ve sanığın maktulün ilaç ile alkol almasında herhangi bir kusurunun olmadığını saptamıştır. Sanığın maktule vermiş olduğu ilk ilaçta bulunan etken maddesi olan “Venlafaxine” e rastlanmadığı ve sanığın taksirle de olsa kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemenin vermiş olduğu kararda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı doğru bulunmamıştır. Yargıtay, tüm bu nedenlerle mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık olarak bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/4308 Esas, 2018/18660 Karar)

Belden Aşağı Silahla Yaralanmanın Cezası

Sanık ile maktul ve aynı araçta bulunan mağdur trafikte seyir halinde ilerlerken aralarında tartışma çıkmıştır. Sanık, silah ile önce mağdura iki el ateş etmiş ve mağdura iki el ateş etmiştir. Sanık, mağdurun sol kalça bölgesinden vurmuş, kemiğinin kırılmasına neden olmuş ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralamıştır. Sanık, daha sonra namluyu maktule çevirmiş, maktule iki el ateş etmiş, maktulün göğsüne isabet etmiştir. Sanık maktulün ölümüne neden olmuştur.

Sanık hakkında hakaret, 6136 Sayılı kanuna aykırılık, kasten öldürme ve kasten yaralama suçundan yargılama yapılmış ve mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına karşılık istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurusu esastan reddolunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanığın eyleminde kullanmış olduğu vasıtanın elverişliliği, atış mesafesi, hayati önem arz eden bölgenin hedef alınması nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sanığın cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin kurmuş olduğu hükümde suç vasfında yanıldığı ve kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Tüm bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3602 Esas, 2018/4940 Karar)

Silahla Adam Yaralamanın Cezası

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından hakaret suçundan beraat, silahla kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralama suçundan mahkumiyet kurulmuştur. Mahkeme tarafından verilen hükme karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Katılan aracı ile seyir halinde gider iken sanığın önünü kesip katılana küfredip üzerine yürüdüğü iddia edilmiştir. Sanığın yanında bulunan kişilerden birinin elini beline atması ile katılan silah olduğunu düşünerek aracına binerek kaçmaya çalışmıştır. Katılanın kaçmaya çalışması esnasında sanık, katılanın aracının direksiyonundan tutmuş ve sanığın 200 metre sürüklenmesinin ardından yere düştüğünü belirtmiştir. Sanığın yerde sürüklenmesi nedeniyle vücudunda kırık oluşmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanığın vücudunda olan kırık nedeniyle katılanı darp ettiğine dair iddia hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığını belirterek mahkemenin beraat kararı vermesi gerektiğini belirtmiştir. Sanık hakkında beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Tüm bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/3857 Esas, 2018/18229 Karar)

Kız Kardeşini Falçata ile Yaralayan Sanık

Sanık, olay günü mağdur olan kız kardeşinin evinin ışıklarının yanması nedeniyle evine gitmiştir. Sanığın kapının çalması üzerine kapı açılmamış, sanık balkon kapısından içeri girmiştir. Sanık, balkon kapısından içeri girmesi ile kız kardeşini üzerinde elbisesi olmadığı bir vaziyette görünce öfke ile kız kardeşine falçatayı sallamıştır. Sanık, mağduru yaşamsal tehlikeye sokmayacak şekilde ancak basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek bir şekilde yüzde sabit bir ize neden olacak şekilde yaralamıştır.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından kasten öldürmeye teşebbüs, tehdit ve kasten yaralama suçlarından yargılama yapılmıştır. Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası, kasten yaralama suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ve tehdit suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası verilmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu ret kararına karşılık sanık müdafii tarafından sanık lehine haksız tahrik uygulanması gerektiğine dair temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanığın eyleminde kendiliğinden son vermesi, mağdurun özellikle hayati bölgesini hedef aldığını gösterir bir delil olmadığı anlaşıldığından kasten yaralama suçundan belirlenen hapis cezasının en üst sınırdan belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenlerle mahkemenin vermiş olduğu karar bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3872 Esas, 2018/4852 Karar)

Kafaya Alınan Darbe Nedeniyle Beyin Kanaması Geçirerek Ölen Maktul

Sanık ile maktulün aralarında duygusal bir bağ bulunduğu ve maktulle birlikte sanığın evinde birlikte kalmışlardır. Olay günü sanık ile maktul dışarıda yemek yiyerek kutlama yapmış ve aralarında tatsızlık çıkmıştır. Sanık ile maktul, sanığın evinde tatsızlık sonrası yeniden bir araya gelmiş ve aralarında çıkan tartışma nedeniyle sanık, maktule yönelik olarak yaralama eyleminde bulunmuştur. Maktulün almış olduğu darbe neticesinde maktul, beyin kanaması geçirmiş ve olaydan bir gün sonra ölmüştür.

Sanık hakkında kasten öldürme suçundan ağır ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında 25 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına karşılık bozma talepli temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölümüne neden olma suçu olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin sanık hakkında sanık hakkında kasten öldürme suçundan hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Mahkemenin delilleri hatalı değerlendirmiş olması nedeniyle verilen hükme karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/1863 Esas, 2018/4894 Karar)

Silahla Mağdurun Kasık Bölgesinden Vurarak Kasten Yaralama Suçunun İşlenmesi

Sanıklar arkadaşlarını askere uğurlamak için eğlenceye gitmiş ve döndüklerinde evin önünde park yeri bulamamışlardır. Bu nedenle sanıklardan birisine ait olan otopark önünde park halinde beklemeye başlamış, araç içinde arkadaşları ile konuşma nedeniyle saat geç olmuş ve geceyi arabada geçirmeye karar vermişlerdir. Olay günü sabah saat 06:30’a kadar otopark önünde bulunmuş ve sanıklar, bekleyen araç yanına gelerek aracın camını tıklatmış ve neden bekleme yaptığını sormuştur.

Araçta bekleyenler ise birazdan işe gideceklerini söylemiş ve sanık aracını buraya park edemeyeceğini söylemiştir. Bunun üzerine taraflar küfürleşmeye başlamış ve tartışmışlardır. Sanıklar araçta bulunan kişileri dışarı çıkartmış ve kavga etmişlerdir. Otopark sahibi olan sanık, kavga esnasında diğerlerinden silahının getirilmesini isteyerek otoparktan silah alıp getirilmiş ve havaya birkaç el ateş edilmiştir. Sanıkların kovalamacası sonrasında sanık, tek isabetle katılanın kasık bölgesinden vurmuştur.

Sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl hapis cezası, diğer sanık hakkında da kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl hapis cezası verilmiştir. Sanıklar mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararına karşılık istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, sanık müdafileri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde sanıklar ile mağdur arasında gerçekleşen husumetin öldürmeyi gerektirecek bir husumetin olmadığı, sanığın eyleminin kendiliğinden son vermesi ve olay yerinden sanıkla birlikte ayrılması ile sanıkların kastının yaralamaya ilişkin olduğu belirtilmiştir. Sanıkların kasıtlarının öldürme olduğu durum şüpheli olarak kalmıştır. Bu nedenle sanıkların vermiş olduğu zararın ağırlığına göre bir cezanın tayin edilmesi gerektiği, suçun niteliğinde hataya düşülerek kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Bütün bu nedenlerle mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı verilmiş ve bu suçtan sanıkların tahliyelerine karar verilmesine karar verilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3254 Esas, 2018/4827 Karar)

Bıçakla Adam Yaralamanın Cezası

Olay yerinde sanık ile mağdur esnaf olarak çalışmaktadır. Sanık tamirat işi için mağdurdan silikon tabancası almış, artan silikonu da mağdura kullanması için vermiştir. Mağdur ise sanığa ”Al sen onu akşam yemeğinde yemeğine dök, işçilerinle beraber yersin” demiştir. Sanık ise mağdura neden böyle konuştuğunu sorarak tepki vermiş ve taraflar arasında kavga çıkmıştır. Taraflar arasında çıkan kavgada mağdur, sanığa yumruk atmış, devamında da sanık ele geçirilemeyen bıçakla mağdurun göğüs altına bıçak saplamıştır. Mağdurun adli muayene raporunda hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı kayda alınmıştır.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmış ve kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında 8 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş, verilen mahkumiyet kararına karşılık itiraz yoluna başvurulmuştur. İstinaf başvurusu, esastan reddedilmiştir. Esastan reddedilmesi nedeniyle temyiz yoluna başvurulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, mahkemeye konu olan olayda sanığın olay esnasında bıçak kullanması, öldürme kastı içeren kesin bir delil bulunmaması nedeniyle mahkemenin kurmuş olduğu kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu doğru bulunmamıştır. Mahkemenin sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurması ve kasten yaralama adına belirlenen cezanın üst sınıra yakın belirlenerek hüküm kurması gerektiğini eklemiştir. Bunun yanında taraflar arasında çıkan tartışmada ilk haksız hareketin mağdurdan geldiğinin anlaşılması nedeniyle asgari halden indirim yapılması gerektiği mahkeme tarafından düşünülmediğinden hüküm hakkında bozma kararı uygun görülmüştür. Bütün bu nedenlerle Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3404 Esas, 2018/4780 Karar)

Kasten Yaralama Suçundan Sanık Hakkında Fazla Ceza Tayininde Bulunulması

Sanık ile eşi arasında başka bir davaya konu olan bir çekişme konusu bulunmaktadır. Taraflar arasında çekişme nedeniyle çekişme etkisiyle olay günü taraflar arasında tartışma başlamış ve akabinde kavga etmişlerdir. Sanık kavga esnasında eşini darp etmiş ve mağdur tarafların yanına gelerek kadına vurmaması gerektiği konusunda sanığı uyarmıştır. Bunun üzerine sanık ile mağdur arasında tartışma çıkmış ve sanık, mağduru bir bıçak darbesiyle göğsünden yaralamıştır. Sanık, mağdura ikince defa bıçak darbesinde bulunmuş, bıçak mağdurun karnına isabet etmiştir. Ancak mağdurda kazak olması nedeniyle yalnızca kazağı yırtılmış, sanık üçüncü defa mağdura bıçak darbesinde bulunmuştur. Üçüncü bıçak darbesi ile mağdurun ceket kolu zarar görmüştür. Sanık, olay yerinden kaçarak uzaklaşmıştır.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmış ve mağdura yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 14 yıl hapis, hakaret suçundan 3 ay 15 gün hapis cezası, kasten yaralama suçundan ise 4 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma talepli temyiz yoluna başvurulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, sanığın mağdur üzerinden bulunduğu zarar ve tehlike ağırlığına göre Türk Ceza Kanunu’nun 35. Maddesi gereği yasal sınırlar dahilinde makul ceza vermek yerine üst sınıra yakın ceza verilmesini doğru bulmamıştır. Bu nedenle sanık ve sanık müdafii tarafından yapılan temyiz başvurusu kabul edilerek mahkemenin vermiş olduğu hükme karşılık bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/4288 Esas, 2018/4463 Karar)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇ