Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Nedenler

Türk Ceza Hukuku’nda ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenleri 24. ve 34. maddeler arasında belirtmiştir. Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler, yasaklanan ve suç olarak kabul edilen fiillerin işlenmesindeki koşullar ve neden olan olaylar göz ardı edilmeyerek ceza verilmemesi ya da cezada indirim yapılması halidir. Ceza sorumluluğunu azaltan ya da kaldıran hallerde, kişinin işlemiş olduğu suçun neden işlendiği, suçu işlemeye neden olan olaylar ve doğuran sebepler, suçun işlenmesinin kimden kaynaklandığı gibi durumlar esas alınmaktadır.

Önemli olan failin fiilinin hukuka uygunluk nedeni olması halinin olduğu, yoksa failin kusurunu kaldıran bir neden mi olduğudur. Hukuka uygunluk nedeni olması halinde, kişinin eylemi ceza hukukunda suç sayılmayacaktır. Hukuka uygunluk nedeni taşıması halinde, kişinin eylemi suç sayılmayacağından özel hukukta da bir talepte bulunma hakkı doğmayacaktır. Suç sayılmayan eylem nedeniyle, mağdur olan kişi faile karşı tazminat davası açamayacaktır. Ceza hukukunda hukuka uygunluk nedenleri; meşru savunma, görevin ifası, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası olmak üzere dört başlık halindedir.

Ceza sorumluluğunu Ortadan Kaldıran Nedenler

  • Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi:Kanun hükmünü yerine getiren kişiye kanunen ceza verilmeyeceği belirtilmiştir. Anayasada kanun olarak nitelendirilen her metinde belirtilen kanun maddesinin uygulanmasını kapsamaktadır. Bu nedenle tüzük ve yönetmelikte bulunan hükmün yerine getirilmesi bu hükme dahildir.
  • Amirin Emri:Emri vermeye yetkili merci tarafından verilmesi ve emri görev gereği yerine getirmesi halinde memurun fiili esasen suç oluştursa dahi fiil hukuka uygun olduğundan ceza almayacaktır.
  • Meşru Müdafaa (Meşru Savunma): Kişinin kendisine ya da üçüncü kişiye karşı yapılan haksız saldırıyı def etmek amacıyla savunma eyleminde bulunmasıdır. Kendisine veya üçüncü kişiye yapılan haksız saldırının devam ediyor ya da yakın zamanda tekrarlanacak olması gerekmektedir. Bunun yanında meşru savunmada bulunacak kişi, saldırı ile orantılı olarak savunmada bulunmalıdır. Meşru müdafaa koşullarına uygun olarak davranan kişi hakkında ceza verilmeyecektir.
  • Zorunluluk Hali: Kişinin kendisine gelen tehlikeyi önlemek amacıyla başkasının hakkına ya da başkasına zarar vermesidir. Kişinin karşılaştığı tehlike ağır ve kesin olmalı, bu tehlike kendisine ya da üçüncü bir kişinin hakkına yönelik olmalıdır. Kişi, tehlikeye bilerek neden olmamalı, kişinin eylemi ile tehlikeden başka türlü korunma olanağının bulunmaması gerekmektedir. Meşru müdafaada olduğu gibi tehlikeden korunmak adına savunma ile tehlike arasında oran bulunmalıdır. Uygulamada zorunluluk hali ile meşru müdafaa birbirine karıştırılmaktadır. Ancak her ikisi birbirinden farklıdır. Zorunluluk halinde, gelen tehlike kişiden kaynaklanabileceği gibi doğal afet gibi önüne geçemeyeceği bir tehlikeden doğacaktır. Örneğin; sel felaketi nedeniyle akıntıya kapılmaktan kurtulmak için bir başkasının balkonuna tırmanan kişi zorunluluk halinden yararlanarak ceza almayacaktır.
  • Hakkın Kullanılması: Kanunda hakkını kullanan kişiye ceza verilmeyeceği belirtilmiştir. Hak, kişiye kanunen tanınmış olmalı, kişi, kendisine verilen hakkın sınırını aşmadan kullanmalıdır. Hakkın kullanılması halinde fail cezalandırılmayacaktır.
  • İlgilinin Rızası: Suça konu edilen eyleme mağdur olan kişinin rızası olması halinde faile ceza verilmeyecektir. Ancak belli başlı bazı koşulların bulunması halinde kişi ilgilinin rızası nedeniyle ceza almayacaktır. Öncelikle suça konu eylemden mağdur olan kişinin kendi rızası olmalıdır, bir başkasının mağdur üzerindeki eyleme dair rızası geçerli olmayacaktır. Bunun yanında mağdurun rızası, baskı ya da tehdit altında vermesi halinde geçerli olmayacaktır. En önemlisi de tasarruf serbestisi kısıtlanmamış hak için rıza verilmelidir. Kişinin kolunun kesilmesinde rıza göstermesi halinde fail, cezalandırılacak ve ilgilinin rızası hükümleri uygulanmayacaktır.
  • Ceza Sorumluluğunu Azaltan Nedenler

  • Yaş Küçüklüğü: Suçu işleyen failin yaşına göre ceza sorumluluğu azalacak ya da tamamen ortadan kalkacaktır. On iki yaşından küçük olan çocukların ceza sorumlulukları bulunmamaktadır. On iki yaşından küçük olan çocuklar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmayacaktır. Ancak on iki ile on beş yaş arasındaki çocuklarda failin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadıkları sorulacaktır. Çocuk, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyor ise cezai sorumluluğu olmayacaktır fakat hukuki anlam ve sonucunu algılıyor ise ceza hukuku açısından sorumlu olacak, cezası azaltılarak verilecektir. On iki ile on beş yaş aralığında olan küçük hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on bir yıla; diğer hallerde ise yarı oranında indirim yapılacaktır. On beş ile on sekiz yaş arasında ise ağırlaştırılmış müebbet hapsi yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla; müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on beş yıla, diğer hallerde üçte biri oranında indirilecektir.
  • Sağır ve Dilsizlik: Sağır ve dilsizlik durumunda da verilecek cezada, yaş durumuna bakılacaktır. Sağır ve dilsiz olan kişilerin cezai ehliyetinde yaş küçüklüğünde belirtilen yaş aralığına paralel bir düzenleme getirilmiştir. On beş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz olan kişinin işlemiş olduğu suçtan cezai sorumluluğu olmayacaktır. On beş ile on sekiz yaş aralığında olan sağır ve dilsizlerde verilecek ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on beş yıla kadar hapis; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar ve diğer hallerde cezada yarı oranında indirim yapılacaktır.
  • Akıl Hastalığı: Akıl hastası olan kişinin suç işlemesi halinde kusur yeteneğinin olmadığı kabul edilecektir. Akıl hastalığına dair hükmün uygulanması için kişinin suç işlediği tarihte söz konusu akıl hastalığının bulunması gerekmektedir. Suç tarihinden sonra akıl hastası olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Akıl hastası olan kişinin yapmış olduğu eylemin anlam ve sonucunu algılayacak durumda olmadığından ceza verilmemektedir. Ancak akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücünde tamamen yoksunluk bulunmuyor ve iradesinde normal birisine göre azlık bulunuyor ise cezadan indirim yapılacaktır.
  • Haksız Tahrik:Kişinin işlemiş olduğu suçta haksız tahrik hükümlerinin koşulları bulunuyor ise verilecek olan cezadan indirim yapılacaktır. Haksız tahrik, kişinin haksızlık karşısında kendisinde meydana gelen hiddet veya şiddetli elem etkisi altında suç işlemesidir. Kişinin kendisine karşı yapılan haksız bir eylem bulunmalı, fail, bu haksız eylem nedeniyle elem ve keder etkisiyle suç işlemelidir.
  • Hata (Yanılma): Kişinin işlemiş olduğu suçta hatada bulunması, yanılması halinde cezai sorumluluğu azalacak ya da artırılacaktır. Kişinin işlemiş olduğu suçta, hedefte sapma ve şahısta sapma olarak ikiye ayrılmıştır. Kişi, suçun maddi unsurlarında hatada bulunması, kastetmemesi halinde, kişiye ceza verilmeyecektir. Kişinin işlediği suçun daha ağır ya da daha az cezayı gerektiren nitelikli unsuru bilmemesi halinde ise nitelikli hali ile değil basit hali ile cezalandırılacaktır.
  • Cebir ve Şiddet, Korkutma ve Tehdit: Kişi karşı koyamayacağı cebir (fiziki baskı) ya da tehdit (manevi baskı) durumunda işlediği suçtan dolayı ceza verilmeyecektir. Kişi üzerinde yapılan fiziki baskı ya da tehdit ile suç işlenmeye sevk edilir ise kişi hakkında ceza verilmeyecektir.
  • Geçici Nedenler, Alkol ve Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma: Kişinin geçici bir nedenle ya da iradesi dışında alkol veya uyuşturucu madde alması halinde kişiye ceza verilmeyecektir. Ancak kişinin geçici neden olarak belirttiği durum kendi iradesi ile irade yeteneğini, algılama durumunu azaltacak bir durumda bulunmayacaktır. Kişi, geçici neden olarak belirtmiş olduğu duruma kendi iradesi ve isteği dışında düşmesi gerekmektedir. Kendi iradesi dışında algılama yeteneğinin zayıfladığını ispatlamakla mükelleftir.

Hukuka Uygunluk Nedenlerinde Sınırın Aşılması Hali

Kişi, işlemiş olduğu suçta ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde istemsiz olarak sınırın aşılması hali kanunda düzenlenmiştir. Sınırın aşılması, her hukuka uygunluk sebebi adına geçerli bir durum değildir.

Sınır bilerek ve isteyerek aşılmamış ise, taksirle aşılmış olması halinde kanunda yazılı olan cezanın altıda birinden üçte birine kadar indirim yapılacaktır

Meşru müdafaa (meşru savunma) durumunda sınırın aşılması halinde, kişinin suç işlediği sırada mazur görülebilecek düzeyde heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise kişiye ceza verilmeyecektir.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇ