Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi

Kanun hükmünün yerine getirilmesi, hukuka uygunluk sebebidir. Kanun hükmünün yerine getirilmesi failin eyleminin hukuka uygun, meşru sayılarak ceza almayacağı durumudur. Ancak belli koşulların bulunması gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir:

“Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.”

Kanun hükmünün yerine getirilmesinde, maddenin içeriğinde her ne kadar kanundan söz edilmiş olsa da buradaki kanun kavramı geniş düşünülerek her türlü kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlar hiyerarşisinin parçası olan maddi hukuk kurallarını anlamak gerekmektedir. Kanunun hükmünü yerine getiren kişi bir kamu görevlisi olabileceği gibi bu kişi herhangi görevli olmayan sıradan bir kişi de olabilmektedir. Sonuç olarak kanun hükmünü yerine getiren kişi ceza almayacaktır.

Kanun hükmünün yerine getirilmesinde ceza alınmaması için belli şartların bulunması gerekmektedir. Öncelikle kanun hükmünü yerine getirecek olan kişinin kanun hükmünün yerine getirilmesinde yetkili olması gerekmektedir. Bunun yanında kanunun öngörmüş olduğu şekilde davranmış olmalı ve sınırı aşılmamalıdır. Örneğin; bir borçludan olan alacağının temin edilmesi için çıkılan hacizde konutta kimse yok ise çilingir marifetiyle eve girebilmek için icra müdürü kapı açtırabilir. Normalde başka birisinin evine çilingir ile girilmesi suçtur; ancak kanun hükmünün yetkili olan icra memuru tarafından yerine getirilmesi halinde suç teşkil etmeyecektir.

Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesine İlişkin Yargıtay Kararları

Kanun Emrini Yerine Getirme

Sanıklar sınırın aşılması suretiyle kasten adam öldürme suçundan yargılanmış ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Dosyaya konu olan olayda, tabur komutanlığı emrinde görevli olarak askerlik hizmetini yapan sanıklar nöbetçi tepe mevkine devriye faaliyeti için gitmişlerdir. Olay günü saat 19:30’da atlı bir kaçak grubuna ait atların yakalanıp emniyete alınması ve sanıklar, diğer askerlerin bulunduğu yerden aşağı yola doğru inmiş ve kısa süre sonra sanıkların bulunduğu yerden silah sesleri gelmiştir.

Sanıkların bulunduğu yerden 90 metre kadar ileride maktulün kullandığı kamyonet yoldan çıkmış ve kaza yapmıştır. Kazanın askerler ve köylüler tarafından kontrol edilmesinden sonra maktulün boynunda ve kafasında kurşun olduğu tespit edilmiştir. İsabet eden iki mermi sonucu ölen maktulün, bulunduğu yerin yakınında bir sanığın tüfeğine ait iki kovan, diğer sanığın tüfeğinden üç kovan tespit edilmiştir. Yargıtay, dosya üzerinden karar verilirken sanıkların eyleme hangi düzeyde katıldığının tespit edilmesi için kolluk görevlileri ile birlikte keşif yapılması suretiyle;

  • Boş kovanlar ve tanıkların beyanının değerlendirilmesi ile ateş edilmeden durdurma imkanının olup olmadığının belirlenmesi,
  • Maktulün vurulduğu yerin ikinci derece kara askeri yasak bölgesi olduğunun belirtilmesi karşısında, uzman bilirkişiler tarafından memleket haritasında zemine uygulanması ile birlikte maktulün ilk görüldüğü yer ve ilk vurulduğu yerin tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bunların yanında, kanun hükmünün yerine getirilmesinin değerlendirilmesi ve bu maddenin uygulanmasının gerektiğinin düşünülmesi halinde beraate hükmedilmesi, hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması halinde ise başka bir hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığının tespiti sonrası buna göre hüküm kurulması gerektiği eklenmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu karar, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verildiğinden bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2013/5866 Esas, 2014/4604 Karar)

Kanun Hükmünü Yerine Getirmenin Sınırının Taksirle Aşılması

Dosyaya konu edilen suç kasten adam öldürme suçudur. Dosyaya konu olan somut olayda, maktul olaydan bir gün önce gece saat 04:30’da Önleyici Hizmetler Büro Amirliği önünde alkollü araç kullandığı tespit edilmiş ve hakkında idari para cezası uygulanmıştır. Bunun yanında maktulün ehliyetine el konulmuş ve aracı bağlanmıştır. Maktul, aracının bağlanması sırasında, “Aracımı bağlayamazsınız.” diye taşkınlık çıkarmış ve sakinleşmesinin ardından amcasının oğlu ile birlikte evine gönderilmiştir.

Maktul, kendisi hakkında alkollü araç kullanımı nedeniyle yapılan işlemleri kabullenememiş ve sabahın erken saatlerinde olay yerine gitmiştir. Önleyici Hizmetler Büro Amirliğinin önünde simit alan ve arkası dönük olan polis memuruna “O sen miydin lan” diye bağırarak elindeki bıçağı sağ omzundan kesi olacak derecede yaralamıştır. Sanık olan polis memuru, kendisini bıçak darbesinden korumak amacıyla elleri ile vücuduna siper etmiş ve elinde, kolunda da deri kesi oluşturacak şekilde maktul yaralamıştır. Bunun üzerine sanık kendisini korumak için silahını çekip kurmuş, maktul ise kaçmaya başlamıştır.

Sanık kendisini bıçakla yaralayan maktulü suçüstü koşullarında verilen yetki uyarınca yakalamak amaçlı dur ihtarında bulunmuş ve havaya bir el ateş etmiştir. Ancak maktul, uyarıya rağmen kaçmaya devam edince tabanca ile ayaklarına hedef alarak iki el ateş etmiştir. Mermiler, maktulün sol uyluk alt bölgesine isabet etmiş ve yaralı olan ve kan kaybetmesinin etkisiyle yere düşen sanık kendinden geçmiş ve yere yığılırken üçüncü atışını da yapmıştır. Bu atış, maktulün akciğer ile kalp arasına denk gelmiş ve yaralanma sonucu ölmüştür.

Yargıtay, olayda polis memuru olan sanığın suçüstü halinde olan ve kaçan maktulün ihtarına rağmen devam etmesi nedeniyle ayaklarına doğru ateş etmiş, üçüncü ateşini yere yığılırken ettiğinden isabet ettirememiş ve ölümüne neden olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle olayın oluşu, sanığın olay anındaki durumu, atış sayıları dikkate alınarak kanun emrinin yerine getirilmesinde sınır taksirle aşıldığından kanun emrinin yerine getirilmesi uygulamasının gözetilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilerek ceza miktarı ile tutuklulukta geçen süreye göre sanığın tahliye isteminin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2011/3144 Esas, 2011/8592 Karar)

Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi Gerekirken Meşru Savunmaya Karar Verilmesi

Dosyada, kasten öldürmek, kasten yaralamak ve görevi yaptırmamak için direnme hükümleri için yargılama yapılmıştır. Dosyaya konu olan olayın gelişimi şu şekilde olmuştur; olay tarihinde Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğünün istihbari çalışmalarının neticesinde, köyde uyuşturucu madde imalatının yapıldığı haberi alınmıştır. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgili köyde bulunan evlerde arama yapma emri verilmiş ve güvenlik açısından köyde risk oluşacak yer olmasından adli kolluk tarafından komutanlıktan takviye birlik talep edilmiştir. Polis ve jandarma ekipleri ilgili köye varmış ve askerler emniyet tedbiri için köyün kuzeyinde bulunan tepelere çıkmıştır.

Askerler bulunduğu tepeden üç kişinin dere yatağından yukarı doğru kaçtığı ve birisinin tepenin en üst noktasında olduğu, diğer ikisinin o kişiye doğru kaçtığı görülmüştür. Tepenin en üst noktasına olan kişi, askerlere ateş etmiş ve sonrasında tepeye koşan iki kişiden birisi ayrılarak kuzey istikametine doğru kaçmıştır. Bunun üzerine emniyeti almakla görevlendirilen 2. Komando kolu, kaçan şahsın istikametine yönlendirilmiş, askerler tarafından durması hususunda uyarılmıştır. Şahıs dur ihtarına karşılık olarak ateş etmiştir. Bunun üzerine askerler bu kişiye karşı ateşle karşılık vermiştir. Çıkan çatışma sonucunda tepeye koşan şahıs düşmüş ve yerde yüzüstü bir şekilde ölmüştür. Olay yerinde ele geçirilen kovanların kriminal incelemesi sonrasında maktulün tabancasının atışına rastlanıldığı ve maktulün hakkında uyuşturucu madde imal etme suçundan gıyabi tutuklama emri verildiği, arandığı tespit edilmiştir.

Yargıtay, olay içeriğine dayanarak mahkemenin meşru savunmayı korku, telaş ve heyecan saiki ile mazur görülebilecek nedenle aşması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı yerine kanun hükmünün yerine getirilmesi maddesine dayanarak ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/5743 Esas, 2018/1738 Karar)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇ