Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinde, Aile Düzenine Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Söz konusu suçla korunmak istenen değer, çocuğun yasal olan velayet veya vesayet hakkı olup aile düzeni de korunmak istenmiştir.

Uygulamada bu suçun işlenmesi en fazla boşanma aşamasında olan veya boşanma sürecini tamamlayan ailelerde görülmektedir. Mahkeme tarafından ara karar veya hüküm ile velayet almayan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmaktadır. İcra İflas Kanunu’nun 341. maddesi ile ilam veya ara kararı yerine getirmeyen kişi hakkında şikayet üzerine 6 aya kadar tazyik hapsi verilmektedir. Mahkeme tarafından kurulan kişisel ilişki günleri dahilinde alan ancak teslim edilme işlemini gerçekleştirmeyen anne veya baba hakkında çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçundan soruşturma başlatılabilmektedir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Özellikleri

  • Suç, özgü bir suç olup herkes tarafından işlenememektedir. Kanunda suçun kimler tarafından işleneceği belirtilmiştir, suçun işlenmesine yardım eden (iştirakta bulunan) kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak suçtan sorumlu olacaklardır.
  • Suç ancak kast ile işlenebilmektedir, suçun taksirle işlenmesi mümkün olmamaktadır.
  • Öncelikle TCK 234/1 maddesi gereği; velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece kan hısmının 16 yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimse yanından kaçırması veya alıkoyması halinde işlenmektedir. Suçu işleyecek olan kimse, fail, velayet yetkisi elinden alınmış olan anne veya baba ya da üçüncü derece kan hısmı tarafından işlenebilmektedir.
  • Suçun mağduru, çocuk 16 yaşını bitirmemiş ve velisi, vasisi veya bakım ve gözetimi altında bulunduğu kimse olmalıdır.
  • Çocuk bulunduğu evden veya yerden alıkonularak başka bir yere götürülmesi, yerini değiştirilmesi halinde suç işlenmiş olacaktır.
  • TCK 234/3 maddesinde ise çocuğun velisi, vasisi ya da yetkili makamların bilgisi olmadan çocuğun rızası dahilinde dahi olsa yanında tutulması halinde söz konusu suç işlenmiş olacaktır. Suçun faili çocuğun ailesi dışında herkes tarafından işlenebilmektedir. Özellikle uygulamada, okul sonrasında ailesinden izin almayarak arkadaşının evine giden ve yatıya kalan çocuk adına endişelenen aile tarafından şikayet üzerine soruşturma açılmaktadır. 

Boşanmadan Annenin Çocuğunu Kaçırması

Evlilik içerisinde yaşanılan problemler ve tartışmaların müşterek çocuğa da yansıdığı durumlar olabilmektedir. Annenin eşine kızarak ya da ayrılma kararı alarak evi terk ettiği, terk ederken çocuğunu da yanında alıp götürdüğü olaylarla karşılaşmaktayız. Babanın eşine ulaşamaması ve çocuğu ile ilgili haber alamadığından endişe duyması nedeniyle baba, anne hakkında suç duyurusunda bulunmaktadır.

Ancak tarafların evliliği devam ederken müşterek çocuğun anne tarafından kaçırılması “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu”na girmemektedir. Türk Ceza Kanunu’nda 234. maddesinde suç kapsamına girmesi için velayeti elinden alınmış anne ya da babanın çocuğu cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkonulması halidir. Ancak boşanma davası daha açılmadan, evlilik birliği devam ederken çocuğun velayeti annede ve babada olduğundan annenin çocuğunu alıp gitmesi söz konusu suç unsurlarını oluşturmayacaktır.

Evlilik Devam Ederken Çocuğun Kaçırılması

Evlilik süresi boyunca çocuğun velayeti hem anneye hem de babaya aittir. Evlilik devam ederken müşterek çocuğun velayeti her iki ebeveynde olduğundan annenin ya da babanın çocuğu kaçırması “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu”nu oluşturmamaktadır.

Boşanma Davası Sırasında Çocuğun Kaçırılması

Boşanma davası esnasında müşterek çocuğun velayeti anne ya da babadan birisine verilmektedir. Boşanma davası esnasında çocuğun menfaati ve yararı gereği hangi ebeveynde kalması gerekiyorsa çocuğun velayeti o ebeveyne verilecektir. Velayet yetkisi elinden alınmış anne ya da baba tarafından müşterek çocuk kaçırılması halinde ‘çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu’ işlenmiş olacaktır.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunun Cezası

  • Suçun yaptırımı olarak 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası kanunda öngörülmüştür. 
  • Kaçırılma ve alıkonulma eylemi cebir veya tehdit ile işlenmiş ya da çocuk 12 yaşından küçük ise ceza bir kat oranında artırılacaktır.
  • Kanuni temsilcisinin rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa ailesi ya da yetkili makamlara bildirmeden yanında tutan kişi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
  • Suçun yaptırımı 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası olduğundan verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Adli para cezası, 1 yıl veya altında olan hapis cezaları adına verilmektedir. Yaptırımı 1 yıla kadar olduğundan para cezasına çevrilebilir.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 2 yıl veya altında olan hapis veya adli para cezalarında gerekli koşulların bulunması halinde verilmektedir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun yaptırımının üst sınırı nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür. Hükmün açıklanması belli bir süreyle geriye bırakılmaktadır.
  • Ceza ertelemesi kararı mahkeme tarafından verilen hapis cezasının infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesine denilmektedir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun cezasının üst sınırı gereği ceza ertelemesi yönünde karar verilmektedir ancak birtakım şartların olması halinde verilmektedir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Uzlaşma

Uzlaştırma her suç kapsamında uygulanmamaktadır, kanunen belirtilen suçlar uzlaşma kapsamındadır. Suç kanunen uzlaşma kapsamında ise savcılık veya mahkeme tarafından dosya uzlaşma bürosuna gönderilecektir. Uzlaştırmacı tarafından taraflar anlaştırmak suretiyle uyuşmazlık çözülmesi amaçlanmaktadır. Kanunen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunda Zamanaşımı

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda zamanaşım süresi 8 yıldır. Zamanaşım süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren başlayacaktır.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Şikayete Bağlı Mı?

Türk Ceza Kanunu’nda bazı suçlar hakkında soruşturma başlatılması şikayete tabi tutulmuştur. Şikayete tabi tutulan suçlarda savcılık soruşturmayı resen (kendiliğinden) başlatılacaktır. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun 3. fıkrası şikayete tabi tutulmuştur. Kanuni temsilcinin rızası veya bilgisi dışında evi terk eden çocuğu ailesine veya yetkili makamlara haberdar etmeden yanında tutulması hali şikayete tabi tutulmuştur. Şikayet süresi ise 6 aydır. Suçun işlenildiği tarihten ve suçun failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde şikayet edilmelidir.

Ancak ilgili kanun maddesinin diğer fıkraları şikayete tabi tutulmamıştır. Savcılık soruşturmayı resen başlatacaktır.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunda Görevli Mahkeme

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dava, suçun işlendiği yerde asliye ceza mahkemesinde görülecektir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Şikayet Dilekçesi

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ: Ad Soyad (TC Kimlik No: …)

Adres

VEKİLİ: Av. Ad Soyad

Adres

ŞÜPHELİ: Ad Soyad (TC Kimlik No: …)

Adres

SUÇ TARİHİ: …/…/…

SUÇ: Çocuğun Kaçırılması veya Alıkonulması Suçu

KONU: Şüpheli hakkında soruşturma başlatılması talepli suç duyurusudur.

AÇIKLAMALAR:

1-) Müvekkil ile şüpheli İstanbul 5. Aile Mahkemesinin …/… Esas sayılı dosyası üzerinden …/…/… tarihinde boşanmışlardır. Tarafların müşterek çocuğun velayeti müvekkile verilmiştir. Müşterek çocuk henüz 6 yaşında olup anne bakımına muhtaç bir yaştadır.

2-) Tarafların boşanma davasına dair verilen kararda şüpheli baba ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki günleri tayin edilmiştir. Mahkeme kararına göre her ayın 1. ve 3. hafta cumartesi saat 10:00’da anneden teslim alıp Pazar saat 18:00’de anneye teslim edilmesi yönünde karar verilmiştir. Şüpheli …/…/… tarihinde mahkeme kararına göre çocuğu müvekkilden teslim almış; ancak ertesi gün anneye teslim etmemiştir.

3-) Müvekkil, şüphelinin çocuğu teslim edeceği saatte teslim edilmemesi nedeniyle şüpheliyi defalarca aramış ancak telefonu kapalı olduğundan şüpheliye ulaşamamıştır. Müvekkil, şüpheliden haber alamayınca şüpheli ile şüphelinin ailesinin evine gitmiş ve kapıyı kimse açmamıştır. Müvekkil, müşterek çocuğunu 1 haftadır görmemekte ve şüpheliden de haber alamamaktadır.

4-) Şüpheli görüldüğü üzere Türk Ceza Kanunu’nun 234. madddesi olan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu işlemiştir. Tüm bu nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve hakkında kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.

HUKUKİ NEDENLER: TCK ve ilgili her türlü mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: İstanbul 5. Aile Mahkemesi …/… Esas sayılı dosya, tanıklar, kamera kayıtları ve yasal her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve gerekçelendirilen nedenlerle, şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.

Müşteki Vekili

Av. Ad Soyad

İmza

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Yargıtay Kararları

15 Yaş Altındaki Çocuğun Kendi Rızasıyla Arkadaşında Kalması

Mağdure, suça sürüklenen çocuk ile bir internet kafede tanışmış, evden kaçarak onun evine gelmiş, evde bir gece kalmıştır. Mağdure, burada geçirdiği bir gecenin ardından suça sürüklenen çocuğun babası tarafından polis merkezine teslim edilmiştir.

Kayseri 1. Çocuk Mahkemesi tarafından 23.06.2015 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak, hükmün açıklanması ile birlikte suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Bunun üzerine, suça sürüklenen çocuk müdafii, çocuk mahkemesinin vermiş olduğu karara ilişkin temyiz başvurusunda bulunmuştur.

 Yargıtay, dosya incelemesinde mağdurenin 15 yaşından küçük olduğunu nüfus kaydından tespit etmiştir. Olayda her ne kadar mağdurenin cebir, hile veya tehdit kullanılmadan baba yanından kaçarak suça sürüklenen çocuğun yanında kalsa da mağdure 15 yaşından küçük olduğu için rızası hukuken geçerli sayılmamaktadır. Mahkeme bu durumu gözetmeden suç vasfında yanılmıştır, söz konusu suç kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmeden karar verilmiştir. Tüm bu gerekçelerle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/10012 Esas, 2019/12716 Karar)

Baba Hakkında Annenin Çocukları Kaçırdığına Dair Suç Duyurusunda Bulunması

Anne, velayeti kendisinde olan ortak çocukları kendisine teslim etmediği gerekçesiyle babadan çocuğunu kaçırma ve alıkoyduğu iddiasıyla babadan şikayetçi olmuştur. Bu nedenle sanık sıfatındaki baba, İstanbul Anadolu 12. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan yargılanmıştır. Sanık hakkında mahkeme tarafından mahkumiyet kararı verilmiş, mahkumiyet kararı üzerine sanık müdafii, hükme karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Dosya incelendiğinde, daha önce aile mahkemesi tarafından sanığın kusurlu olması gerekçe gösterilerek çocuklarının ve davalı eşinin ikamet ettiği eve girmemesine, çocukların ise tedbiren annenin yanında bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak aynı mahkeme velayet davasının ara karar aşamasında da küçük çocuğun, okul ile irtibatı kesilmemesi açısından davalı annenin bulunulan adreste ikamet etmeyi sürdürmesine de karar vermiştir. Kararda ayrıca, anne adreste oturmayı istemez ise burada küçük çocuk ve davacı babanın kalabileceği belirtilmiştir. Bu karar üzerine, dosya kapsamında belirtilen adreste katılanın yani annenin kalmadığı, aksine çocuk ile babanın yani sanığın kaldığı anlaşılmıştır.

Yargıtay, aile mahkemesinin vermiş olduğunu bu kararı da baz alarak, sanığın ortak çocuğu annesine teslim etmemesinde bir suç kastı olmadığı kanısına varmıştır. Verilen kararın yetersiz ve hatalı olduğuna kanaat getiren Yargıtay, mahkumiyet kararının bozulmasına karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/3924 Esas, 2019/12413 Karar)

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçundan Beraat Kararı Verilmesi

Ağır ceza mahkemesi tarafından, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan ise birden çok sanık yargılanmıştır. Mahkemece, sanıklardan biri hakkında çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediği tespit edilerek mahkumiyet kararı verilirken, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu işlediği iddia edilen diğer sanıkların beraatine karar verilmiştir. Verilen bu karar üzerine sanık müdafii ve mağdure vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya içerisindeki tutanak, belgeler ve gerekçelerin incelemesi sonucunda, reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuğun kaçırılarak alıkonulması suçunu bizzat sanığın işlediğine kanaat getirmiştir. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun isnat edildiği diğer sanıkların cezalandırılmasını gerektiren yeterli bir delil bulunmamıştır. Ayrıca Yargıtayın bu kararında, tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, verilen cezaların ve beraat kararının da dosya kapsamında kanunen uygun bulunduğu belirtilmiştir. Tüm bunları göz önüne alarak Yargıtay, sanık müdafii ve mağdure vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddederek, mahkemece verilen hükmün onanması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/7487 Esas, 2019/11262 Karar)

19 Yaşındaki Kişinin Rızasıyla Ormanlık Alana Kaçması Suç Görülmemiştir

Ağır ceza mahkemesi tarafından çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılama yapılmıştır. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraat verilirken 19 yaşındaki mağdure ile ormanlık alana kaçma eylemi çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu oluşturduğundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Mağdure vekili beraat kararı, sanık müdafii mahkumiyet kararı için temyiz talebinde bulunması üzerine dosya Yargıtay incelemesine sunulmuştur.

Yargıtay dosya incelemesi sonucunda cinsel istismar yönünden verilen beraat kararını kanunen uygun ve yerinde bulmuş, mağdure vekilinin temyiz başvurusunu reddederek beraat kararını onamıştır.

Yargıtay, mağdurenin eylemin gerçekleştiği tarihlerde, mahkemece düzeltilen doğum tarihine bakarak 19 yaşının içerisinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca reşit olan mağdurenin, üzerinde hiçbir şekilde cebir, tehdit ve hile ile baskı kurulmaksızın sanık ile bizzat kendi rızasıyla ormanlık alana gittiği görülmektedir.

Sonuç olarak, mağdurenin reşit olması ve kendi rızası ile sanıkla buluşması gibi unsurları göz önüne alarak mahkumiyet kararı kanuna aykırı bulunmuştur. Mahkemece sanığa, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararının bozulması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/8022 Esas, 2019/11242 Karar)

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçunda Zamanaşımı

Çocuk mahkemesi tarafından suça sürüklenen çocuk için çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu üzerine yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun müdafii temyiz itirazında bulunarak dosyanın Yargıtay tarafından incelenmesini istemiştir.

Yargıtay tarafından yapılan incelemede isnat edilen suç tarihinde, suça sürüklenen çocuk 15 yaşındadır. Çocuğa yüklenen suçun ilgili yasa maddesinde cezasının üst sınırı itibariyle zamanaşımı süresi 7 yıl 12 ay olarak öngörülmüştür. Bu zamanaşımı süresinin de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dönemdeki durma süresi de üzerine eklendiğinde, çocuğun suçu işlendiğinin iddia edildiği tarihten temyiz tarihine kadar olan sürede dolduğu fark edilmiştir. 

Dosya kapsamında elde edilen bu bilgilere dayanarak Yargıtay, verilen mahkumiyet kararı hakkında bozma yönünde karar verirken, aynı zamanda kamu davaları için öngörülen zamanaşımı süresi de dolduğu için yeniden yargılamaya gerek olmadığından davanın düşürülmesine de karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/14842 Esas,  2019/11653 Karar)

Mahkemenin Yetersiz ve Eksik Gerekçeyle Hüküm Kurması

Ağır ceza mahkemesi tarafından 19 yaşındaki mağdure ile tanıştıktan hemen sonra cinsel ilişkiye giren sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları gerekçe gösterilerek mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara sanık müdafii ve katılan bakanlık vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yapılan incelemelerde mağdure, sanığa 19 yaşında olduğunu söylediği ve sanık ile tanışma sonrasında cinsel ilişkiye girdiği tespit edilmiştir. Ancak mağdure mahkemede sanığa 16 yaşında olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Mağdurenin farklı beyanları nedeniyle mağdurenin yaşından büyük göründüğüne dair savcılık tarafından duruşmada psikolog görüşü de alınmıştır.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Yargıtay, hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının dava sürecinde tartışılması gerektiğine ancak mahkemenin bunu yapmadan, yetersiz ve eksik gerekçelerle mahkumiyet kararı verdiğine kanaat getirmiştir.Bütün bunlar nedeniyle mahkeme kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2019/866 Esas,  2019/11075 Karar)

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ve Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Asliye ceza mahkemesi tarafından sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara itiraz eden sanık müdafii, temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay mahkemenin delilleri eksiksiz bir şekilde kararda gösterildiğini tespit etmiştir. Ayrıca dosya kapsamında, hükmedilen cezanın da kanuni sınırlar içerisinde ve uygun olduğuna kanaat getirmiştir. Bu aşamada, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedeniyle sanığa verilen mahkumiyet kararını uygun bularak onamış, sanık müdafiinin talebini reddetmiştir.

Davanın diğer bir konusu olan, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçuna dair ise çocuğun yaşı küçük olduğundan anne babanın da dava sürecine dahil edilmesi gerektiğine, anne babasının herhangi bir şikayeti olup olmadığı sorulmaksızın verilen mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna kanaat getirmiştir. Bu gerekçeyle mahkumiyet kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir.(Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/4856 Esas,  2019/11033 Karar)

16 Yaşındaki Mağdure ile Sanığın Birlikte Kaçarak Farklı İllere Gitmesi

Reşit olmayan 16 yaşındaki mağdure ile sanığın birlikte İstanbul ve İzmir gibi illere kaçarak beraber kaldığı ve sanığın birçok defa mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği belirlenmiştir. Daha sonra kendileri için bir ev tutup beraber yaşamaya başlayan mağdure ve sanık, soruşturma başlatılması üzerine bu evde yakalanmışlardır.

Ağır ceza mahkemesi tarafından sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık savunmasında mağdurenin yalnızca reşit olmadığını değil, zeka geriliğinin olduğunu da bilmediğini beyan etmiştir. Sanık müdafii ve katılan vekilinin talebi üzerine karar temyiz merci olan Yargıtayca incelenmiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde, mağdurenin yakınlarından alınan ifadelerle reşit olmayan mağdurenin aslında akıl sağlığının bozuk olduğu tespit edilmiştir. Ancak mahkeme tarafından mağdurenin zekâ geriliğine dair tıp ve psikoloji alanında eğitimli heyet tarafından rapor alınmadığı fark edilmiştir.

İncelenen dosyadaki bu bilgileri de göz önünde bulunduran Yargıtay, hata hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının da araştırılması gerektiğini, sanığın mağdurenin akıl sağlığından yoksun olduğunu bilemeyeceği durumda olup olmadığının araştırılmadan kurulan mahkumiyet kararının bozulması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2019/1920 Esas, 2019/11022 Karar)

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçundan Verilen Mahkumiyet Kararının Bozulması

Katılan yaşadığı evlilik dışı ilişki sonucunda hamile kalmışı ve bu nedenle kendi ailesinden kaçarak sanıklar ile yaşamaya başlamıştır. UYAP sisteminden ulaşılan kayıtlara göre haziran ayında bebeğinin dünyaya geldiği ve katılanın yaşadığı ailevi sorunlar nedeniyle bebeği sanıkların yanında bırakarak evden ayrıldığı görülmüştür. Asliye ceza mahkemesi tarafından, yaşanan bu olay gerekçe gösterilerek çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanıklar müdafiinin temyiz talebi üzerine dosya incelenmek üzere Yargıtaya gönderilmiştir.

Yargıtay, yapılan incelemeler ve görüşmeler neticesinde olaylar üzerine bebeğin, sanıklardan birinin nüfusuna kaydedilmiş olduğu ve sanıkların bebek ile birlikte yaşamaya başladığı bilgilerine ulaşılmıştır. Bu durumda kaçırma ya da alıkoyma gibi bir durumun söz konusu olmadığı görülmektedir. Hatta sanıklar bu süreçte bebeğin bakımı ve sağlığı için oldukça fazla çaba sarf etmiştir. Ancak katılan bir süre sonra dönüp çocuğunu geri istemiştir. Bunun üzerine sanıklar çocuğun geleceği ile ilgili endişeye kapılarak, çocuğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı bir çocuk yuvasına teslim etmişlerdir. Sanıkların suç işleme kastı ile hareket edip etmediği konusunda yeterli şüphe veya delil olmadan verilen mahkumiyet kararı kanuna aykırı olarak tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/3128 Esas, 2019/11036 Karar)

15 Yaşından Küçük Kızın Evden Kaçması Sonucu Başka Bir Şehre Götürülmesi

15 yaşından küçük mağdure kendi ailesinden kaçarak sanığın yanına gelmiştir. Sanık ile mağdure sabaha kadar sokaklarda dolaşmış ve ardından tren ile Afyon’a gitmiştir. Afyon’a vardıktan sonra sanığın mağdureyi otobüse bindirerek İnegöl’e gönderdiği görülmektedir. Mağdure İnegöl terminaline gelmiş, burada tek başına dolaşırken birileri tarafından fark edilmiştir, fark eden şahıs tarafından bu durum polise bildirmiştir. Bunun üzerine mağdure polisler tarafından karakola götürülmüştür.

Sanık hakkında sulh ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmış, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Karar üzerine sanık temyiz başvurusunda bulunmuş, dosya incelenmek üzere Yargıtaya gönderilmiştir.

Dosya incelemelerinde, suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin herhangi bir cebir, tehdit veya hile ile kandırılmadan kendi rızası ile ailesinden kaçarak sanığın yanına geldiği anlaşılmıştır. Tüm bunlar karşısında mağdurenin olaylar yaşanırken 15 yaşını henüz doldurmamış olması nedeniyle rızası hukuken geçerli sayılmadığı gibi eylemin de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği belirsizdir. Bu konuda karar vermekte yetkili mahkemede sulh ceza mahkemesi değil, asliye ceza mahkemesidir.

Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekirken, yargılamaya devam edip, mahkumiyet kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle mahkumiyet kararının bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/3615 Esas, 2019/10054 Karar)

15 Yaşını Tamamlamadığından Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunu Oluşturması

Suça sürüklenen çocuk mahallede tanıştığı mağdureyle duygusal anlamda bir bağ kurmuştur. Olayın olduğu tarih, mağdure ile saat 17:00 gibi buluşmuş, ardından mağdurenin kaçma talebinde bulunması üzerine mağdureyi tanıdıklarının evine getirmiştir. Mağdure, suça sürüklenen çocuğun annesinin ihbarı ile polisler tarafından evin bahçesinde bulunmuş ve ailesine teslim edilmiştir. 

Söz konusu olay nedeniyle yapılan yargılamada asliye ceza mahkemesi tarafından, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Bunun üzerine katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafii temyiz talebinde bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesi sonucunda, olayların olduğu tarihte mağdure 15 yaşını doldurmamış olduğundan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eyleminin tamamlandığına kanaat getirmiştir. Bu nedenle suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan cezada indirim Yargıtay tarafından yasaya aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak Yargıtay, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazlarını değerlendirerek bu kararın bozulması yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/2930 Esas, 2019/9752 Karar)

Kaçırılan Çocuk Hakkında Temyiz Başvurusu Anne Tarafından Yapılmalı

Asliye ceza mahkemesi tarafından basit kasten yaralama ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan yargılama yapılmış, sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Katılan vekilinin temyiz istemi üzerine de dosya incelenmek üzere Yargıtay’a gönderilmiştir.

İlk olarak çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu hakkında verilen beraat kararı incelenmiştir. Dosya kapsamında 18 yaşını doldurmamış olan çocuğun velayeti annededir; ancak temyiz başvurusu dosyada katılan sıfatı ile bulunan halasının vekili tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak halanın çocuk ile ilgili ya da çocuk adına işlem yapma yetkisi yoktur. Temyiz istemini annenin ya da annenin vekilinin yapması gerekmektedir. Temyiz istemi yapan katılan vekilinin buna yetkisi olmadığından, temyiz istemi de Yargıtay tarafından reddedilmiştir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2019/4233 Esas,  2019/12133 Karar)

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Hakkında Düşme Kararı

Ağır ceza mahkemesi tarafından beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli istismarı ve çocuğun kaçırılması ve alıkonması suçları ile ilgili şikayet yokluğu nedeniyle dava düşürülürken, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Verilen karar üzerine sanık müdafii ve bakanlık vekilinin temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, reşit olmayanla cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen düşme ve beraat kararlarını usul ve kanuna uygun bularak onamış ve temyiz itirazlarını reddetmiştir.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan verilen düşme kararı hakkında yapılan incelemede ise, mağdurenin kaldığı kız yetiştirme yurdunun bağlı olduğu bakanlığın vekili bu konu ile ilgili şikayetçi olduklarını belirttiği için mağdurenin şikayetçi olmamasının, yaşının küçük olması sebebiyle düşme kararına gerekçe olarak gösterilemeyeceğini ve dikkate alınması gerekenin bakan vekilinin şikayeti olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle bu karar hakkında bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/5321 Esas, 2019/9712 Karar)

15 Yaşını Doldurmayan Mağdurun Rızası Hukuken Geçerli Değildir

Olay tarihinde henüz 15 yaşını doldurmamış olduğu görülen mağdure, kendi rızası ile evinden kaçıp sanıkla buluşmuş ve birlikte onun tanıdığı birinin evine gelmiştir. Ertesi gün, reşit olmayan ve henüz on beş yaşını dahi doldurmamış olan mağdure jandarma tarafından bulundukları evden teslim alınmıştır. 

Sanık hakkında sulh ceza mahkemesi tarafından çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili yargılama yapılmış, beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyiz itirazında bulunmuştur.

Mağdure 15 yaşını doldurmadığından hukuki rızası mahkemece geçerli sayılmadığından mevcut durumun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir. Ancak bu konuda karar verilmesinin sulh ceza mahkemesinin görev alanına girmediği tespit edilerek verilen beraat kararında yetkisiz olduğu gerekçesi ile bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/2833 Esas, 2019/8913 Karar)

Mahkumiyet Kararına Karşılık Bozma Yönünde Karar Verilmesi

Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte 14 yaşında olan mağdure ve suça sürüklenen çocuk arkadaştır. Taraflar buluşarak suça sürüklenen çocuğun evine gitmiş, suça sürüklenen çocuğun bir arkadaşı ve annesi ile birlikte kahvaltı yapmışlardır. Bu esnada mağdurenin evde olduğu süre boyunca herhangi bir zarar verilmemiş, hukuka aykırı sayılabilecek hiçbir eylemde bulunulmamıştır. Sonrasında da mağdure, yakınları tarafından alınarak ailesine teslim edilmiştir.

Sulh ceza mahkemesi tarafından çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafii temyiz itirazında bulunmuştur.

Yargıtay, mağdurenin yaşının küçük olduğu, kaçırılma ve alıkonulma suçunun oluşmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da yasal unsurları gereği gerçekleşmediği görüldüğünden bu dava sonucunda mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğu kanaatine varmış ve kararı bozmuştur. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/3769 Esas, 2019/8734 Karar)

Parkta Karşılaşılması ve Ayrı Banklarda Yatılmasının Suç Teşkil Etmediği

Suça sürüklenen çocuk mağdure ile parkta karşılaşmış ve ayrı banklarda yatmışlardır. Yaşanan bu kaçma olayı gerekçe gösterilerek suça sürüklenen çocuk, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili çocuk mahkemesi tarafından yargılanmış ve hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Çocuk müdafinin temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtayın dosya incelemesi sonucunda, suça sürüklenen çocuğun parkta karşılaştığı mağdure için eve gitmek isteseydi ona engel olmayacağını dile getirdiği bilgisine ulaşılmıştır. Bu beyana ve mevcut duruma bakıldığında çocuğun suç oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Olayın özelliğine göre suça sürüklenen çocuğun burada haberdar etme yükümlülüğü de olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazını yerinde bulunmuş kararın bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/3185 Esas, 2019/8073 Karar)

Avukat Serpil Çınar Kimdir?  

ŞİMDİ İNCELE